1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. İzmit aydınlandı, güzel oldu
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

İzmit aydınlandı, güzel oldu

A+A-

Aylar, hatta belki yıllardır yazıp duruyor, karşımıza çıkan her yetkiliye söylüyorduk: İzmit karardı. Hiç değilse Yürüyüş Yolunu aydınlatın diyorduk.

Büyükşehir yetkilileri, proje hazırlandığını, yeni aydınlatma armatürleri ve direklerin beklendiğini söyleyip, aylarca oyaladılar. Bu arada, İzmit’in Yürüyüş Yolu güzergahı, geceleri zifiri karanlık kaldı.

Yürüyüş yolunu aydınlatmak, Sedaş’ın işi değildi. Doğrudan Büyükşehir Belediyesi’nin işiydi. Zor bir iş de olmasa gerekti. Aylar süren karanlıktan sonra, yeni direkler dikildi, led lambalar yandı. Şimdi Yürüyüş Yolu pırıl pırıl, aydınlık.  

Umarım güzel şehrimin her köşesi karanlıktan kurtarılır. Özellikle kenar mahallelerdeki yanmayan lambalar Sedaş tarafından değiştirilir. Bu şehri aydınlatmak için bir seferberlik başlatmalıyız. Yürüyüş Yolunun aydınlatılmasında bu konuyu çok sık gündemde tutan AK Parti İzmit İlçe Başkanı Hasan Ayaz’ın da önemli payı bulunduğunu düşünüyor ve İzmitli olarak kendisine teşekkür ediyorum.

Yine umarım, bu güzel aydınlatmayı, İzmit halkı da korur.

 

Parkomat’a borçlu kalmak

Aslında bu konu uzun süredir kafamı zorluyordu. Bugün pazar da yazıp, kurtulayım istedim.

İzmit’te Büyükşehir Belediyesi Belde A.Ş. tarafından uygulanan parkomat sistemine şekil olarak karşı değilim. Büyükşehir Belediyesi, bu kentte ücretsiz açık ve kapalı otoparklar yaptı. Biz, bu şehrin sürücülerinin büyük bölümü, doğru dürüst araç park yapma adabına erişemedik. Bu nedenle, caddelerin üzerinde araçlarını park edecek kişilerin Belediyeye bir miktar para ödemesi, düzen ve disiplin açısından da önemli. Para vermek istemiyorsan, bedava otoparka gider, biraz yürürsün.

Ancak uygulamada bazı yanlışlıklar yapılıyor. İzmit’te özellikle Hürriyet Caddesi üzerindeki parkomat görevlilerinin hemen hepsini tanıyorum. En azından selamlaşıyoruz. Benim kullandığım arabada basın plakası falan yok. Ama insanlara iyi davranmışım, kendimi sevdirmişim. Ben park edecek yer arıyorsam, görevliler arabayı tanıyıp, hemen yardımcı oluyorlar.

Bazen, özellikle Atatürk Bulvarı üzerinde parkomat alanında boş bulduğum yere arabayı koyuyorum. Görevli, yemekte olabilir. Tuvalete gitmiş olabilir. Ortada yok.

5-10 dakikada işimi bitirip, arabama dönüyorum. Yine parkomat görevlisini arıyorum. 10 dakikaya kadar ücretsiz ama borcum varsa bunu ödeyeyim diye.  Görevli yine ortada yok. Basıp, gidiyorum.

Aradan üç gün, beş gün, bir hafta geçiyor. Aynı araba ile bu kez Hürriyet Caddesi üzerindeki bir boş yere park yapıyorum. Görevli, elindeki makine ile geliyor. “Beyim, kusura bakma ama bir hafta öncesinden de 15 TL borcun görünüyor” diyor. Hayatımda kimseye, hele devlete hiç borçlu kalmadım. 5 TL vermek yerine, eski borç yüzünden 20 TL ödüyorum.

……………………

Bana göre bu bir zulümdür. Bu bir kanunsuzluktur. Aslında benim kullandığım arabanın plakasının parkomat cihazında borçlu gözükmesinin bana yüklediği yasal bir yük yok. İstesem, inkar ederim, eski parayı vermem. Görevli park yaptığım yerde beni bulur, giderken parasını alır, kabul.. Ama benim plakamı kayda alıp, ileride bir gün, üstelik en pahalı tarifeden bana ceza kesemez.

Parkomat, mesai saati bitiminden sonra ücretsiz. Bir gün akşam saatlerinde, tam mesainin bitimine 5 dakika kalan Hürriyet Caddesi’ne, Acısu Vergi Dairesinin önüne park ettim. İstiklal Caddesi’nde bir toplantıya katılacağım. Ortada parkomat görevlisi yok. Belki 5 dakika erken paydos etmiş. Yaklaşık 2 saat süren toplantıya katıldım. Arabamı alıp, eve döndüm. İki gün sonra yine Hürriyet Caddesi’nde bu kez ileride Ziraat Bankası önünde park yaptım. Oradaki görevli, 20 TL eski borç çıkarttı.

Ben ücretsiz park uygulamasının başlamasına beş dakika kala park yapmışım. Tamam, hadi kayda alın, 5 TL para yazın.  Ama en yüksek tarifeden para alınıyor.

Soruyorum Büyükşehir belediyesi Belde A.Ş.’ye…

Her şeyin kaydını bu kadar sıkı tutuyor musunuz? O parkomat sisteminin ihalesini verdiğiniz İstanbullu parkomat firması sizi milyon TL dolandırmıştı. Onlardan halkın, belediyenin parasını aldınız mı? Şimdi beni makineye kaydedip, neden ceza kestiriyorsunuz?

Sanırım bu uygulamadan muzdarip pekçok kişi vardır. Otoparkçılıkta yakalarsan paranı alırsın. Kaçırmışsan kaçırmışsın demektir. Belde A.Ş. ramazan ayında verilen beleş iftar yemeklerinin, seçim dönemlerinde verilen beleş şölenlerin hesabını tutuyor mu? Hepsinin parasını bu yemekleri düzenleyenlerden tıkır tıkır alıyor mu? Partililerin belediye tesislerinde düzenlediği cemiyetlerde yenilen, içilen ekstraların hesabı tutuluyor mu?

Ben küçücük arabamı beş dakika cadde kenarına park etmişim. O sırada görevli ortada yok. İşim bitmiş, arabamı alıp gitmişim. Bir hafta sonra bana 20 TL park parası çıkartıyorsunuz. Belediyenin bu kadar mı paraya ihtiyacı var. Bu bana göre haraç almaktır. Kentteki bütün sürücüler olarak karar alalım. Parkomat sisteminde bize çıkartılan eski borçların parasını ödemeyelim. Bu haklı bir talep değildir. Yasal olarak da bir dayanağının bulunduğunu sanmıyorum. Parkomat yüzünden dolandırılan Belediye, önce bu parasını kurtarsın.

 

Bu toplumdan ne beklersiniz?

Şu sıralar Türkiye’nin en büyük Kitap Fuarı olan İstanbul Kitap Fuarı açık. Bu nedenle, kitap konusu çok gündemde.

…………………

Hepimiz bu toplum içinde olumsuzluklar yaşıyor ve etkileniyoruz.

Trafik maganda dolu… İnsanlar sevinirken rastgele silah atıyorlar. Erkekler kadınlarını dövüyor, hatta öldürüyorlar. Herkes birbirine kazık atmanın yollarını arıyor. Spor sahalarında kavgalar çıkıyor. Sanat zaten hak getire. Daha pekçok örnek verebiliriz.

…………

Türkiye aslında kitap üreten bir ülke. Ama okumuyor.

Rakamlara bakar mısınız? Ülkemizde 100 insandan 4’ü kitap okuyor.

Ülkemizdeki insanların günde ortalama 6 saati TV karşısında, 3 saati internette geçiyor. Ortalama kitap okuma süresi ise sadece 1 dakika… Üstelik çocuklarımıza da kitap okutmuyoruz.

Bir insan, kitap okumadan hayatını nasıl sürdürebilir anlayamıyorum. Kitap okumak, su içmek, yemek yemek gibi bir insani ihtiyaçtır. Mutlaka iyi kitap okumanız da gerekmez. Kötü kitap da okunur. Hele gazete mutlaka okunmalıdır.

Okuma alışkanlığında bu kadar gerideyken, çağdaş, uygar bir toplum olma konusundaki zaaflarımıza nasıl kızabiliriz. Toplumdaki bu yozlaşmanın genetik değil, yaşam biçiminden ve eğitim sisteminden kaynaklandığını düşünüyorum.

 

DUVAR YAZISI

Dün Atatürk’ü şeklen

ananların hepsi O’nu

anlıyor olsaydı, bugün

çok farklı ülkede yaşardık.

Bu yazı toplam 2441 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
5 Yorum