1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. İttifak ve ittihat kelimeleri arasındaki farkı anlamak!
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

İttifak ve ittihat kelimeleri arasındaki farkı anlamak!

A+A-
Anlatmak istediğim meseleye girmeden önce,  ittifak, itilaf ve ittihat kelimelerinin sözlük ve ıstılahı anlamlarını birlikte yazmaya çalışarak, konumuza girmeye çalışacağız.
İTTİFAK: fikir ve düşünceleri, birbirinden farklı olan kişilerin, grupların, partilerin, cemaatlerin ve devletlerin herhangi bir konu üzerinde, karşılıklı menfaatleri için geçici olarak ortaklık yapmak, uyuşmak, söz birliğinde bulunarak, birlikte hareket etmeye ittifak denir.
İTİLAF: İttifak yapan kişilere, gruplara, partilere, cemaat ve devletlere karşı olan ve birbirlerinden farklı düşünen diğer grupların partilerin, cemaatlerin, kurumların ve devletlerin, ortak menfaatleri için geçici olarak kendi aralarında uzlaşarak yaptıkları anlaşma çerçevesinde hareket etmeye itilaf denir.
İTTİHAT:   Fikir, düşünce ve inançları aynı olan kişilerin, grupların, ülkesi ve İslam âleminin milli ve manevi menfaatleri için şer güçlere karşı, geçici olmayan, kalıcı bütünleştirici bir anlayışla birleşmek, bir olmak,  bütünleşmek, tek vücut hala gelmek suretiyle fikir birliği içinde hareket etme anlayışına ittihat denir.
Kamuoyu ile paylaşmak istediğim, siyasi ittifaklar, siyasi itilaflar ve siyasi ittihat konularını doğru anlatabilmem için kısaca yakın siyasi tarihimize bir gezinti yapmamız gerekmektedir. Bugünkü makalemizde, bu üç konunun yüklendikleri geniş ve kapsamlı anlamlarından, sadece ülke içindeki siyasi boyutunu ele alacağız.
Çok partili sisteme geçtikten sonra, kimi partiler tek başına iktidar oldular kimileri muhalefete kaldılar.  Tek başına üç dönem iktidar olan sağ seçmen, DP'siyle ittifak yaptı. Sol seçmen ve diğer gruplar DP'sine karşı itilaf cephesini kurarak, DP'sini darbe ile iktidardan indirdiler. Merhum Adnan Menderes'i ve iki arkadaşını idam ettiler. Darbeden sonra, halk seçim ittifakı yapmadığından, hiçbir parti tek başına iktidar olamadı, CHP ve AP koalisyonu kuruldu. 
CHP ve AP koalisyonundan siyasi ve ekonomik istikrar çıkmayınca, milletimiz 1965 ve 1969 tarihlerinde yapılan genel seçimlerde merhum Süleyman Demirel'in genel başkanlığındaki AP' sine sağ seçmenler ittifak yapınca AP'si tek başına üst üste iktidar olmuştur. 1972 askeri muhtırası ile Merhum Süleyman Demirel iktidar indirilince, 1973 seçimlerinde hiç bir parti tek başına iktidar gücünü elde edemediğinden ülkemiz ikinci koalisyonlar dönemini yaşamıştır.
AP'si muhalefete kalacağını ilan edince, mecburen CHP ve MSP koalisyonu kurulmuştur. O günün şartlarına göre,  maddi ve manevi olarak büyük hizmetler yapılmıştır. Kıbrıs barış harekâtı yapılmış, faizsiz çalışan, devlet sanayi yatırıp bankası kurulmuş,   imam hatip okullarının orta kısımları yeniden açılmıştır. Diyanet teşkilatına 3000 kadro verilmiş, ülkenin her tarafında sanayi hamleleri başlatılmıştır. Bu hizmetlere tahammül edemeyen iç rantiyeciler ve dış şer güçler CHP ve MSP koalisyon hükümetini yıkmışlardır.
 Arkasından AP, MSP, MHP ve Güven partisiyle birlikte birinci ve ikinci Milliyetçi cephe hükümetleri kurulmuştur.  1977 tarihinde yapılan seçimlerde, Merhum Bülent Ecevit'in genel başkanlığındaki CHP birinci parti olmuş lakin tek başına iktidar olamamıştı. Güneş modeli ittifakıyla, AP sinden 11 milletvekili transfer ederek ve her birine bakanlık vererek CHP hükümet kurmuştur.
Yapılan bu çalışmalardan, siyasi ve ekonomik istikrar sağlanamadığı gibi, sağ ve sol çatışmaları alabildiğine hızlandığından 1980 askeri darbesi yapılmıştır.   Ülkenin siyasi istikrarını sağlamak, koalisyonlara engel olma düşüncesiyle Askerlerin yaptığı 1980 anayasasında siyasi partilerin meclise girebilmeleri için, %10 seçim barajını koydular. 1983 tarihinde yapılan genel seçimlerde Merhum Turgut Özal'ın Genel başkanlığında Ana Vatan partisi üst üste tek başına iktidar olmuştur.
1991 tarihinde yapılan genel seçimlerde RP, MCP ve Islahatçı Demokrat partisi seçimlere İTTİFAK yaparak meclise girdiler. 1994 mahalli genel seçimlerinde RP'si İstanbul Ankara ile birlikte 34 vilayetin belediye başkanlıklarını kazandı.
1995 genel seçimlerinde birinci parti olduğu halde, tek başına iktidar olma milletvekili sayısına ulaşamamıştır. Böylece üçüncü koalisyonlar dönemi başlamış oldu.  Merhum Erbakan hocanın başbakanlığında 1996 tarihinde RP ve DYP koalisyonu kuruldu.  Merhum Erbakan hocanın iktidar ve muhalefetteki olumlu icraatlarını hazmedemeyenler yine devreye girerek, 28 Şubat sureciyle başlayan post modern darbe ile Erbakan hocayı iktidardan düşürerek, siyasi yasaklı konumuna getirdiler ve RP'sini kapattılar.
1999 seçimlerinde DSP birinci parti oldu, CHP barajın altına kaldı. Seçimden sonra FP Genel başkanı Recai kutan, seçimlerde ikinci olan MHP genel başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye altın tepsi içinde başbakanlık anahtarını sunmuştu. Sayın Bahçeli'nin cevabi FP ve DYP dinlenmelidir demişti. "Devletin başına Devlet geçecek" sloganı gerçekleşmesini istemeyen yanı başbakanlığı elinin tersi ile geriye iten Sayın Bahçeli, Rahşan Ecevit hanımefendinin hakaretlerine rağmen DSP, ANAP ile birlikte koalisyon hükümetine başbakan yardımcısı olarak ortak olmuştur. 2002 Genel seçimlerinde MHP barajın altında kalmıştır. Dün, Ecevit'le hükümet kuran Bahçeli, bugün Sayın Ahmet Davutoğlu ile hükümet kurmamasını, milletin engin ferasetine havale ediyorum.
Merhum Erbakan hocamız siyasi hayatı boyunca, ülkenin ve milletin milli menfaatlerine katkı sağlamak inancıyla, maslahat gereği kendi gibi düşünmeyen siyasi partilerle ittifak yapmıştır ve İttifak arayışlarında bulunmuştur. Diğer siyasi partilerle koalisyon hükümetlerinde ortak olmuştur. Merhum Erbakan hocamızın bu gibi benzeri icraatlarına ses çıkarmayanlar, şahsi menfaatlerini mi, yoksa toplumun umumi menfaatlerini düşünüp/düşünmediklerini doğrusu merak etmiyorum. Gizli açık her şeyi bilen yüce Allah'tır herkesin zerre miktarı hayrın ve şerrin karşılığını yüce Allah verecektir.
07-Haziran seçimlerinde Saadet partisi ile BBP' si seçim ittifakı yapmışlardır. Şimdide AK partisi ile seçim ittifakı yapmaya hazır olduklarını söylemektedirler. Sayın Genel Başkan M. Kamalak  "İlkelerimize uygun ittifaklara her zaman açığız"  diyor.
 Toplumun umumi menfaatleri için yapılması düşünülen ittifaklara, şahsen bir itirazım olmamakla beraber, ittifak dönemlerinin bitmesini ve ittihat döneminin adımlarının atılmasından yanayım.  Geldiğimiz noktaya baktığımız da AK partisine karşı siyasi bir itilaf bloğunun kurulduğunu görmekteyim.  Bu bloğu kırmak siyasi ittifakla değil, siyası ittihatla olmalıdır.
Bendeniz AK partisinin kuruluşundan Merhum Erbakan Hocamızın vefatına kadar, özetle şu fikirlerimi hocamıza raporlayarak ikna etmeye çalıştım. Bu çalışmalarımı Saadet partisindeki Ak saçlılar çok iyi bilmektedirler. (AK partisiyle seçim ittifakı yapalım, AK partisinde siyaset yapmak isteyen arkadaşlarımızı serbest bırakalım.  Saadet partisi seçimlere girmesin, güçlü olduğumuz bölgelere koyacağımız bağımsız adaylarımız desteklensin) yaptığımız bu tekliflerimiz istişare kurulunda malum bazı kişiler tarafından kabul edilmemişti. O gün yaptığımız tekliflerimize, bugün sıcak bakanların çok gerilerde kaldıklarını söylersem haksızlık yapmış olmam. 
Siyasi tecrübelerimin ve bazı öngörülerime dayanarak, 07- Haziran-2015 tarihli genel seçimlerinde, AK partisinden neden aday adayı olduğumu şu cümlelerle açıkladım. 1-Yeni bir anayasa yaparak kazanılmış birçok maddi ve manevi kazanımların teminat altına almak. 2- Her türlü vesayetlerden kurtulmak hususunda Başkanlık sistemine geçmek. 3-  Özelikle Sayın R. Tayyip Erdoğan'a engel olmak için muhalefet cephesinde birleşenlere karşı, safımı belirlemek. 4- dış şer güçlerin AK partisine karşı kurdukları siyasi itilafa karşı, ittihadı sağlamak için, aday adayı oldum..
Üzülerek ifade edelim ki, benim böyle bir karar vermeme,  Saadet partililerin ve AK partililerin çoğu, anlayamamıştır. Seçim sonuçlarına bakarak, meseleyi yeni anlamaya çalışan, gerek Saadet partililere, gerekse AK partililer 'Günaydın' demeyeceğim.
Bu yazı toplam 1949 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum