1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. İsteyince oluyormuş
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

İsteyince oluyormuş

A+A-

Geçen hafta Perşembe günü Doğu Kışla alanı içindeki Kapalı Pazar yeri ilk kez açılmıştı. O gün saat 17.00 sıralarında mecburen o bölgeden geçip, Kandıra sapağına giderken yaşadığım büyük sıkıntıyı yazmış, yeterli önlem alınmadığı için kentin nasıl perişan olduğunu, işkence çektiğini anlatmaya çalışmıştım.

Önceki gün, yeni Kapalı Pazar yerinde ikinci perşembeydi. Yine durumu görmek istedim. İkindi vakti,  vefatından büyük üzüntü duyduğum değerli ağabey İsmail Atakan’a son görev için Fevziye bahçesine gittim. Yine pek çok dostla, yine bir İzmitli’nin cenazesinde görüşme imkanı bulduk. Camiden çıkışta, arabamla Alemdar caddesinden geçip, D-100’e inerek eve gidebilirdim. Perşembe Pazarı bölgesini görmek için şehir içinden gitmeyi tercih ettim.

Eskiden her Perşembe günü, Perşembe Pazarı’nın eski yerinin çevresinde çok büyük trafik kaosu yaşanırdı. Şimdi öyle değil. Eski alan otopark olarak duruyor, çevrede trafik rahat. Rafet Karacan bulvarından yola devam ettim. Kapalı Pazar yeri bölgesine geldim. Bir hafta önce de yine aynı saatlerde bu bölgeden geçmek istemiştim. Trafik felaketti. Bu hafta da yine yaya trafiği yoğundu. Bu işe mutlaka çözüm bulmak lazım. Ama yollar açıktı. Bulvar’da kenarlara araç bıraktırılmamıştı. Kapalı Pazar yerinin otoparkına pazarcı arabaları alınmıştı. Rafet Karacan bulvarından Kandıra sapağına ışığa kadar hiç durmadan gidebildim.

Demek ki, ilimizin yetkilileri geçen haftaki büyük kaostan ders almış, bu kez işi biraz daha sıkı tutmuşlardı. Sorun da neredeyse yüzde 90 oranında ortadan kalkmıştı.

…………………

Aslında bu sütunlarda sıklıkla anlatmak istediğim budur. Biz bu kentte öyle hemen metro yapılsın, bütün caddeler genişletilsin, hiç trafik ve ulaşım sorunu kalmasın demiyoruz. Bunun çok zor olduğunu biliyoruz.

Ama biz bu kentte, bu kenti yönetenlerin kent halkına saygılı olmasını istiyoruz. İşlerini iyi yapmalarını, sıkıntı yaşanması olası bölgelerde basit önlemleri zamanında almalarını istiyoruz. İşte Perşembe Pazarı alanı bölgesi. Bir hafta önce kimse işini umursamamış, bölgede tam bir kabus yaşanmış. Bir hafta sonra biraz vidaları sıkmışlar, herkes işini düzgün yapmış ve sorun ortadan kalkmış. Bilmem anlatabiliyor muyum?

 

Şehit ailesi, duruşma için Kayseri’ye gitti, üzüldü geldi

Gazetemizin çay ocağı sorumlusu Hüseyin Fehmi Özen, benim kardeşim gibidir. Her sabah dükkanı erkenden birlikte açarız. Her gün ilk işi, benim acı kahvemi yapmak, gazetelerimi almaktır. Sık sık da boş zamanlarımızda benim odada oturur, sohbet ederiz.

Hüseyin Fehmi Özen ile Hayriye Hanım’ın oğulları, çok saygılı, beyefendi bir genç olan Abdulsamet Özen, henüz 20 yaşındayken, vatan görevi sırasında 17 Aralık 2016 tarihinde, Kayseri’de terör saldırısında şehit olmuştu.

O günü hiç unutmuyorum. Cumartesi sabahıydı. Yine erken saatlerde Fehmi ile birlikteydik. Fehmi Özen’e askerdeki oğlunu sordum; “Bugün çarşı iznine çıkacak. Akşam telefonda konuştuk. Gayet iyi” demişti. Benim odada açık olan televizyonda bir son dakika spotu verildi. “Kayseri’de çarşı iznine çıkan askerleri taşıyan otobüse bombalı terör saldırısı düzenlendi. Çok sayıda şehit ve yaralı var” yazıyordu. Fehmi hemen, telefonunu çıkartıp, oğlunun numarasını tuşladı. Bir süre bekledi, bembeyaz olmuş yüzüyle bana bakarak, “Abi Samet’in telefonu cevap vermiyor” dedi. Benim de içime bir kurt düşmüştü. Ama “Merak etme dedim.” On binlerce asker arasında terörist bombası senin oğlunu mu bulacak?”

Öğlen oldu. Fehmi sürekli oğlunu arıyor, ama telefon açılmıyordu. Merakı, heyecanı da doruk yapmıştı. Bana yine geldi, “Abi haber alamıyorum. Ne yapacağım” demişti. O sıralar Fikri Işık Milli Savunma Bakanı. Hiç tarzım değil, ama zorunluluk olunca aradım Sayın Bakan’ı, durumu anlattım, askerimizin ismini verdim. Olay üzerine Bakan Işık da Kayseri’ye gitmişti. Biraz sonra haber geldi. Abdulsamet, teröristlerin bomba ile patlattığı otobüsün içinde şehit olmuştu.

………………

Elbette çok büyük bir acıydı. “Ateşin düştüğü yeri nasıl yaktığını gördüm” başlıklı bir yazıda bütün bu olayları anlatmıştım. Ama açık söylemek isterim. Devletin varlığını, şehit ailelerine ilgi konusundaki duyarlılığını bu olaydan sonra gördüm. Özen ailesine, şehidin annesi, babası, kardeşlerine devlet sahip çıktı. Başta Valiler. Bir an yalnız bırakmadı. Özen ailesinin Tütünçiftlik’teki evinin bütün eksikleri giderildi. Şehidin erkek kardeşi, Valilik’te işe alındı. Maaş bağlandı. Vergisiz otomobil almaları sağlandı. Eksik kalan evdeki bütün işler yapıldı. Elbette Özen ailesi, şehit oğullarının acısını unutamamıştı. Unutamazdı. Ama devlet kalan aile fertlerinin hayatlarının daha iyi, geleceklerinin daha güvenli olmasını sağlamıştı. Üstelik devletin eli hep üzerlerinde kalmıştı. Hayriye Hanım Umre’ye götürülmüş, aile hiç yalnız bırakılmamıştı.

………………

Fehmi kardeşim, her konuda bana danışır. Geçen hafta sonu geldi. “Abi bizi Kayseri’ye davet ettiler. Oğlumu şehit eden sanıkların pazartesi günü duruşması varmış. Bizi de müdahil olarak mahkemeye çağırdılar” dedi.  Git dedim. “Git ve bunlardan davacıyım” diye ifade ver.

Fehmi ve eşi Hayriye Hanım, ceplerinden parayı ödeyip, otobüsle Kayseri’ye gittiler. Orada şehit oğullarının görev yaptığı tugayın komutanı karşılamış. Kayseri Şehit Aileleri Derneği ağırlamış, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı misafir etmiş. Şehit ailesine ihtimam en üst seviyede. Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmaya girmişler. Olaydan sonra 21 sanık tespit edilmiş. İşin elebaşı, kimliği belli ama firarda. Topu topu 4 tutuklu sanık varmış. Bunların biri, İstanbul’da. “Ben Türkçe bilmiyorum. Kürtçe biliyorum. Sorulanı anlamıyorum” diyerek mahkemeye gelmemiş.

Hayriye Özen’e hakim söz vermiş, “İçin yanıyor. Canımı, oğlunu bu katiller katletti. En ağır cezayı istiyorum” demiş. Şehit babası Fehmi konuşmamış.

Sanıklar ve sanık yakınları son derece laubali davranışlar içindeymiş. Duruşmanın sonunda hakim, mahkemedeki tutuklu üç sanıktan ikisini, tahliye etmiş. Duruşmayı 27 Aralık’a ertelemiş.

Bunları dönüşte bana Fehmi Özen anlattı, “Abi iki sanık, gözümüzün önünde serbest kaldı. Gerçekten suçlu onlar mı, bilmiyorum. Kimsenin günahını alamam. Ama içim yandı. İşin elebaşı da hala firardaymış” dedi.

……………..

Bu uzun hikayeyi neden yazdım? Şu sıralar af konusu çok gündemde. Ben de cezaevlerindeki sıkıntıları bilen biri olarak sınırları dikkatle belirlenmiş bir aftan yanayım. Ama diğer tarafta pek çok trajedi var. Esas sorun yargı sistemimiz. 17 Aralık 2016’da fidan gibi gençler şehit oluyor. Kayseri’deki olayda 15 asker şehit, 54 asker gazi olmuş. Fehmi Duruşma salonunda gözünü kaybetmiş bir gazinin de olduğunu, ifade verdiğini anlattı.

17 Ekim’deki ilk duruşmada 10 sanık tahliye olmuş. Geçen pazartesi günü iki tahliye daha. Kendinizi şehit ailesinin, gazinin yerine koyun. Bu tür olaylarda adaletin daha hızlı, daha acımasız işlemesi de gerekmiyor mu?

 

DUVAR YAZISI

Koç ve Cocu ile sonunda

F.Bahçe bir Avrupa maçı kazandı.

Ulusça bunca sıkıntı arasında

çok önemli bir derdimiz bitti.

Bu yazı toplam 2911 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum