• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 15 °C

Işık’ın sorumluluğu artık daha ağır

İsmet ÇİĞİT
Aslında dün, Türkiye’nin tek gündeminin  yeni Hükümetin açıklanması olması bekleniyordu. Ama sabah saatlerinde Suriye sınırından  gelen Rus  savaş uçağının düşürülmesi haberi , gündemi alt üst etti. Yeni hükümetin açıklanması geciktikçe, merak artıyordu. Ama  Rus uçağının düşürülmesi, olası bir savaş durumu, artan meraka rağmen, hükümet konusunu  arka plana attı. 

*HER YENİ HÜKÜMET BENİ HEYECANLANDIRIR
Dün Türkiye Cumhuriyeti’nin 64 üncü hükümeti Cumhurbaşkanı tarafından atandı, resmen işe başladı. Her halde, bu 64 hükümetten en az 30’nun kuruluşuna tanık olmuşumdur. Kaç defa Demirel hükümet kurdu. Ecevit, Erbakan, Çiller hükümetleri kuruldu. Askeri darbe dönemlerinde hükümetler kuruldu. Bu ülkeyi çok seven, bu ülkenin iyi yönetilmesini çok isteyen bir insan olarak, her yeni hükümetin açıklanışında  büyük bir heyecan ve umut hissederim. Türkiye Cumhuriyeti devletinde Bakan olmak, bu çok yüce makamda bu millete hizmet etmek onuruna ulaşmak,  çok az insana nasip olan bir büyük lütuf olsa gerektir. Bu görevi üstlenen herkesin,  bu millet için samimiyetle  elinden geleni yapacağına da  inanıyorum. Dün de 64 üncü hükümetin açılışını izlerken, büyük bir heyecan duydum. Başbakan Davutoğlu’nun “Bu hükümetin birinci görevi  ülkeye sevgi tohumları ekmektir” sözünü de ayrıca önemsiyorum. Umarım, sayın Başbakan’ın dediği gibi olur. Bu ülkenin gerçekten sevgi tohumlarına çok ihtiyacı var. 

*IŞIK HAK EDİYORDU 
Malum, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 64'üncü hükümeti kurma görevini, 17 Kasım’da Davutoğlu’nu verdi. Hemen ertesi gün, ya da en geç 2-3 gün içinde hükümetin açıklanması bekleniyordu. Ama tam bir hafta sürdü. Bu uzayan süreçte  dikkat ettim. Bir kısmı AKP’li çevreler olmak üzere, ilimizde kimi kesimlerde “Fikri Işık yeniden Bakan yapılmayacak” söylentisi  yayılmaya çalışıldı. Hatta, böyle olmasını isteyen pek çok kişi vardı. 
Oysa, Fikri Işık 2013 yılı sonunda Nihat Ergün’den aldığı görevi  kusursuz yapmıştı. Bu kentin –en azından AKP içindeki diğer aktörlere bakıldığında- en çalışkan siyasetçilerinden biri olduğu  inkar edilemezdi. Neden bir kısmı AKP içinde, bir kısmı AKP dışında pek çok insan Işık’ın yeniden Bakan olmasını istemiyordu, doğrusu anlayamadım. 
Fikri Işık, 64 üncü hükümette de aynı görevde kaldı.  Aslında  2013 yılının son günlerinde bu görevi Nihat Ergün’den devralırken,  Kocaeli milletvekili oluşu, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın  partisine büyük doestek veren Kocaeli’yi bakansız bırakmama  isteği  önemli faktördü. Ancak,  Işık, Bakanlık görevini üstlendikten sonra, gerçekten yüksek performans gösterdi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Işık sayesinde  önemli ve konuşulan bir makam haline geldi.Işık’ın seçim bölgesi Kocaeli’deki performansı da hep yüksek kaldı. 7 Haziran seçimleri hayal kırıklığı olsa da, 1 Kasım’daki olağanüstü sonuçta da Işık’ın  büyük payı olduğunu kimse yadsıyamaz. Işık bu defa “Aman Kocaeli’den biri Bakan olsun” diye değil, bu görevi layıkıyla yaptığı ve yeniden hak ettiği için Bakan olmuştur. 
Ama  bundan böyle Kocaeli’ye olan sorumluluğu da daha yüksek olacaktır. 
Kocaeli, Osman Pepenin bakan olduğu, Nihat Ergün’ün Bakan olduğu dönemlerde önemli ve ayrıcalıklı hizmetler aldı. Zaten bizim kentimizin buna ihtiyacı var. Sadece yerel yönetimlerin performansı, bu şehrin çok hızlı artan sorunları ve ihtiyaçları karşısında yetersiz kalıyor. 
Halen Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı, ama  kendi gücüyle yapamayacağı pek çok büyük proje var. Devlet desteği gerekiyor. Bunların başında Metro işinin başlaması var. Siyasete Kocaeli’de başlayan, bu kentte iktidar partisinin  il başkanı, ardından milletvekili, ardından Bakan  olan  Fikri Işık’ın hala bu kente  önemli borcu vardır. Karayollarının ilimiz içinden geçen bölgelerinde yapılacak kavşak, üst geçit, battı çıktı projeleri için mutlaka devreye girmeli, Karayolları’nın direnişlerini kırmalıdır. Nihat Ergün döneminde gündeme gelen, Işık döneminde  fiilen uygulaması başlayan  Bilişim Vadisi Projesinin  süresi içinde bitmesi, bu kentteki genç işsizlerin önünün açılması gerekiyor. 
Fikri Işık’ın yeniden Bakan olmasından bu kentteki herkesin memnuniyet duyması gerekiyor. Çünkü bu kentin gerçekten  hükümet içinde temsil edilmeye ihtiyacı var. AKP’nin ilimizden seçilen 7 milletvekiline bakıldığında,  Bakanlık koltuğuna en yakışacak isim kuşkusuz Fikri Işık’tı. Işık’ın bu kente 7 Haziran öncesi verdiği çok net sözler bulunuyor. 1 Kasım öncesi yaptığımız bir söyleşide, “Hele yeniden tek başımıza güçlü iktidar olalım, bütün sözlerimizi yerine getireceğiz” demişti. Kuzey Otoyolu var, Güney Otoyolu var. Kartepe’ye teleferik var. İstanbul-Adapazarı arasında banliyö tren ihtiyacı var. 
Eminim, Sayın Işık, önümüzdeki 4 yıl boyunca  Bakanlık görevini sürdürecektir. 2019’da Karaosmanoğlu yeniden aday olamayacağı için-kendisi de milletvekilliğinde 3 dönemi doldurmuş olacak- Büyükşehir’e adaylığı şimdiden konuşuluyor. Işık, bu 4 yıllık süre içinde  Bakan olarak bu kentin  büyük sorunlarını çözüm yoluna soksun, sonra gelip, 2019’da Büyükşehir’e göğsünü gere gere aday olsun. 
Yeni hükümetin Türkiye’ye barış tohumları ekmesini diliyorum. Siyasette kendisini defalarca kanıtlayan Sayın Fikri Işık’ın hükümette yerini koruyup, yeniden  Bakan olmasından büyük mutluluk duyduğumu belirterek, başarılar diliyorum. 
*Tebligatların yerine gitmesi için önce PTT’yi düzeltmek lazım
Yeni yılla birlikte,  Kocaeli genelinde yaygınlaşacak Mobese ağı ile birlikte, trafik denetimlerinin otomatik hale geleceği konusunda Vali Güzeloğlu’nun yaptığı açıklamayı dün gazetemizde aktarmıştık. 
Aslında Kocaeli için yeni bir şey keşfedilmiyor. Avrupa’da, hatta ülkemizdeki düzenli kentlerde uygulanan sistem hayata geçiriliyor. Bu yılın sonuna kadar ilimizde yerleşim alanlarının yüzde 90’ı, ilimizdeki yolların tamamı, Mobese kameralarının kapsama alanına girecek. Sistem, bilgisayar programları ile yönetilecek. Mobese sisteminin kapsama alanı genişleyince, kent genelinde asayiş ve güvenlik hizmetleri çok daha kolaylaşacak. Tabii, trafik denetimi de çok basit hale gelecek.
Vali Güzeloğlu şunları söyledi:
“- Trafikteki kural ihlalleri Mobese sistemi ile belirlenecek, trafik suçu işleyen araçların plakalarına işlenen suçun türüne göre, cezası kesilecek. Kesilen ceza, araç sahibinin ikamet adresine posta ile tebliğ edilecek.”
Tabii burada hedef, insanlara para cezası kesmek değil. Bu sistem oturduğu zaman, bu kentte araç kullananlar kameralar tarafından izlediklerini bilecek. Hata yapmamaya, kural ihlal etmemeye özen gösterecekler. Tabii bu da trafikte belli bir rahatlama sağlayacak.
Düşünce çok güzel, çok çağdaş.. Zaten trafik polisleri ile trafik denetiminin hiç yapılmadığı ilimiz için ideal bir durum. Kameralarla suçu-ya da kusuru- tespit edip, ceza tebligatı çıkartmak basit de, bu tebligatlar bu kentte vatandaşın adresine nasıl ulaşacak. İlimizde PTT bana göre çökmüş durumda. İstiklal Caddesi’ndeki merkez binasını bile 5 yıldır bitirememiş bir PTT yönetimi var. Bu kentte posta dağıtımı kesinlikle çok düzensiz. Bütün dağıtım ekipleri özelleştirilmiş, taşeron elemanları. Mektuplar, tebligatlar “Adresinde bulunamadı” denilerek, muhtarlara bırakılıyor. Halbuki, dağıtıcı adresleri bilmiyor. Gönderileri adreslere bırakmak işine gelmiyor.
Trafik suçları kameralarla tespit edilip, araç sahiplerine tebliğ edilecekse, önce ilimizde PTT’ye çeki düzen vermek gerekir. Çıkan ceza tebligatlarının, postada kaybolmadan, mahalle muhtarının insafına bırakılmadan sahiplerine zamanında ulaştırılması gerekir.
*Tek sorunları düşük ücretler mi?
Dün 24 Kasım Öğretmenler Günü’ydü. Her yılki gibi kutlandı. Sıradan, riyakar, yapmacık.. Ulusal gazeteleri gördüm. Hemen hepsi, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde,  sadece öğretmenlerin düşük ücretle çalıştığı gereğini büyütmüşlerdi. 
Ulusal gazetelerdeki haberler elbette gerçek. Elbette öğretmenlerin en büyük sıkıntısı ücretlerinin düşük olması… Sıradan bir öğretmenin eline ayda 2.250 TL ücret geçiyor.  Yüzde 70’den fazlası kredi kartlarına borçlu.  Yüzde 30’u öğretmenlik dışında başka ek işler yapıyor. Yüzde 75’i gelecekten umutsuz.. 
Hepsi doğru. Elbette temel gerçek, ülkemizde öğretmen maaşlarının düşük olması. Ama bu ülkede hangi çalışanın ücreti yüksek. Hala asgari ücretin 1300 TL olup olamayacağını tartışıyoruz.  Öğretmenlik farklı bir meslek.. Biz çocukken, öğrenciyken, öğretmenin saygınlığı vardı. Ağırlığı vardı.  Biz okul dışı saatlerde sokakta öğretmenimizi görsek, kılık kıyafetimizi düzeltmek zorunda kalırdık. Ben, “Elimde sigara ile yakalanacağım” diye ailemden korkmazken, öğretmenimden korkardım. Öğrenci velileri öğretmenlere karşı saygılıydı.  Anne babalar öğretmenlere, “Çocuğumun eti senin, kemiği benim” derdi. “Öğretmenin vurduğu yerde gül açar” denirdi.
Şimdi öğretmenlik saygın meslek değil.. Şimdi, sınıfın içinde kabadayı çocuklar öğretmene kafa tutuyor. Anne-babalar öğretmenlere tepki gösterebiliyor. Okul bahçesinde veliler öğretmenleri tersliyor. Siyaseten bölünmüş öğretmenler. İktidara yakın sendikaya üyeysen yükselebiliyorsun. Muhalifsen, itilip kakılıyorsun.
Bizim öğrencilik yıllarımızda da öğretmenler zengin değildi. Maaşları diğer devlet memurlarından, fabrika işçilerinden yüksek değildi. Ama saygın insanlardı. Bir salona girdiklerinde, en ön sıra onlara açılırdı. Şimdi otobüse binen öğretmene, öğrenci yerinden kalkıp, koltuğunu vermiyor. 
Toplum değişti. Toplumun pek çok olaya bakışı değişti. Öğretmene saygı kalmadı. Bence 24 Kasım’da öncelikle tartışılması gereken konu bu olmalı. Ücret düşüklüğü, yaşam zorluğu ülkede herkesin sorunu. Öğretmenin saygın olması lazım. Öğretmenin toplumda hak ettiği itibarı görmesi lazım. Öğretmenin örnek insan olması lazım. Gelecek 24 Kasım’larda biraz bunları tartışmalıyız.
*Gökçe de çok dertli 
Önceki gün, Kocaeli Barosu Başkanı Av.Sertif Gökçe ile uzun uzun sohbet imkanı buldum. Baro Başkanı Gökçe, bu kentteki önemli insanlardan biri. Çok çalışkan, insan ilişkilerinde gayet başarılı. Kendi mesleğinde gayet iyi. Zaten bu meziyetleri sayesinde henüz 40’lı yaşların başında Kocaeli Barosu Başkanı oldu. Baro Başkanı Sertif Gökçe ile, kentimizin ve ülkenin durumunu konuştuk. Kentle ilgili şunları söyledi:
“-Baro Başkanı olduktan sonra, Türkiye’nin pekçok iline gittim. Urfa, Gaziantep, Konya, Eskişehir, aklınıza gelen bütün iller, her açıdan bizim şehrimizi geçmiş. Yerel yönetimlere çok önemli kaynak aktarıldı. Ama bu kent, bu kaynakları değerlendiremedi. Buna üzülüyorum.” 
Baro Başkanı, Türkiye’nin durumu hakkında da şöyle düşünüyor:
“-Kesinlikle ülkenin birinci sorunu yargı, hukuk sorunu. Adalet, ayaklar altına alındı. Adalet sisteminden bir kesim temizleniyor. Aralarında kaliteli, nitelikli insanlar da gidiyor. Başka bir kesimin insanları dolduruluyor. Yargıya güven kalmadı. Yurt dışından gelecek yatırımcı, önce Türkiye’nin adalet sistemine bakıyor. Adalete güvenilmiyorsa, yatırımcı neden gelsin. Ama Türkiye’nin yatırıma ihtiyacı var. Yeni hükümetin öncelikle ve biran önce, Türkiye’de yargı sistemine yeniden güven tesis etmesi gerekiyor. Aksi halde ekonomide çok büyük sıkıntılar yaşanması kaçınılmazdır.”
*THY’nin yeni reklam yıldızları
Ülkemizin milli kuruluşu, hala devletin elinde olan ender büyük şirketlerden biri olan Türk Hava Yolları (THY) son yıllarda çok büyük adımlar attı. Bugün, dünyada en çok merkeze uçan, en fazla yolcu taşıyan hava yolu şirketlerinin başında yer alıyor. 
THY,  uçak filosunu arttırıp agresif politikalar ile büyürken,  çok yaygın ve etkili bir reklam-tanıtım kampanyası da yürüttü. Dünya televizyonlarında THY’nin reklamları yayınlanıyor. Dünyanın herhangi bir ülkesinde futbol maçı izlerken, stadın kenarındaki reklam tabelalarında THY’yi görüyorsunuz. Avrupa basketbolunun sponsoru THY..
THY dünya çapında tanıtım için bir süre ünlü sporcuları reklamlarında kullandı. Messi çıktı, Barcelona futbol takımı çıktı THY reklamlarına. Dünyanın en ünlü basketbolcusu Kobe Bryant THY’nin reklamında oynadı. Yurt içi reklamları da hep mükemmel oldu.
THY şimdi dünya çapındaki reklamları için Charlize Theron, Brad Pitt, Nicole Kidman, Catherina Zeta Jones gibi dünya yıldızları ile temas halindeymiş. Milyon dolarlar reklamlar için verilecek. Elbette yapsınlar. Ben THY’nin yabancı kanallardaki reklamlarıyla övünüyorum. 
Ama THY biraz da bizim ilimizle ilgilenemez mi?.. Şu Cengiz Topel’i  kullanmak için biraz riski biraz zararı göze almaya değmez mi?.. Yakında THY’nin sadece Türkiye’de değil, belki de dünyada uçmadığı tek hava alanı Cengiz Topel olacak. Brad Pitt’e, Nicole Kidman’a var da bize yok mu?
Bu yazı toplam 589 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37