1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. İSTANBUL’DAKİ SALDIRILAR VE TERÖRÜN ÇÖZÜMÜ!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

İSTANBUL’DAKİ SALDIRILAR VE TERÖRÜN ÇÖZÜMÜ!

A+A-

Türkiye, dört bir yandan isimleri farklı; amaçları aynı olan terör örgütlerinin hain kuşatması altında… Gün geçmiyor ki, yeni bir terör faaliyetiyle karşı karşıya kalmayalım. En derin iz bırakanlardan biri de bu geçtiğimiz hafta sonunda, İstanbul’da iki ayrı noktada peş peşe meydana gelen patlama oldu. Bu patlamada, çoğu polis olmak üzere 38 vatandaşımız hayatını kaybetti, 14'ü yoğun bakımda olmak üzere 155 vatandaşımızın da yaralandığı bu haberle sarsıldık. İçimiz kan ağladı.  Böylesine bir katliamı hedefleyen bu mel'un saldırıyı şiddetle ve nefretle kınıyor, şehitlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Kederli ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum.

Bir taraftan Dünya İnsan Haklarının Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilişinin yıldönümü ve diğer yandan da Mevlid Kandilinin heyecanı tüm ülkeyi sarmışken, bir anda gelen bu haber, tüm ülkeyi yasa boğdu. 

Failleri ve destekçileri kim olursa olsun red edilmeli ve lanetlenmelidir. İsimleri ayrı; amaçları aynı olan bu şer odaklarına karşı teyakkuzda olmamız gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda faillerinin en ağır bir şekilde cezalandırılmalarını umut ediyor ve bekliyorum.

Değerli okurlarım,

Defaatle bu köşede yazdım. Terörü ortadan kaldırmanın yegâne yolu, terörü doğuran ve ona kaynaklık eden sebepleri bulmak ve bu sebepleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Aksi takdirde, terörü bitirmek mümkün değildir. Elbette ki, hiçbir arzu, talep ve beklenti teröre gerekçe olamaz ve onları haklı çıkartacak bir argüman geliştirmeyi ortaya koyamaz. Hangi “ulvi” maksat adına yapılırsa yapılsın, terörün, şiddetin ve saldırılarının karşısında olmak “insan” olmanın gereğidir.

Ülkemiz üzerinde gizli-aşikâr emelleri olan ülkeler, terörün dini-ladini, seküler ve ırki olmak üzere çeşitli versiyonlarını bir manivela aracı olarak kullanıp bundan kendilerine çıkar elde etmenin yolunu seçtikleri bilinen bir gerçektir. İşte bu gerçekten yola çıkarak özellikle sosyal bilimcilerin, terör uzmanlarının, din adamlarının ve siyaset bilimcilerin duygusallıktan uzak bilimsel veri tabanına dayalı eş zamanlı ve eş güdümlü bir şekilde çalışıp konuyu derinlemesine irdelemeleri ve çözüme ilişkin sağlıklı yol ve yöntemleri geliştirmeleri gerekir. Bu çerçevede, ülkemize yönelik terörün yumuşak karnı durumundaki meseleleri cesurca ortaya koyup, onlara dayanak teşkil edebilecek tüm kanalları tıkayacak ve boşa çıkartacak,  buna dair olası hastalığı tedaviye yönelik sarf edilecek eforu, daha çok hastalığın ortaya çıkmasına mani olabilecek istikamete yöneltmek daha akılcı bir yaklaşım olacağı kanaatini taşıyorum.

 Sosyal medya üzerinden deşarj olmak adına ağız dolusu küfürler ve kin ve nefreti tetikleyici söylemlerle karşılıklı düşmanlığı körükleyici çıkışlar meseleyi hal edemeyeceği gibi; daha da girift hale getirecektir. Keza, şiddete şiddet ile mukabelede bulunmanın terörü çözmede başarı elde etmediğini süregelen uygulamalar gösteriyor.

Meselelerin çözüme ilişkin can alıcı kilit noktası ise, ırki reflekslerden ari, kolektif fonksiyonel mümeyyiz akıl yöntemi ve Kur’an’i perspektif ile çözüm odaklı noktadır. Aksi taktirde, tıpkı tamamen iyileşmemiş kabuk bağlayan yaranın yeniden kanaması gibi olur ki, onun da sonu yoktur.

Allah, ülkemizi ve tüm İslam beldelerini her türlü terörün şerrinden korusun.   

Bu yazı toplam 1855 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.