1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. “İSLAMIN GÜNCELLENMESİ”
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

“İSLAMIN GÜNCELLENMESİ”

A+A-

Dünya Kadınlar Gününe damga vuran açıklama, İlahiyatçı Nurettin Şirin'in kocaya “naşize kadını dövünüz” mealindeki maksadı aşan ifadesi oldu. Bu ifadeleri Sayın Cumhurbaşkanını fena halde kızdırdı. Bundan esinlenen Diyanet İşleri Başkanlığı da karşı atağa geçerek tepkilerini dile getirmekte gecikmedi.  
Sayın Cumhurbaşkanının dini hükümlerin güncellenmesi gerektiğine ilişkin görüşü belli ki, uzun uzadıya konuşulacak, üzerinde tartışılacak ve teyakkuza sebebiyet verecek cinsten. 
Nitekim konuya açıklık getirmek ve farklı mana yüklenilmemesi ve anti propagandaya fırsat verilmemesi açısından sözüne açıklık getirdi ve sıcağı sıcağına yaptığı bu açıklama gerçekten çok önemli. 
Bakınız ne diyor Sayın Cumhurbaşkanı:
“Kuran ve Sünnet asla değişmez.
İçtihadî konularda ise, şartlara göre hükümler değişir. 
Alimler arasında tartışılıp neticelendirilmesi gereken Dini Hükümlerin ulu orta tartışılması dinimize haksızlıktır.
Diyanet göreve…
Dış güçlerin gözü altın, elmas ve petrolden başkasını asla görmez. Onlar insanı görmezler, insanlığı bilmezler”
Evet değerli dostlar,
Bildiğiniz gibi dini konular genellikle “itikadi” ve “ameli” olmak üzere iki şekilde değerlendirilmesi gerekir. İtikadi konuların tartışma konusu yapılması İslam’ın zedelenmesine sebebiyet verir ve kimsenin haddine dde düşmemiş. Lakin, ameli konularda güncelleme ise, kaçınılmazdır. İşte Sayın cumhurbaşkanının vurgulamak istediği de budur kanaatimce…
Bakınız,
Nisa suresinin 92.ayeti kerimesinde Mevla’mız: “Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, bir mümin köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mümin olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mümin bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” Şeklindeki ayetinde geçen “köle azat etme” hadisesini günümüzün şartlarına uyarladığımız ve ameli noktada hayata hakim kılmaya çalıştığımız zaman sıkıntı yaşayacağımız ve şaşıracağımız kesin. Zira, şu anda neredeyse yeryüzünde emrinde köle bulunduran kimseler yok gibi, veya yok denecek kadar az.  O zaman şu soru akla geliyor. Madem ki, İslam dini evrenseldir, bütün zaman ve mekana göre hükmeder, o halde bu ayeti nasıl hayata hakim kılacağız? İşte, ameli noktadan olaya baktığımız zaman, aslında bu ayet ile vurgulanmak istenen, bir yönüyle de, borç batağına saplanmış bir din kardeşinin borcunu ödeyecek bir durumu olmaması halinde, alacaklısının bir nevi kölesi durumuna düşüyor. Şayet alacaklı, Kur’an’ın bu hükmünü kendisine rehber edinir, borçlusunun borcunu silerek kendisini borçtan azat ederse, bir yönüyle köle azat etmiş anlamına gelir ki, son derece yerinde bir yorum olarak karşımıza çıkıyor. İşte sayın cumhurbaşkanının vurgulamak istediği işte tam da bu ve benzeri şeyler. 
Nurettin Şirin’in kadına yönelik şiddeti özendiren ve maksadı aşan ifadesi elbette ki kabul edilemez. Görüşünü dayandırdığı ayet, Nisa:34’tür. Orada Mevla’mız bakın nasıl da net bir biçimde ıslahı önceleyerek uyarılarda bulunuyor. “Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta dırlar.  (ve ailenin geçimini sağlamakta) İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür” Nisa: 34
Kaldı ki, “fedribuhünne” kelimesinin onları dövün manasına gelmediği noktasında onlarca görüş vardır. Bu görüşleri esas aldığınızda, zaten darp kelimesinin temel amacının ıslaha yönelik olduğu görülecektir. 
Vallahu a’lem!

M. Zeki CANŞİ

Bu yazı toplam 1167 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.