1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. İŞTE SİYASET BU
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

İŞTE SİYASET BU

A+A-

Zamanın birinde padişah ülkesinin bir şehrine sevdiği  birini vali tayin eder. Fakat vali zalim, cahil ve kibirli bir adam olup bir süre sonra halkına türlü türlü işkenceler ile zulüm etmeye başlar. Şehrin ileri gelenleri  bu durumu o şehirde yaşayan İncili çavuşa ileterek, bu zalim valinin değiştirilmesi için padişah’a gidilmesini isterler. Fakat padişah valiyi çok sevdiği için ne kadar şikayet etsekte bizi nasıl olsa dinlemez, valinin de beni şikayet ettiler diye zulmünü arttırmasından çekinirler. Fakat İncili çavuş “böyle susup oturmakla olmaz bana kalırsa yarın birkaçımız birleşerek padişahın huzuruna gidip durumu etraflıca anlatalım, şikayetlerimizi arz edelim” der.
Ertesi gün İncili çavuş ile birlikte 4-5 kişi padişahın huzuruna varırlar. Vali de bunların gittiklerini öğrenince derhal padişaha bir yazı ile gelenlerin şikayetlerine önem verilmemesini arz eder. Padişah gelenleri huzuruna kabul edip, hürmet ve iltifat göstererek “valiniz ne haldedir? İnşallah rahat ve afiyettedir. Kendisini pek severim. Çünkü doğru, çalışkan, muktedir ve adil bir zattır. Şehrinize geldiğinden beri güzel ve büyük hizmetler yaptığına eminim” der. Oradakiler padişahın bu sözlerine karşı efendim siz yanılıyorsunuz. Bu adam zalim, cahil ve yıkıcı bir adamdır demeye cesaret edemezler. Fakat İncili çavuş cesaretle heyet adına derhal söze başlar.” Evet padişahım valimiz buyurduğunuz gibi hatta daha fazla bile çalışkan, adil ve doğru bir zattır. Kendisinden bütün şehir halkımız son derece memnundur. 
Bizde bundan dolayı size teşekküre geldik ancak şu hususu düşünüyoruz ki Osmanlı memleketi yalnız bizim şehrimizden ibaret değildir. Her yer adalete, ıslaha, ilerlemeye ve hizmete muhtaçtır. Bu zatın iktidar ve meziyetlerinden iki senedir şehrimiz istifade etti. Şimdilik bizlere bu kadar istifade yeter ve diğer şehirlerde de kardeşlerimiz olduğundan onların da istifa de etmelerini arzu ediyoruz. Bundan dolayı bu gayretli ve doğru işler yapan valimizi diğer bir şehre tayin etmenizi rica ederiz.” Deyince padişah tebessüm ederek “çok doğru söylüyorsunuz. Bu valimizi hemen başka bir şehre tayin ediyorum” diyerek tayin fermanını hemen oracıkta imzalar.
İşte siyaseti bilmenin çok güzel bir örneği. Hiç kimseyi kırmadan, incitmeden bir meseleyi halletmenin kolay bir yolu varken neden bir meseleyi hallederken illa sert üslupla veya kırıcı sözlerle daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyoruz buna bir anlam veremiyorum. Hani derler ya ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemlidir diye. Daha bunun gibi birçok örnek verebiliriz. İsterseniz bir örnek daha anlatıyım sizlere. Yine zamanın birinde padişahın biri bir rüya görür. Bu rüyanın tabir edilmesi için etrafa haber salar. Tabir etmek için biri gelir. “Anlatın padişahım rüyanızı” der. 
Padişah anlatır ve arkasından rüya tabircisi yorumlamaya başlar. “Padişahım der bundan sonra işiniz zor. Babanız, anneniz, hanımınız, arkasından çocuklarınız yani anlaşılan bütün yakınlarınız ölecek, sizde ortada kalacak ne bakanınız ne ilgileneniz olacak yani bundan sonra anlaşılan işiniz çok zor. Allah yardımcınız olsun” der. Padişah birden bağırarak “atın bu densizi dışarı başka akıllı uslu tabirci yok mu gidin bana bulun” der. Arkasından hemen bir tabirci daha gelir. “Anlatın padişahım rüyanızı” der ve rüya tabircisi hemen yorumlamaya başlar.” Padişahım ne mutlu size babanızdan, ananızdan, hanımınızdan, çocuklarınızdan da çok yaşayacaksınız, çok yaşayanın çok hizmeti olur, çok hayrı olur, Allah yolunuzu açık etsin der.” Bu yorumdan sonra padişah” hah işte yorum böyle olur. Verin bu yorumcuya bir kese altın” deyip mükafatlandırır. 
Bakın şimdi burada aslında iki yorumca da aynı şeyleri söylediler. Fakat ayrı tarz ve ayrı üslupla, onun için bizlerde birilerine bir şey söylerken üslubumuzu ve adabımızı bozmayalım. Çoğu zaman aramızdaki kolay halledilecek birçok meselemizi birbirimize bağırıp çağırarak daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmekte çok mahiriz . Sanki sinirlenip sesimizi yükselttiğimizde meselemiz hemen hallolup haklı konuma geçeceğimizi sanıyoruz. Ama maalesef hiçte öyle olmuyor. Çünki siz sesinizi yükselttikçe, psikolojik olarak karşı tarafta gerilip oda sesini yükseltmek zorunda kalıyor. Ondan sonra ayıkla pirincin taşını. Senelerce süren dargınlıklarda işin cabası.
Büyüklerimizin hiç unutamadığım çok güzel bir sözünü sizlere hatırlatmak istiyorum. “Öfke gelir göz kızarır, gider gitmez yüz kızarır” Öfkemizin esiri olup da birbirimizin kalbini kırmağa değer mi şu üç günlük dünyada. Agrasiftlik en tehlikeli histir. İnsanı içten içe bir kurt gibi kemirerek tüketir. Herkese iyi pazarlar.   

 

Bu yazı toplam 2382 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.