1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. İyi gazete için inat edeceğim
İyi gazete için inat edeceğim

İyi gazete için inat edeceğim

Bazen çok gerginleşebiliyorum. Kontrolümü kaybetmiyorum elbette, ama sinirlerime de hakim olamıyorum. Genç arkadaşlarla çalışıyoruz. Ben, iyi gazete konusunda...

A+A-
Bazen çok gerginleşebiliyorum. Kontrolümü kaybetmiyorum elbette, ama sinirlerime de hakim olamıyorum. Genç arkadaşlarla çalışıyoruz. Ben, iyi gazete konusunda hırslıyım, iddialıyım. Hiçbir haber atlanmasın, hiçbir haberde okurun aklında soru işareti kalmasın istiyorum. 
Kimi zaman, kimi koşullarda haber atlanmasını kabul edebilirim. Ama üzerinde çalışılan, gazeteye girmesi kesinleşen haberde eksikliğe tahammül edemem. Bizim şehrimizdeki yerel gazetecilikte eskiden branşlaşma çok daha iyiydi. Polis muhabiri, adliye muhabiri, sendikal hareketleri takip eden, siyasi partileri takip eden muhabirler belliydi. 
Ben yıllardır hep geniş kadro ile çalıştım. Gazete için önemli olanın makaleler değil, haber olduğuna inanırım. Gazetede mümkün olduğu kadar çok ve hepsi eksiksiz, doğru haber olsun isterim. 
Polis muhabiri olarak rahmetli Ekrem Bütün’le, Cenap Elmas’la çalıştığım günler müthiş günlerdi. Bir Ahmet Kurt kalitesinde çalışma ve sendika dünyasını tanıyan ikinci bir yerel gazete muhabiri çıkmamıştır. Bugün bir yerel gazetenin sorumluluğunu yürüten Cemalettin Öztürk, birlikte çalıştığım en iyi Adliye muhabiriydi. Bu arkadaşların getirdiği haberlerde eksik olmazdı. Siyasi haberlerin takibi konusunda bu kentteki en iyi isim hala Murat Yoldaş’tır ve şükürler olsun ki, ben de hala O’nunla çalışıyorum. 
En iyi editörler de hala benim yanımda. Metin Karan, Ali Gündoğdu, İlker Akşit.. Ama hala zaman zaman “Huysuz ihtiyar” moduna girebiliyorum. Takip ettiğimiz bir haberin biraz gecikmesi, haber geldikten sonra içinde çok bariz eksiklerin bulunması, beni çıldırtıyor. Bir türlü şu muhabirlerin internet üzerinden haber göndermesine de alışamadım. 
Eski sistemde, muhabir çektiği fotoğrafların filmi ile gazeteye gelir, yazı işlerinde daktiloda haberini yazarken, filmi banyo edilir, gazeteye girecek kareler işaretlenip, karanlık odada fotoğraflar basılırdı. Ham haber önüme geldiğinde, muhabir de karşımda olur, kafama takılan her şeyi yüz yüze sorardım. Şimdiki sistemde bunlar yok.
Muhabir arkadaşlar sabah gazeteye geliyor, görev bölümü yapılıyor. Branşlaşma yok. Sabah takip edeceği haberlerin listesini alan muhabir arkadaşlar, şehirde haberleri takip ediyor, sonra ellerindeki bilgisayardan Haber Müdürünün ya da editörlerin bilgisayarına gönderiyor. Film banyosu, fotoğraf baskısı falan yok. Haberi yazan muhabirle, editörün, genel yayın müdürünün yüz yüze  üzerinde tartışma şansı yok.. 
Özellikle gazetenin birinci sayfasını teknik servise teslim etme vaktimiz yaklaştığında ben geriliyorum. 1 nci sayfada iyi haberler olsun, okurun dikkatini, ilgisini çekecek haberler olsun. Üstelik eksiksiz, hatasız olsun istiyorum. Bazen bir küçük ayrıntıya takılıp, bütün sinirlerimi havalandırabiliyorum.
Bu ruh haline gelince çok tatsız bir adam haline gelirim. Bağırıp çağırıyorum. Kalp kırıyorum. Farkındayım. Sonra 1 nci sayfayı teslim edip, yazı işlerinin bir kat üzerindeki kendi odama çıkıyor, kapanıyorum. Kalp kırdığım, genç arkadaşlara bağırıp çağırdığım için üzülüyorum. Çok iyi biliyorum, onlar aslında bana pek fazla kırılmıyor. “Huysuz ihtiyar” deyip geçiyorlardır. Ama ben üzülüyorum. Onların iyi gazeteci olmasını, bu gazetenin daha iyi olmasını istiyorum. 
Bu konudaki hırsımı ve inatçılığımı hiç yitirmeyeceğim. Bu kentte iyi olan çok az şey kaldı. Bu gazete elbette mevcutların en iyisi. Ama daha iyi olması lazım, daha iyi olabilir. Arkadaşlarıma bunu anlatmaya, öğretmeye çabalıyorum. 
……….
Değerli okurlar.. Defalarca yazmışımdır. Ben iktidar yanlısı, güç yanlısı gazete yapamam. 
Ben, körü körüne muhalif, yapılan her şeyi reddeden, hiçbir şeyi beğenmeyen gazete de yapamam. 
Yalan haberleri gazeteye koyamam. Küçük olayları büyütüp, sansasyonel haber haline getirmeyi istesem becerebilirim de, bunu kendime yakıştıramam. 
ÖZGÜR KOCAELİ’nin iyi gazete olması lazım. Bu kentin, bu kentte yaşayan insanların çıkarlarını savunması, takipçisi olması lazım. 
Hazırladığımız gazeteyi ertesi gün elime aldığım zaman önce benim beğenmem lazım. 
Her sabah kendi imzamı taşıyan yazıları yazarken aşırı özen gösteriyorum. Kentin önemli konuları işlemeye önem veriyorum. Bazen,  bu kentteki diğer gazeteci, köşe yazarı arkadaşlarla ters düştüğümü biliyorum. Ama ben hiçbir zaman popülist gazetecilik yapmadım. 
Misal, geçen hafta herkes bu kent için son derece gerekli olan yeni bir Çöp Fabrikası ile ilgili olarak  popülist yayınları tercih ederken, ben  uygun yer bulunması ve yeni bir çöp fabrikası yapılması gerektiğini yazabildim. 
Günlerce, Karayolları’nın yaptıracağı Güney Marmara Otoyolu ile ilgili 7 Ocak’ta yapılacağı açıklanan ÇED toplantısı sürecini yakından takip ettim. Bu toplantının geçersiz mazeretle son anda iptal edilmesini en açık biçimde eleştirebildim. Lastik sektöründeki toplu sözleşme pazarlığını- genç arkadaşların bu konudaki deneyimsizliğine rağmen-  en iyi şekilde bu gazete takip edebildi. D-100 karayolu üzerinde hala bitmeyen Symbol köprülü kavşağındaki işin neden bitmediğinin hesabını kent halkı adına bu gazete sorabildi. 
…………………
Yılgınlık da göstermeyeceğim, iddiamdan ve iyi gazete yapma hırsımdan da hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. ÖZGÜR KOCAELİ’nin internet üzerinden değil, kağıt üzerinden okunan gerçek bir gazete olabilmesine yönelik mücadelemi, gücüm yettiğince sürdüreceğim. 
Bu arada, özellikle Pazar günleri kendi sütunlarımda yazdığım, hafif olsun, biraz gırgır olsun diye kendi özel hayatımı fazlaca ortaya serdiğim yazılar konusunda okurların fikirlerini de çok merak ediyorum. Acaba bu tür yazılar okura ters geliyor mu diye de kendi kendimi sorguladığım oluyor. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da okurların bana dönüş yapmasını, fikirlerini aktarmasını beklerim. 
Bu kent için, bu kentte yaşayan ve bu kenti seven herkesin, hepimizin fazladan bir şeyler yapması gerekiyor. Benim elimden gelen, samimiyetle, her zaman içimdekini dışa vurarak, sizinle paylaşarak gazetecilik yapmak. Her gün daha iyisini yapmak için çalışmak. 
Emin olun, kimseyle yarışmıyoruz. Hiçbir gazeteyi,  hiçbir gazeteciyi rakip gibi görmüyoruz. Her gün satış rakamlarını, okurun ilgisini ve güvenini somut olarak takip ediyorum. Bizim ne yapmak istediğimizi, nasıl gazete yaptığımızı çok iyi anlayan önemli bir kitle bulunuyor. Onlar için yapıyoruz bu gazeteyi. Zaman içinde mesleğe bu çatı altında başlayan, gazetecilikle burada benimle tanışan genç arkadaşlarımın da bana daha çok alışacağına, bu tempoya ayak uydurmak için daha fazla gayret sarf edeceğine inanıyorum. 
Emin olun, bir çalışma gününün sonunda iyi gazete yaptığımıza kendimi inandırmışsam, o akşam evimde de kendimi mutlu hissediyor, başımı yastığa koyunca daha rahat uyuyorum. Benim hırsım, benim inadım, benim iddiam da sadece budur. Sizi hiç yanıltmayan, size hiç yalan söylemeyen,  hiç kimsenin dümen suyuna girmeyen bir yerel gazete hazırlamanın hırsını kaybettiğim zaman, zaten bir dakika bile bu işin içinde bulunmayacağımı da beni tanıyan herkesin bildiğini düşünüyorum. Saygılar, sevgiler, iyi bir hafta dilerim.
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum