1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. İSLAM ÜMMETİ HATALARIYLA YÜZLEŞMELİDİR
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

İSLAM ÜMMETİ HATALARIYLA YÜZLEŞMELİDİR

A+A-
         Ülkemizde ve İslam coğrafyasında meydana gelen siyası, sosyal, ekonomik ve kültürel olayların sebeplerini bilmezsek, sonuçlarından gerekli dersleri çıkarıp, gerekli olan meşru tedbirleri milletçe ve ümmetçe birlikte almazsak çok daha acı günleri yaşayabiliriz.
         Yüce Allah (CC) müslümanlara yardım edeceğini bütün insanlığa haber verdiği halde, son üç asırdır yaşadığımız birçok olay karşısında mağlup olduğumuzu Yüce Allah’ın yardım etmediğini asla söyleyemeyiz. 
         Sonuç alıcı galibiyet almadığımızı söylersek bunun sebebini de kendi yaşantımızda İslam dinine olan uzaklık ve yakınlığımıza, imanımızın zayıflığına ibadetlerimizin eksikliğine dünyeviliklere olan bağlılığımıza ve güvenimize, bela ve musibetler gelmeden önce Yüce Allah’ın gücünü, kudretini, yardımını unutup, sıkıştığımızda Yüce Allah’ı (CC) hatırlama ikiyüzlülüğümüze bakmalıyız.
          Özetleyerek anlatmaya çalıştığım bu hususlar hakkında birkaç ayet naklederek anlatmak istediğimiz siyasi konumuza kolayca bir geçiş yapmak istiyorum. 
         “Ey İman edenler, Allah’tan nasıl korunmak gerekiyorsa öyle korunun, hakkıyla takvalı olun ve mutlaka müslüman olarak can verin. Hepiniz birlikte Allah’ın ipine (İslam dinine) sımsıkı tutunun birbirinizden ayrılmayın ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Sizler birbirinizin düşmanları iken Allah, sizin kalplerinizin arasında muhabbet, sevgi meydana getirip yanaştırdı da nimeti sayesinde uyanıp kardeş oldunuz. Hem sizler, ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da Allah, tuttu sizi ondan kurtardı. İşte şimdi size ayetlerini böyle açıklıyor ki, Allah’a doğru düzgün gidebilesiniz.” (Ali İmran 102,103) 
         Bu ayeti kerimeleri şuurla anlayabilmek için, Fatiha suresinin 3. Ayetinde “O. Rahman’dır ve Rahim’dir.” ayetini çok iyi bir şekilde anlamaya mecburuz.
         
         Yüce Allah, Rahman ismiyle,  yarattığı tüm mahlûkatta, isyan eden etmeyen insanlara çalıştıklarının karşılığını ve rızkını adaletli bir şekilde vermektedir. İsyankârlar, çalıştıklarının karşılığında elde ettikleri nimetlerin kendilerinden olduğunu düşündüklerinden, Yüce Allah’ın yardımından mahrum olacaklardır. Korkak ve bereketsiz olan şer güçlerin, birleştirilmiş kuvvetleri örümcek ağından daha zayıf olduğunu Yüce Allah bizlere haber vermektedir. Müslümanlar çalışmalarının karşılığı olan nimetin Yüce Allah’tan olduğuna inandıkları için, hem cesur hem de bereketli olduklarından dünyada ve ahirette yardıma müstahak olacaklardır. 
         Yüce Allah, Rahim sıfatıyla dünyada itaatli bir şekilde kulluk yapanlara mahşerde yardım edeceği gibi, dünyada da yardım edecektir.  Meseleye böyle bakar ve böyle inanırsak Yüce Allah’ın kesintisiz olarak müslümanlara nasıl yardım ettiğini rahatlıkla görebiliriz. Bu kadar isyan, günahlar yapmamıza rağmen yeryüzünde müslüman nüfusun 2 Milyarı geçtiğini, İslam dininden vazgeçme oranın yok sayılacak kadar az olduğunu, gayri müslim cephesinden İslam dinine dönüşün hızlanması, yüce Allah’ın yardımı olduğunu görmemek insafsızlıktır. 
         Üç asırdır İslam dünyası ve ülkemiz üzerine amansız bir şekilde her türlü hile ve alçaklıklarla saldıran, şer güçlere karşı İslam dünyasının sömürülmesi dışında tamamıyla işgal edilmemesi müslümanların yok edilmemesi, İslam dininin dimdik ayakta durması Yüce Allah’ın rahmeti ve kaderi gereği bir yardım olduğunu düşünmelidirler. Bu manevi yardımı anlayamayanlar ahmaklığın ötesinde, şer güçlere boyun eğen köle ruhlu kör sağırdırlar.
         Yüce Rabbimizi bir başka ayeti kerimesinde şöyle buyurmaktadır. “ Eğer Allah size yardım ederse, o zaman size galip gelecek yoktur. Eğer Allah sizi yardımsız bırakırsa, O’nun dışında size yardım etmek kimin haddine?  O halde. mü’minler sadece Allah’a güvensinler.” ( Ali İmran 160)
         Müslümanlar olarak yardımı sadece yüce Allahtan beklemeliyiz. Nitekim ayeti kerime de açıkça ifade edilmektedir ki, “Allah’tan başka size yardım etmek kimin haddine” müslümanların görevi barıştan yana tedbirli olmaktır. Şer güçlerin yalanlarına güvenmemelidirler, örümcek ağından daha zayıf olan kuvvetlerinden korkmamalıdırlar.
         Yüce Allah’ın yardımına mazhar olmak için Kur’an-ı Kerimi ve Hz. Peygamberimizin (S.A.V.)  hayatını şuurlu bir şekilde anlayarak hayatımıza tatbik etmeliyiz. Bu hususta birkaç ayeti kerime nakledelim. Yüce Mevla şöyle buyuruyor; “ Eğer kullarım sana benden sorarlarsa, muhakkak ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin duasına karşılık veririm. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, hak yol üzere gidebilsinler”(Bakara suresi 186) 
         Ayet müslümanlara şunu emrediyor eldeki tüm iç ve dış imkânlarla tedbirinizi alınız ve Yüce Allah’a tevekkül ederek ve meydanlara çıkarak fiili ve kavli olarak dua ile yardım talep ediniz. Yardıma mazhar olmak içinde, Tahkiki bir imanla, Yüce Allah’ın Kuran’ına ve peygamberinin yoluna hakkıyla icabet etmeyi şart koşmaktadır.  Bu şartları yerine getirenler için, Cenabı- Hak Haç suresinin 38. Ve Rum suresinin 47. Ayeti kerimeleriyle mü’minlere yardım edeceğini vaat ediyor
         [“ Haberiniz olsun ki Allah, İman edenlerin tarafını savunacaktır. Çünkü Allah, hiçbir haini, nankörü sevmez.” “.. Bunun üzerine suç işleyenlerden intikam aldık; ama mü’minlere yardım etmek üzerimize düşün bir görev oldu.”]
         Bu girişten sonra, ülkemiz ve İslam dünyasının çektiği siyasi sosyal ekonomik ve kültürel sancılardan kurtulması için iki şey yapması lazım; önce hastalığı meydana getiren mikropları teşhis etmeliyiz, sonra ümmet bilinciyle tedaviye geçmeliyiz. Irkçı Siyonizm’in neden Filistin toprakları üzerine muharref Tevrat’a dayalı bir Yahudi İsrail devletinin kurulduğunu en ince ayrıntısına kadar teşhis etmeliyiz. Avrupa, Amerika ve Rusya’nın İslam dünyası üzerindeki gizil açık hain planlarını bilmeliyiz. 
          İslam dünyasını bölmek parçalamak, zayıf düşürmek için kullandıkları müslüman görümlü hain terör örgütlerinin neden kurulduğunu bilmeden, mezhep, meşrep, cemaat, tarikat, parti farklılıklarını, neden kavgaya dönüştürüldüğünü anlamadan, sözde din adına konuşan bazı insanların planlı bir şekilde kurdukları doğru cümlelerinin içine maksatlı olarak koydukları zehirli kelimeleri fark etmeden, İslam dünyasının hastalığımız teşhis edemeyiz. 
         Geçmişte Merhum Menderes’i, Turgut Özal’ı Erbakan Hocayı ve diğerlerini günümüzde Sayın Tayyip Erdoğan’ı eleştirme kolaylığına düşen müslümanlar meşhur fıkıh kaidesi olan, “DEF-İ MEFASİD, CELB-İ MENAFİDEN EVLADIR” yani kötülükleri defetmek, menfaat sağlamaktan daha iyidir ilkesine uymalıdırlar. Umumi bir zarardan korunmak, hakkımız olan bir menfaati tehir etmek daha faydalıdır. Herhangi bir işte,  fesat ve menfaat karşılaşırsa menfaat elde etmeye bakılmayıp, önce fesadın kaldırılmasına çalışılmalıdır.
          Aklı başında olan müslümanlar, nefsin silahlarından olan, kötü hırsı, hasedi, kötü kıskançlığı,  kin ve intikamı, nefreti, gıybet ve dedikoduyu, iftirayı imanlarının önüne çıkarmaktan, ahlaklarını perdelemekten şiddetle sakınmalıdırlar. İnsanlar, partiler cemaatler, tarikatlar eleştirilmez değildir. Burada dikkat edilecek husus eleştirinin de bir usulü ve üslubu olduğunu bilmeliyiz. 
         Herhangi bir insanı partiyi cemaati, tarikatı, sair resmi ve sivil kuruluşları, basit dünyevilikler için nefsi arzularımızın istikametinde bilerek veya bilmeyerek zanla veya başka bir sebeple eleştirirken şu hadisi şerife dikkat etmeliyiz. Hz. Peygamberimiz (S.A.V.) söyle buyuruyor.  “ Kim kardeşine kâfir,( fasık, münafık) derse ikisinden biri kâfir, (fasık, münafık) olmuştur. Eğer itham edilen kâfir,( fasık, münafık) değilse, bu sıfatlar itham edene döner”  (Buharı edep 73 - Müslim iman 111)
                                                                          
 
Bu yazı toplam 1390 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum