1. YAZARLAR

  2. Süleyman PEKİN

  3. İSLAM’I DOĞRU ANLAMAK VE YAŞAMAK (2)
Süleyman PEKİN

Süleyman PEKİN

Yazarın Tüm Yazıları >

İSLAM’I DOĞRU ANLAMAK VE YAŞAMAK (2)

A+A-
Günümüzde Müslümanların en önemli ve en başta gelen problemleri İslam’ı olması gerektiği gibi güzel yaşayamamaları, bunun tabii bir sonucu olarak da İslam’ı doğru temsil edememeleridir. Bu problemin temelinde ise, mensubu bulundukları dini doğru anlamamaları yatmaktadır. Müslüman evvela kendisine dünya ve ahiret mutluluğunun yolunu gösteren dinini aslî kaynaklarından en doğru bir şekilde öğrenmelidir. Bundan sonra dinin emir ve yasaklarına uymalı, ibadetlerini ihlasla yerine getirmeye çalışmalıdır.
Müslüman olmak Allah’a tam bir teslimiyet gerektirir. Zira İslam, kelime manasından da anlaşılacağı üzere Allah’a teslim olma, boyun eğme ve tam bir bağlılıktır. Müslüman, Hz. İbrahim’in “Ben âlemlerin Rabbine boyun eğip teslim oldum” (Bakara, 2/131) dediği gibi Allah’a bağlılığını göstermeli ve kulluk görevlerini tam olarak yerine getirmelidir. 
Bunun yanında Müslüman kimliğine sahip olduktan sonra iyi veya kötü bütün davranışlarının İslam’a mal edileceğinin, yanlış hal ve hareketlerinin İslam’a ve Müslümanlara zarar vereceğinin şuurunda olarak daha titiz yaşamalıdır. Çünkü bugün dünyada pek çok insan İslam’ı aslî kaynaklarından öğrenmek yerine çevresinde gördüğü Müslümanların hal ve hareketlerine bakarak değerlendirmektedir. Ve yine maalesef başka dine mensup insanların yanlış davranışları onların dinlerine mal edilmezken, Müslüman kimliğiyle tanınan kimselerin yanlış hareketleri İslam ile irtibatlandırılmaktadır. Bu nedenle her Müslüman yüce dinimiz İslam’ın bütün güzelliklerini, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in örnek ahlakını hayatında göstermeye çalışmalıdır.
İnsanlığın gerçek anlamda mutluluğu bulması, yeryüzünün huzur ve barışa kavuşması İslam’ı aslî şekliyle tanıyıp anlamak ve hayata hakim kılmakla mümkündür. 
İslam getirdiği hak, hukuk ve sosyal adalet anlayışı, aileyi ve toplumu ayakta tutan ahlâkî ilkeleri ile aslında insanlığı gerçek huzur ve mutluluğa götürecek en doğru yolu gösterir. İnsana büyük değer veren İslam, insanın yaratılıştan varolan haklarını mukaddes kabul eder ve onlara saygı gösterilmesini emreder. 
İslam’da aşırılık yoktur, hangi sebeple olursa olsun zulüm ve haksızlık yoktur. İslam şiddet, terör ve anarşiye müsaade etmez. Farklılıklara saygı ve hoşgörüyü ön planda tutar, inancından, düşüncesinden, dil, renk ve ırkından dolayı kimsenin aşağılanmasını, hor görülmesini, baskı ve şiddete maruz kalmasını tasvip etmez. 
Esasen barış, esenlik, güven ve huzur anlamına gelen, yegâne hedefi insanlığın barış ve huzur içerisinde bir arada yaşamasını sağlamak ve onlara hem dünya hem de ahirette mutluluğun ve kurtuluşun yollarını göstermek olan İslam’ın, kesin bir dille yasakladığı terör, şiddet ve anarşi kavramlarıyla anılıyor olması İslam’a ve Müslümanlara yapılan en büyük haksızlıktır. İslam, bu haksız ithamları asla hak etmemektedir. Kasıtlı olarak İslam’a bu iftiraları atanlar kadar,  her türlü hayrı, iyiliği ve güzelliği bünyesinde barındıran bu mükemmel dinin yanlış tanınmasına ve anlaşılmasına sebep olan adı, aidiyeti, kimliği ne olursa olsun herkes de aynı şekilde suçludur. Müslüman olduğunu söyleyip de İslam adına insanlık suçu işleyerek dinimize zarar verenler ağır bir vebal yüklenmektedirler.
İslam’ı, Kur’an’ı ve Hz. Peygamber’i olduğundan farklı göstermeye, hele hele de İslam’a ve onun mukaddes değerlerine hakaret etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Başka inanç ve düşüncelere saygılı olmayı emreden İslam, her türlü saygı ve hürmeti hak etmektedir.
İslam’ı gereği gibi tanımadan, anlamadan yalan yanlış bilgilerin etkisinde kalarak yahut İslam adına hareket ettiğini iddia eden bir takım çevrelerin İslam’ın özüyle, evrensel ilkeleriyle bağdaşmayan yanlış tutum ve davranışlarına bakarak bu mükemmel dini olduğundan farklı değerlendirenleri, onun hakkında önyargılı davrananları İslam’ı ana kaynaklarından öğrenmeye davet ediyoruz.
İnsanlığa İslam’ı ulaştırma ve doğru tanıtma konusunda bizlere büyük görevler düşmektedir. Müslümanlar olarak, her türlü kısır çekişmelere, ayrılık ve gayrılıklara bir son verip, “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz” (Âl-i İmrân, 3/110) ilâhî buyruğunun üzerimize yüklediği sorumlulukları hatırlamalıyız. 
O halde; Müslümanlar olarak hedefimiz, Yüce dinimiz İslam’ı en doğru şekilde öğrenmek, anlamak ve tüm samimiyetimizle hayatımıza hakim kılmak; dinimizin hayat bahşeden mesajlarını en yakın çevremizden başlamak suretiyle tüm dünyaya ulaştırmak olmalıdır. 

Mehmet Sönmezoğlu

Kocaeli Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü
Bu yazı toplam 526 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum