1. YAZARLAR

  2. Mehmet SÖNMEZOĞLU

  3. İslamda cami ve cemaatin önemi
Mehmet SÖNMEZOĞLU

Mehmet SÖNMEZOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

İslamda cami ve cemaatin önemi

A+A-
Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ateş yakılması için odun toplanmasını emretmeyi, sonra da namaz için ezan okunmasını, daha sonra da bir kimseye emredip imam olmasını, sonra da cemaatle namaza gelmeyenlere gidip evlerini yakmayı düşündüm.” (Buharî, Ahkâm 52, Ezan, 29; Müslim, Mesâcid, 251-254) 
Görüldüğü üzere Peygamber Efendimiz (s.a.s.) cemaatle namazı terkedenlere ciddi manada ikazlarda bulunmuştur. Hadis-i şeriflerden anlaşılıyor ki, geçerli bir özür olmadan cemaate devam etmemek, özellikle de bir yerleşim yerindeki halkın tamamının cemaati terketmesi çok büyük bir vebaldir.
İslam âlimleri arasında cemaate gitmenin farz-ı ayın, farz-ı kifâye, vacip ve sünnet-i müekkede olduğu yönünde farklı görüşler vardır. Bunların hangisi kabul edilirse edilsin, kesin olan bir gerçek var ki; o da mazeretsiz olarak cemaatin terkedilmesinin, İslam’ın ruhuyla bağdaşmayan ve olgun bir Müslümana yakışmayan bir davranış olduğudur. Dinimizde camiye gitmek ve namazı cemaatle kılmak üzerinde çokça durulmuş olmasına rağmen cemaate gitmemeyi mubah kılan geçerli mazeretler de vardır. Bunları şöyle özetleyebiliriz:
Bu mazeretlerin başında hastalık gelir. Gözlerin görmemesi, kötürümlük gibi bedenî arızalar cemaate gitmemeyi mubah kılar. Yine cemaate katıldığı takdirde hasta olması veya mevcut hastalığının artması ihtimali bulunanlar, hastalığı ile başkalarını rahatsız edecek yahut da hastalığın yayılmasına sebep olabilecek durumdaki kimselerin cemaate katılmayıp, namazlarını evlerinde tek başlarına kılmaları daha uygundur. Ayrıca ilgilenmek durumunda olduğu, yanından ayrılamayacağı hastası bulunan kimseler de bu konuda mazur sayılırlar.  Aşırı düşkünlük ve ihtiyarlık hali de yine cemaate gitmemeyi mubah kılan bir mazerettir.
Bir kimse namazı camide kıldığı takdirde canına, malına veya namusuna bir zarar gelmesinden korkması, abdestinin sıkışık durumda olması gibi durumlarda cemaate katılmayabilir. Zira böyle bir durum namazın huşu ve huzur içinde kılınmasına manidir. Aşırı yağmur, kar, rüzgâr, şiddetli soğuk veya sıcak, zifiri karanlık gibi olumsuz hava şartları cemaate katılmamak için geçerli bir mazeret sayılmıştır. Yine ilmî araştırma ve eğitim öğretimle meşguliyet de cemaate katılmamak için mazeret kabul edilmiş, fakat bu tür çalışmalarda bulunan kimselerin, cemaati büsbütün terketmeleri uygun görülmemiştir.
Pis koku ve benzeri şeylerle başkalarını rahatsız etme ihtimali bulunan kimselerin de camiye gitmemeleri gerekir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), “Soğan veya sarımsak yiyen kimse evinde otursun, bizden ve mescidimizden uzak dursun” (Buharî, Ezan, 160) buyurmuştur.
Sonuç olarak; camiye gitmek ve cemaate devam etmek başlı başına bir iyilik ve hayırdır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), namazları camide cemaatle kılmanın hataların affına, cennetteki derecelerin yükselmesine vesile olduğunu bildirmiştir. (Müslim, Tahâret, 41)  
Bazı geçerli mazeretler bulunsa bile cemaate devam etmek uğruna birtakım güçlüklere ve zorluklara göğüs germeli,  birilerinin yardımıyla da olsa camiye gitmeye, cemaatin sevap ve faziletlerinden mahrum kalmamaya çalışmalıyız. Camiye uzakta olmayı bahane etmemeli, cami yolunda atılacak her adımın başlı başına bir hayır olduğunu, sarfedilen emek ve güç ölçüsünde amellere sevap verileceğini unutmamalıyız.
Cemaatle namaz kılmak, Müslümanların bir ve beraber olmalarının en güzel örneğidir. Cemaatle namaz, Müslüman toplumunun temelini oluşturur; kardeşlik, birlik, beraberlik ve dayanışma şuurunu kazandırır. Müslümanların camide namazda bir araya gelmeleri huzurlu bir toplumunun en temel unsurudur. 
Camide saf tutularak cemaatle kılınan namazda eşitlik ve kardeşlik ruhu hakimdir. Burada hiç kimsenin diğerine karşı üstünlüğü söz konusu değildir. Burada amir-memur, işçi-patron, zengin-fakir, genç-yaşlı her kesimden insan aynı safta omuz omuza birbirleriyle eşit bir şekilde Allah’ın huzuruna çıkarlar. Aynı muhitte bulunan Müslümanlar düzenli bir şekilde camiye ve cemaate devam ettikleri takdirde birbirlerini daha iyi tanırlar, birbirlerinin durumlarından haberleri olur ve birbirleriyle yardımlaşırlar. Cemaatle namaz, sosyal dengeyi sağlamanın, insanlarla iyi ilişkileri devam ettirmenin ve düşmanlıkları önlemenin en güzel yoludur. O halde; camiye ve cemaate devam konusunda azami gayreti göstermeliyiz. 
Konumuzu Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in bir müjdesiyle bitirelim: “Kim sabah akşam camiye gider gelirse, her gidip gelişinde Allah Taâlâ o kimseye cennetteki ikramını hazırlar.” (Buharî, Ezân 37) 
Mehmet Sönmezoğlu - Kocaeli Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü
Bu yazı toplam 350 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum