1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. İZLİDER’in haklı ve makul talebi
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

İZLİDER’in haklı ve makul talebi

A+A-

Önceki gün, İzmit Lisesi Mezunları Derneği (İZLİDER) yönetim kurulundan bir grup ziyarete geldi. Cem Gökmen başkanlığındaki yeni İZLİDER yönetiminin seçildiği günlerde bir yazı yazmış,  bu derneğe sahip çıkmamız gerektiğini belirterek, kendi adıma üzerime düşen desteği vermeye hazır olduğumu yazmıştım.

Biz İzmitliler bu şehirde zaten azınlıkta kaldık. Bu kentteki kaç tane sivil toplum kuruluşu bizim? Sesimiz ne kadar çıkıyor? Birbirimizle ne kadar ulaşabiliyor, ne kadar konuşabiliyoruz? İZLİDER, bizim, İzmitlilerin bu kentteki artık sayıları çok azalan gerçek anlamda İzmitlilere ait sivil toplum örgütüdür.

Gazeteye gelen heyette, Dernek Başkanı Cem Gökmen, Yönetim Kurulu Üyeleri Ercan Kandemir, Güniz Kökten, Nazan Koçak, Hümeyra Erter vardı. Hepsi, 1986 İzmit Lisesi mezunuymuş. Ben, 1976 İzmit Lisesi mezunuyum. İZLİDER’e elbette gönülden bağlıyım ama itiraf edeyim, üyesi değilim.

İZLİDER’in halen 570 üyesi var. Bu rakamın binler, on binler olması gerekir. Ama İzmit Lisesi mezunlarının İZLİDER’e sahip çıkması için, Derneğin de bir atılım yapması, kendisini göstermesi gerekiyor. Başkan Cem Gökmen, öncelikli taleplerinin etkinlik düzenleyebilecekleri, üyelerini bir araya toplayabilecekleri bir mekân olduğunu anlattı. Mümkünse, Sekapark alanında pek çok hemşeri derneğine dağıtılan binalardan birinin kendilerine tahsis edilmesini istiyorlar. Ancak, asıl önemli, haklı ve makul talep, mevcut İzmit Lisesi binasında bir bölümün derneğe verilmesi.

İZLİDER’in siyasetle ilgisi yok. Elbette yönetimi çağdaş, aydın, demokrasiye inanmış insanlar. Ama ortak payda İzmit sevdası. Kongrede görevi aldıktan sonra ilk ziyaretlerinden birini İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’a yapmışlar. Doğan da İzmit Lisesi mezunu ve İZLİDER’e sıcak bakan bir yönetici. Konu ilk kez Doğan’ın yanında açılmış. Malum, Yenimahalle’deki eski Cezaevi’nin arsasında eğitim kampüsü yapılıyor. 2018-2019 eğitim döneminde İzmit Lisesi buraya taşınacak. Mevcut İzmit Lisesi binası Milli Eğitim’in malı. Lise buradan çıkacak ama bina yıkılmayacak.

İZLİDER, boşalacak İzmit Lisesi binasında bir bölümün kendilerine verilmesini talep ediyor. Mesela,  yıkılması gündemde olan bina içindeki spor salonu bölümü olabilir. Başkan Doğan talebe sıcak baktığını, ama Milli Eğitim’i ikna etmek gerektiğini söylemiş. Kent olarak bu konuyu takibe almalıyız. İzmit Lisesi Yenimahalle’ye taşındıktan sonra, İzmit Lisesi’nin İnönü Caddesi’ne bakan tarihi binasının bir bölümü İZLİDER’e tahsis edilirse, biz İzmitlilerin de bu şehirde bir dikili ağacı olabilir.

LİSELİLER; 21 MAYIS’A HAZIR OLUN

İZLİDER yönetiminin önünde halen iki önemli konu var. Biri, İzmit Lisesi tiyatro ekibinin 17 Nisan’da katılacağı liselerarası tiyatro il birinciliği yarışması. Lisenin tiyatro ekibine çok güveniyorlar. Yönetim kurulu üyelerinden Nazan Koçak da bir tiyatro sanatçısı. İZLİDER yönetimi, 17 Nisan’daki il birinciliğinde birincilik bekliyor. Ekibin bütün ihtiyaçlarını dernek karşılıyormuş. İl birinciliği kazanılırsa, ulusal çapta derece için de çaba harcanacak.

İkinci konu; 21 Mayıs İZLİDER’in kuruluşunun 20’nci yıldönümü olacak. 21 Mayıs Pazar günü gündüz okul bahçesinde geleneksel pilav günü düzenlenecek. Aynı günün gecesi KSO Sosyal Tesisleri’nde İZLİDER gecesi var. Başkan Gökmen beni de geceye davet etti. “Tarih kritik. 21 Mayıs’ta Kocaelispor’un Play-Off final maçı olmazsa, mutlaka gelirim” dedim. İzmit Lisesi mezunlarının şimdiden 21 Mayıs’a hazırlanmalarını, bu tarihi takvimlerine işaretlemelerini tavsiye ediyorum. O gün önce okulumuzun bahçesinde, gece Bithinya bahçesinde buluşalım. Biraz dans edip eğlenelim be arkadaşlar.

rt.jpg

İZLİDER YÖNETİCİLERİ- Dernek Başkanı Cem Gökmen, yönetim kurulu üyeleri Ercan Kandemir, Güniz Kökten, Nazan Koçak ve Hümeyra Erten gazetemizi ziyaret etti.

Siyasette çalışkanlık örneği: Fikri Işık

Sabah gazetede iş başı yaptık. Yazı İşlerine geceden bir sürü haber gelmiş. Yarısından fazlası Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile ilgili. Oradan oraya gitmiş, o toplantıdan ötekine katılmış. Her halde, sabaha kadar uyumamış.

Gün başladı. Günün program akışına bakıyoruz. Bakan Fikri Işık günün her saati ilimizin bir yerinde bir toplantıda. Gece de yine sabaha kadar devam edecek. Kabul ediyorum, özellikle CHP’lilerle karşılaştırıldığında AK Partili bütün siyasetçiler çok daha çalışkan. Ama Fikri Işık bir başka. İl Başkanlığında da böyleydi, milletvekiliyken de. Şimdi Bakan. Siyasette ulaşabileceği en yüksek noktaya gelmiş. 16 Nisan’da sandıktan “EVET” çıkarsa, çok büyük olasılıkla Bakanlık görevi de bitecek. İstese yan gelip yatar. Her gün Dünya’nın bir başka ülkesinde resmi ziyaretlerde olur. Ya da Ankara’da Bakanlık makamından çıkmaz.

Ama Fikri Işık farklı. Hiç üşenmiyor. Hiç yorulmuyor. Partisinin bütün toplantılarına, Belediyelerin bütün programlarına koşturuyor. Katılıyor, konuşuyor. Üslubunu da kimileri gibi hiç bozmuyor.  Ortamı germiyor. Katıldığı bir toplantıda bir muhalefet partisi yöneticisi görürse, önce O’nun yanına gidip elini sıkıyor, masasına davet ediyor. Emin olun,  “Artık bu kadarı fazla, bir kısmını kenara ayırıp, kullanmayalım” demesek, sadece Fikri Işık’ın katıldığı etkinliklerin haberleri ile koca bir gazete dolar.

Ben bu kadar çalışkan, bu kadar yürekten çalışan bir siyasetçi hiç görmemiştim. İlimizdeki AK Partililerin biraz Bakan’ın üzerindeki yükü hafifletmesi lazım. Malum,  çok kritik bir bölgede çok kritik bir dönemdeyiz. Ülkenin Milli Savunma Bakanı’na da çok ihtiyacı var.

İdlib’te sarin gazı; Kerkük’te Kürt Bayrağı

Çok zor bir coğrafyadayız. Geriye dönüp baktığımızda, bu zor coğrafyadaki dış politika stratejimizi de çok doğru yönetemediğimizi her olayda görebiliyoruz.

Suriye’de, ülkemiz sınırlarının çok yakınlarındaki İdlib kentinde, Esad’ın askerleri, sivil halkın üzerine sarin gazı bombası attılar. Büyük bölümü çocuk yüzlerce kişi, kıvranarak öldü. ABD ve İngiltere, 1990’lı yıllarda  “Elinde kimyasal silah bulunduğu” şüphesiyle, ülkesini Saddam’ın başına yıkmıştı. Irak’ın petrolü vardı. Suriye’de Esad, kendi halkının üzerine kimyasal silah atıyor. Hala Birleşmiş Milletler toplanacak, Rusya, ABD konuşacak falan. Suriye’nin petrolü yok, zavallı halkı zalimin elinde ölüyor. Artık biz de bir şey yapamıyoruz.

Ya Irak’taki durum. Kerkük, Türkmenlerin şehri. Türkiye’nin de üzerinde hak iddia edebileceği, çok zengin petrol yataklarına sahip bir bölge. Buraya yıllar içinde Kürtleri taşıdılar, Nüfus yapısını değiştirdiler. Türkmenleri göçe zorladılar. Sonra, birkaç hafta önce Ankara’da ağırladığımız Barzani’nin Kuzey Irak’ı, gidip Kerkük’e bayrağını dikti. Şimdi, bir de referandumdan söz ediliyor.

Türkiye bağırıp, çağırıyor. “Böyle olmaz. O bayrağı sökün alın” diyor. Ama oldu bitti ile karşı karşıyayız. Kerkük gidiyor. Kardeşlerimiz gidiyor. Biz hala, “Parlamenter sistemde mi kalalım”, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne mi geçelim!” tartışmasıyla birbirimizi boğazlıyoruz.

Dünya’ya üzülüyorum. Ortadoğuya üzülüyorum. Türkiye’ye üzülüyorum. Çok kötü şeyler oluyor…

Bu yazı toplam 2887 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum