1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Islanan yayalar mı haklı? Islatan sürücü mü haksız? Peki ya çukur dolu yollar…
Islanan yayalar mı haklı? Islatan sürücü mü haksız? Peki ya çukur dolu yollar…

Islanan yayalar mı haklı? Islatan sürücü mü haksız? Peki ya çukur dolu yollar…

Her yağmurlu havada bazı olaylar sürekli tekrarlanır.

A+A-

Serdal ERDAL

Su basan bölgeler yine baskın riski taşır, taşan dereler yeni bir taşkınla yüzyüze kalır…

Bir de risk değil de, mutlaka başımıza gelen ve hiç değişmeyen şeyler vardır.

Bunlardan biri; araçların geçtiği sırada yol kenarlarındaki çukurlarda ve eğimli bölgelerde biriken suların kaldırımda yürüyen ya da durakta bekleyen vatandaşların üzerine doğru sıçraması…

‘Sıçrama’ kelimesi aslında kibar kalıyor. Çünkü yol kenarında biriken sular bir araç geçtiği zaman eğer kaldırımda biri varsa resmen üzerinden aşağı boşalıyor.

Bu olayın bir kaçışı ya kurtuluşu yok.

Hayal edin…

Kaldırımdasınız. 50 metre öteden bir araç geliyor. Yolda su birikintisi var ve sizin kaçacak bir yeriniz yok.

Ne yapabilirsiniz?

Elinizi kaldırıp karşıdan gelen sürücüye ‘dur’ mu dersiniz?

Kaçmak için fare deliği mi arasınız?

Yoksa kaderinize boyun eğer, baştan aşağı ıslanır mısınız?

Bu tür bir olay mutlaka başınıza gelmiştir değil mi?

Peki şimdi merak ettiğim bir konu var.

Bu tür bir olayda suçlu aramaya kalksak, hatalı olan tarafı bulmaya kalksak hedef olarak kimi gösterirdik?

Islanan yayalar mı haklı?

Islatan sürücü mü haksız?

Peki ya çukur dolu yollar…

 

Suriyeli çocuklar marketlere kadar girdi!

Daha önce hiç rastlamadığım ya da benim dikkatimi çekmeyen bir konuya değinmek istiyorum.

Şimdiye kadar sokaklarda, köşe başlarında, banka önlerinde, duraklarda dilenen insanlara-çocuklara hepimiz şahidiz.

Ancak son zamanlarda bu iş zıvanadan çıktı.

Gerçi Kocaeli Valiliği’nin başlattığı proje ile sokakta dilenen çocukların sayısı bir hayli azandı ama yine de istenilen seviyeye gelinemedi.

Öncelerde, kırmızı ışıkta beklerken şoför kapısına gelip dilenen çocukların sayısı fazlaydı. Şimdi ise bu görüntülerin önüne epey geçildi.

Hiç rastlamıyor değilim ama eskiye oranla ciddi anlamda azalma var.

Rakamda azalma oldu ancak bu kez işin boyutu değişti, gelişti…

Nedir bu değişen, gelişen şey?

Geçmişte ışıklarda, market önlerinde, sokaklarda yapılan dilencilik maalesef kapalı ortamlara sıçradı.

Bir örnek vererek konuya açıklık getireyim.

Bakkal gibi her sokakta var olan marketlere giren genellikle Suriye uyruklu küçük çocuklar, ellerine aldıkları ürünlerle marketin içinde bir baştan bir başa geziyor.

Alışveriş yapan insanların yanına giderek ellerindeki ürünün parasını ödeyip kendileri için almalarını istiyor.

Bunu yaparken kendilerini acındırıp duygu sömürüsü de yapıyorlar.

Birçok kişi çocukların bu isteğine olumsuz yanıt veriyor.

Ancak onlar bu şekilde dilenmeye devam ediyor.

‘Belki bir alan olur’ diye marketi bir baştan bir başa dolaşmayı sürdürüyorlar.

Eskilerde bu tür bir olay yoktu.

Dilenen çocuklar ve büyükler en fazla market kapısında beklerdi.

Ama işler şimdi bu boyuta kadar geldi.

Bunun bir sonraki aşaması ne olur bilemiyor, kestiremiyorum.

Ama işler her geçen gün daha kötü bir hal alıyor.

Alışveriş yapan vatandaşlar rahatsız oluyor, insanlar zor durumda kalıyor.

Yanlarında çocukları ile alışveriş yapanlar, karşılarında dilenci bir çocuk görünce ne yapacağını bilemiyor.

Ailenin yanındaki çocuk da kendi yaşıtını o halde görünce şaşırıyor, üzülüyor.

Marketlerde yaşanan bu tür olaylara da bir önlem alınması gerekiyor.

Sevgi ve saygılarım ile…

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum