1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. İTİKADIMIZ SARSILINCA, AHLAKIMIZ BOZULUNCA ALLAH YARDIM ETMEZ
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

İTİKADIMIZ SARSILINCA, AHLAKIMIZ BOZULUNCA ALLAH YARDIM ETMEZ

A+A-

Unutmayalım ki, müslümanlar olarak maddi ve manevi olarak iki cepheden vurulmaktayız.  Zalim güçler maddi cephemizi yıkmak için, milli ve yerli üretim yapmamıza engel oldular.  Batıyı taklit etme ve üstün görme psikolojisiyle, milli harp sanayimizi, yerli otomobilimizi, uçağımızı, tankımızı füzemizi üretemedik.   Yerli tohum üretemediğimiz için, tarımda istenilen gelişmeleri yapamadık. Montaj sanayi ile kendimizi avundurarak, şer güçlere bağımlı hale getirildik.

Milli ve yerli olarak ilk uçağımızı imal eden Merhum Nuri Demirağ’a, İlk yerli otomobili üreten, milli sanayi hamlesine başlatan Rahmetli Erbakan Hoca’ya, sanayileşmeye destek veren merhum Adnan Menderes’e, Turgut Özal’a, enerjide atılım yapmaya çalışan Demirel’e. şer güçler ahlaksızca engel oldular.  Üzülerek ifade edelim ki,  yerliler olarak bizler de çok etkili bir şekilde bu insanlara sahip çıkmayarak,  zalimlerin ekmeğine istemeden yağ sürmüş olduk.

Milli ve yerli üretim yapamadığımızdan dolayı, devletimizin İhtiyaç duyduğu askeri ve diğer alanlardaki teçhizatı ithal yoluyla şer güçlerden almak suretiyle, zalimlerin modern sömürüsüne boyun eğdik. İçteki montajcılar da saltanatlarının bozulmaması için zalimlerle birlikte iş birliği yaparak, milli ve yerli kalkınmaya önem veren insanlarla birlikte engel olmak suretiyle maddi cephemizi yıkmaya çalıştılar.

 Manevi cephemizi yıkmak için, itikat ve ibadetlerimizi ılımlaştırma adı altında yerli olan kimi ilahiyatçılarla, Ahlaki yönümüzü ise, batılıların İslam dinine uygun olmayan ahlaksızlıklarını taklit etmek ve içselleştirmek suretiyle bozmaya çalışıyorlar. Bu hususta yüzlerce örnek verilebilir.  Halkın %99’ müslüman olan ülkemiz insanlarının büyük ekseriyeti Y. Allah’ın emrettiklerini yapmıyor, haram işlemeye devam ediyor, namaz kılmıyor, zekât vermiyor, oruç tutmuyor.

Üzülerek ifade edelim ki, düğünlerimizi, cemiyetlerimizi diğer sosyal faaliyetlerimizi tamamıyla batının çirkin adetlerine göre yapmanın yarışı içindeyiz.  Halk arasında zenginler, bürokratlar, elitler gibi ve benzeri sınıf ayrımı yapılarak milletin manevi dokusu tahrip ediliyor. Fakirlerin ve İslami değerlere hassasiyet gösteren insanların cemiyetlerine, cenazelerine,  katılmayan, hastalandıklarında ziyaretlerine gitmeyen üst seviyedeki bürokratlar ve siyasiler bu cefakâr milleti oy deposu olarak görmemelidirler.

 İslam ahlakıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, dini değerlerimize hakaret eden iş adamı, siyasetçi, bürokrat, artist, sanatçı, gazeteci, öğretim görevlisi sair kişilerin cemiyetlerine, koşarak giden, hastalandıklarında seferber olan siyasetçi ve bürokratlarımızın yaptıkları ikircikli davranış İslam ahlakına uygun olmadığı gibi siyasi açıdan da hoş karşılanmamaktadır.  Halkla bütünleşmeyen bütünleş- mış gibi yapanlar,  siyasi açıdan ANAP’ın düştüğü durumdan ibret alarak siyasetlerini gözden geçirmelidirler. İktidar partisi olan ANAP,  girdiği yerel seçimlerde,  Malatya dışında bütün Belediye başkanlıklarını kaybetmişti. 

Halkın manevi değerlerine saygı gösteren, emanetleri zengine, imtiyazlıya değil de, ehline verenler, tarih boyunca Yüce Allah’ın yardımını gördüler. Bu anlayışta olan siyasiler ve devlet yöneticileri, adil paylaşımdan ve adaletten ayrılmadılar, daima mazlumun ve mağdurun hakkını korudular.    Rahmet N. Fazıl Kürek in ifade ettiği şu şekilde ki bir adaletsizliği devletimizi yöneten hiçbir yetkili yapmaz, yapmamalıdır. “ ALLAH’IN BİR PULUNU BEKLEYE DURSUN ON KUL/  BİR KİŞİYE DUKUZ, DOKUZ KİŞİYE  BİR PUL/ BU TAKSİMİ KURT YAPMAZ KUZULARA ŞAH OLSA..”  bu şekilde ki bir adaletsizliği kabul etmeyen yöneticilerimize,  Yüce yaratan  her şart altına da   yardımını esirgememiştir.

15-Temmuz- 2016 tarihinde yapılan darbe girişiminde, Yüce Rabbimizin yardımını çok açık bir şekilde gördük.  FETÖ maşasıyla şer güçlerin işgal kalkışmasına imanlarıyla fiili olarak direnenlerin,  Yüce Allah’a Hulusi kalp ile dua eden isimsiz kahramanların ve devlet başkanımızın Yüce Allah’a olan pazarlıksız imanı ve teslimiyeti sayesinde olduğunu unutmamalıyız.

Bazı lahanalar, Yüce Allah’ın yardımını gördükleri halde, yalakalıklarından dolayı, beşeri kişilerin gücünü öne çıkarmaları, şuursuzluklarını ortaya koymaktadırlar.  Devlet yetkilileri, bu tip insanları devletin sivil ve resmi kurumlarına atamalarını, seçimle iş başına getirmelerinin yolunu açmamalıdırlar.

Şu hususu da açıkça belirtmekte fayda vardır. İnsan asaleti her şeyin üstündedir. Asaletsiz insanlar sonradan görme olduklarından kestane misali çıktığı yuvasını beğenmez.  Asaletli insanlar oturdukları makamı yükseltir. Asaletsizler oturdukları makamı istismar ederek halka tepeden bakmaya çalışırlar. Bilmiyorlar ki makamın hamalı olanlar, toplumun gözünde hiçbir itibarları ve değerleri yoktur ve olamaz.

Bu millet asildir, tarih boyunca asaletinden, izzet şeref ve onurundan asla taviz vermemiştir.  Asaleti asalet yapan kişinin imanı ahlakı ve takvasıdır. Yüce Allah (CC) müminleri kardeş kılarak eşit hale getirmiştir. Aralarındaki üstünlüğü malda, mülkte, makamda, mevkide, güçte, imtiyaz da değil, takva da olduğunu belirtmiştir. [“.. Mü’minler ancak kardeştirler. Allah yanında en üstün olanınız, O’ndan en çok korkanınızıdır. Şüphesi Allah her şeyi bilir,  her şeyden haberdardır.” ( Hucurat 10-13)]

Zalim güçler, tarih boyunca ve cumhuriyet döneminde, milli ve yerli kalkınma yönünde bir çalışmaya girişen siyasilerimize ve bürokratlarımıza bir şeklide engel olmaya çalıştılar.   Son 15 yıldır Sayın T.Erdoğan’ın öncülüğünde maddi ve manevi sahalarda milli harp sanayisinden ulaşıma, enerjiden tarıma, eğitimden kültüre,  her alanda milli ve yerli hamlelerin yapılması, zalimleri ve onların yerli işbirlikçilerini rahatsız etmiştir. Konu buraya gelmişken buracıkta bir parantez açarak bir hususa parmak basmak istiyorum. Hiçbir bakan ve bürokrat halkın meşru istek ve arzularına cevap vermezse, bazı teknik konulara sığınarak, kendi başarısını önde tutmaya çalışırlarsa, bilsinler ki siyaset kurumuna ve Sayın Erdoğan’a yardımcı olmuyorlar demektir.

 Adalette istisna kabul edilmediği gibi, sosyal konularda da istisna olmaz. Örnek vermek gerekirse, 2000 yılı öncesi emekli olanların şartları ile 2000 yılı sonrası emekli olanların şartları farlıdır diyerek, yüz binlerin beklediği intibak yasasına engel olmamalısınız. Bakanların görevi olumsuz şartları kaldırmak, olumlu olanları dengeli ve adil bir şekilde toplumun her kesimine eşit olarak yaymaktır. Bazı konuları zamana yaymak, siyaset kurumuna zarar verdiğini düşünerek hareket etmelisiniz  

Yüce Allah’a duam şudur;   Bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’ım, İslam ümmetine birlik ve beraberlik ikram eyle, zalimlerin şerrinden,  itikadımızı, ibadetlerimizi, ahlakımızı bozmaya çalışan sahtekârların fitnesinden, mü’minleri muhafaza eyle Allah’ım.  Devlet başkanımız Tayyip Erdoğan’ın siyasi gücünü istismar ederek, dünyevilikler beşinde koşanların şuursuzluklarından dolayı bizleri mağlup etme yardımını geciktirme Allah’ım.

                                                                                  

                                                                           

 

Bu yazı toplam 2409 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
6 Yorum