1. YAZARLAR

  2. Cemalettin Öztürk

  3. İsmail Araç, olayı anlattı
Cemalettin Öztürk

Cemalettin Öztürk

Yazarın Tüm Yazıları >

İsmail Araç, olayı anlattı

A+A-

Salı günü bu sütunda ‘Sen ne yaptın İsmail ağabey’ başlıklı bir yazı yazdım…
Yazı da bahsi geçen; İsmail ağabeyi diye bahsettiğim isim ise, bu kentin yerlisi, kent kamuoyu tarafından çok sevilen saygın bir isim olan İSMAİL ARAÇ…
İsmail ağabeyi köşeme konuk etmemin nedeni de, adının bir polis kavgası olayına karışması iddiası…
Olay hafta sonu yaşanmıştı…
Yerel basına yansıyan iddia şöyle: “Kocaeli Devlet Hastanesi önü İnönü Caddesi üzerinde üç kişinin içinde bulunduğu bir aracı polis durduruyor. Polis, aracın plakasını sorgulayıp aracın sigortasının geçtiğini belirterek, araç içindeki kişilerin inmesini söylüyor. İşte ne olduysa bu sırada oldu. İddia edildiği gibi araçtaki üç kişi araçtan inerek polise saldırdı ve polisin parmaklarını kırdı…”
İddia ve polisin yerel basına verdiği bilgi bu yöndeydi…
İsmail Ağabeyi tanıyan biriyim…
Kentin saygın kişilerinden biri…
Böyle bir olaya karışmasına, polisin parmaklarına kıracak kadar ileri gittiğine asla ihtimal vermedim…
Polisin bilgisine dayanarak bu sütunda İsmail Ağabeyi ile ilgili bir yazı kaleme aldım.
Yazımda İsmail Ağabeyi yerecek, kendisini kıracak cümleler kurmadım…
Sadece şaşkınlığımı dile getirdim…
Dün İsmail ağabey aradı…
Telefonda önce yeni yerim ile ilgili beni kutladı…
Sonra olayın nasıl geliştiğini anlattı.
“Cemalettin, bu kentte beni en iyi tanıyanlardan birisin. Benim böyle bir olaya girmeyeceğimi en iyi de sen bilirsin. Olaydan sonra bu durum basına çok farklı yansıdı. Bir bakıma yargısız infaz edildim. Ancak ben saygınlığımı koruyarak, çıkan haberlerden sonra her hangi bir açıklama yapmadım. Olay şöyle gelişti; ‘Ben ve eşim Devlet Hastanesi’nin yanında bulunan Arzum Pastanesi’nde oturuyoruz. Yeğenim de aracını, hastane önündeki otobüs durağına park etti. Aracı oraya park ettiğini bilmiyordum. Yanlış yere park etmiş. O sırada bölgeden geçen trafik ekibi aracın plakasını sorguluyor ve aracın sigorta tarihinin geçtiğini söylüyor. Ceza yazıp aracı çekmek istiyor. Yeğenim de beni çağırdı. Aracın yanına gittim. Memur beye şunu söyledim, “Sigorta geçmiş fark etmemişiz memur bey, aracı hastane otoparkına çekelim sigortasını yaptıralım hemen” dedim. O sırada polis memuru sert bir tepki verdi, “Siz aracı kaçırmak istiyorsunuz diyerek ekip çağırdı. Bölgeye 20 kadar polis geldi. Bizi alıp karakola götürdüler. Karakoldu benim kimliğim ortaya çıkınca polisler bu kez paniklediler. Özür üzerine özür dilediler. Kapıya da kadar beni uğurladılar” dedi. 
İsmail ağabeyi daha sonra şunları söyledi: “Cemalettin, bizim kim olduğumuzu, nasıl insanlar olduğumuzu kent biliyor, insanlar biliyor. Bu gibi olaylara asla bulaşmamış, polisimize her zaman yardımcı olmuş bir aileyiz.  O gün ceza kesmek isteyen polis memuruna makul konuşmalar yapıyorum, efendice bir şeyler söylüyorum, yol gösteriyorum, kolaylık tanıyorum ancak polis memuru tepkisel davrandı. Tutturdu ısrarla ‘siz aracı kaçıracaksınız’ diyor. Polisimiz böyle olmamalı. Vatandaşı anlamalı, dinlemeli, güvenmeli. Böyle bir şeyin olması mümkün değil. Polis memuruna bunu anlatamadık. O gün orada siyasi kimliğimi asla ortaya koymadım. Bana da yakışmaz. Karakolda kimliğim ortaya çıkınca kendileri özür diledi” 
konu bundan ibaret” dedi.
Polislerimizle ilgili çoğu zaman şikâyetler geliyor. Gelen şikâyetlerin başında da, polisin vatandaşı anlamaması, dinlememesi ve taleplerinde ısrar ederek vatandaşı daraltması…
Polis üst düzey yöneticileri, toplum polislerimize bu konuda biraz eğitim verseler bu gibi olaylar hiç yaşanmayacak.

İzmit’in sembolü
böyle mi kalacak?

Bugün İzmit’in sembolü nedir deseler, neyi gösterirsiniz?
Saat Kulesini…
Halk Eğitim Merkezi Binası’nı…
Üçüncü bir eser var mı?
Yok…
Saat Kulesi geçtiğimiz yıllarda restore edildi, yenilendi…
Her ne kadar sıkça saati bozulsa da yapılıyor…
Ancak İzmit Halk Eğitim Merkezi Binası, diğer adayla Halkevi binası kaderine terk edildi…
Halkevi Binası İzmit'in önemli bir değeri…
1941 yılında yapıldı…
Kentin ilk kültürel ve sosyal mabedi…
Yıllarca kentin tüm kültürel ve sosyal etkinlikleri yapıldı…
Halen de etkinlikler burada yapılıyor…
İzmit’in şehir merkezinde, üstelik D-100 Karayolu kenarında olması, yolda gelip geçen yabancıların da bile rahatlıkla görebildiği Halkevi Binası’nın içler acısı hali bizim için bir utanç olmalı…
2012 yılında onarım ve restorasyon için ilk adım atıldı…
O dönem TÜPRAŞ 2 milyon lira gibi bir para aktardı…
Ancak Halkevi binası onarımı bir türlü başlamadı… 
Bugün binanın dış duvarlarına ne bakabiliyorsunuz ne de el sürebiliyorsunuz…
Binanın dış duvarları neredeyse yosun tutmuş…
Duvarları çizilmiş, ilginç yazılar yazılmış…
Kir ve pastan İzmit’in sembol değeri göz göre göre yok olup gidiyor…
Valilik, onarım için geçtiğimiz aylarda bir adım attı.
Ne aşamada bilinmiyor…
Yerel yönetimler seçim derdine düşmüş zaten hiç oralı olmuyor…
Göz göre göre İzmit’in değeri Halkevi Binası çürüyüp gidiyor…

Bu yazı toplam 741 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.