• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 18 °C

İslam'da cami ve cemaatin önemi (1)

Mehmet SÖNMEZOĞLU
Yüce dinimiz İslam’a göre; dinin direği olan namazın camide ve cemaat halinde kılınması önemlidir. Sözlükte, bir araya gelen insan topluluğu anlamına gelen cemaat, bir fıkıh terimi olarak ise, namazı bir imamla birlikte kılanlar manasına gelmektedir. En geniş manasıyla cemaat; Müslümanların din kardeşliği esasına dayalı olarak gerçekleştirdikleri birlik ve beraberlik anlamına kullanılan ve İslam ümmeti topluluğunu ifade eden bir kavramdır. 
İslam dini Müslümanların birlik ve beraberliğine büyük önem vermiştir. Günde beş vakit namazın cemaatle eda edilmesinin teşvik edilmesi, haftada bir Cuma namazının ve senede iki defa bayram namazlarının topluca kılınmasının gerekli görülmesi, müminlerin hedeflenen bu kardeşlik, birlik ve beraberliklerini gerçekleştirmelerinin, birbirleriyle yardımlaşmalarının bir göstergesidir. Cemaatle namazda, mü’minler bir imama uyarlar, kendi başlarına değil, belli kurallar içinde hep birlikte hareket ederler, böylece hep birlikte aynı amacı gerçekleştirme alışkanlığı ve disiplini kazanırlar.
Bu nedenle dinimizde cemaatle namaza büyük önem verilmektedir. Öyle ki, Allah Teâlâ savaş sırasında en korkulu ve telaşlı anlarda bile Müslümanlara cemaatle namaz kılmaya teşvik etmektedir. (Nisâ, 4/102) Böyle zor ve meşakkatli anlarda cemaatle namaz kılmanın teşvik edilmiş olması, cemaate devam etmenin ne kadar önemli olduğuna, özellikle normal zamanlarda bunun daha da öncelikli ve önemli olduğuna işaret etmektedir.
Peygamberimiz (s.a.s.)  cemaatle namaz kılma konusuna büyük önem vermiş, kendisi hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında ise cemaate katılarak Hz. Ebu Bekir’in arkasında namaz kılmıştır. Hz. Peygamber (s.a.s.) namazı cemaatle kılmaları konusunda ümmetine çok sıkı tavsiyelerde bulunmuş, cemaatle namaz kılarak çok fazla sevap alacaklarını haber vermiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler ona: ‘Allahım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı!’ diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazda imiş gibidir.”  (Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesâcid, 272)
Hz. Peygamber (s.a.s.), “Mescidlere devam etmeyi alışkanlık haline getiren bir adamı gördüğünüz zaman, onun gerçek mü’min olduğuna şahitlik ediniz” buyurmuş ve bu sözlerine delil olarak, “Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimseler imar eder” (Tevbe, 9/18) mealindeki ayeti okumuştur. (Tirmizî, İman, 8, Tefsîru Sûre, 9)
Ayet-i kerimede ifade edilen “imar etme” ifadesi cami ve mescitleri inşa etme anlamına geldiği gibi, hadisten de anlaşılacağı üzere burada asıl kastedilen imar, camilerin cemaatle namaz kılmak suretiyle şenlendirilmesidir. 
İslam’da cemaatle namaz kılmaya o kadar büyük önem verilmiştir ki, iki kişi bir araya gelseler, hemen cemaat olmaları tavsiye edilmiştir. (Buharî, Ezan, 35) Hatta Peygamber Efendimiz (s.a.s.) kadınların cemaate gelmelerine engel olunmamasını tavsiye ederek, onların da cemaatin fazilet ve sevabından mahrum kalmamalarını istemiştir. (Buharî, Ezan, 162; Müslim, Salât, 30)
Cemaat fazileti her ne kadar bir kişiyle de olabilir ve hane halkıyla dahi cemaatle namaz kılınabilirse de bu, camiye çıkmanın ve daha kalabalık bir cemaatte bulunmanın sevabına denk olmaz. Farz namazların cami ve mescitlerde cemaatle kılınışı İslam dininin bir sembolü ve şiarı olduğu için bunun terk edilmesi asla caiz görülemez. Cemaatin önemini gösteren çok sayıda hadis bulunmaktadır. Bunlardan birinde Hz. Peygamber “Üç kişi bir köyde veya sahrada bulunur ve cemaatle namaz kılınmazsa, şeytan onlara hâkim olur. Öyleyse cemaatten ayrılma. Çünkü kurt ancak sürüden ayrılan koyunu yer” buyurmaktadır. (Ebû Dâvûd, Salât, 47) [İslam İlmihali, DİB. Yay. C.I, sh. 271]
Hz. Peygamber (s.a.s.), mazeretinden dolayı kendisinden müsaade isteyen sahabelerine bile mescide gelmelerini söylemiştir. Bir hadiste bildirildiğine göre, görme engelli bir adam kendisini mescide götürüp getirecek kimsesinin olmadığı gerekçesiyle evinde namaz kılmak için Peygamberimiz (s.a.s.)’den izin istedi. Allah Resûlü (s.a.s.) önce kendisine bu konuda müsaade etti. Adam dönüp giderken yeniden çağırdı ve ona, “Namaz için okunan ezanı işitiyor musun?” diye sordu. Adam “Evet” dedi. Bunun üzerine, Hz. Peygamber (s.a.s.): “O halde davete icabet et” buyurdu. (Müslim, Mesâcid, 255)      (Devam edecek)
Bu yazı toplam 359 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37