1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. İzmit, bütçe büyüklüğünde 3’üncü sıraya kadar indi
İzmit, bütçe büyüklüğünde 3’üncü sıraya kadar indi

İzmit, bütçe büyüklüğünde 3’üncü sıraya kadar indi

Büyükşehir Belediye Meclisi 2016 yılındaki son toplantısını önceki gün yaptı. Her yılın son toplantısında olduğu gibi bu yılki son toplantıda da bir sonraki yıl için belediye bütçeleri onaylandı.

A+A-

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 2017 bütçesi, bir önceki yıla göre 200 milyon TL daha yükseldi.  Büyükşehir, önümüzdeki yıl 2.1 milyar TL’lik bütçeyi yönetecek. İyi kullanılırsa, müthiş bir rakam.

Benim dikkatimi ilçe belediyelerinin bütçeleri çekiyor. İzmit’in 2017 bütçesi 220 milyon TL, Gebze’nin 2017 bütçesi 365 milyon TL. Gebze’nin bütçe büyüklüğü ile İzmit’in bütçe büyüklüğü arasındaki fark büyüyor. Birkaç yıl sonra Gebze’nin bütçesi İzmit’i ikiye katlarsa şaşırmamak gerekecek.

Daha önemlisi.. İlk kez Körfez Belediyesi’nin bütçesi(230 milyon TL), İzmit Belediyesi bütçesinin üzerine çıktı. İzmit Belediyesi’nin 2017 yılı bütçesi, 2016 yılına göre 40 milyon TL yükselmiş. Buna karşın Körfez Belediyesi’nin bütçesi bir yıl öncesine göre 80 milyon TL, Gebze Belediyesi’nin bütçesi 130 milyon TL yükselmiş.

Kandıra’nın bütçesinde bir önceki yıla göre oransal olarak önemli artış var. Kandıra’nın bu yıl 14 milyon TL olan bütçesi, önümüzdeki yıl 25 milyon TL’ye çıkıyor. Artış oranı güzel de, bence yapılması gereken çok iş bulunan Kandıra için yetersiz. Karamürsel Belediyesi ile ilgili durum dikkat çekici.  Karamürsel’in bu yılki bütçesi 30.5 milyon TL.  2017 yılı bütçesindeki artış yüzde 10’un da altında. 2017 bütçesi 33.2 milyon TL.  Karamürsel için de bu bütçenin az olduğunu düşünüyorum.

İzmit’in Gebze ve Körfez’in gerisine düşmesini ise çok yönlü olarak değerlendirmek gerekir. Bütçeler elbette biraz afaki olabiliyor. Gerçekleşmeler önemli. İzmit Belediyesi’nin bu konuda hesabını en iyi yapan, bütçe disiplinine en sıkı uyan belediye olduğunu düşünebiliriz. Ama İzmit gibi sorunlarla dolu bir ilçenin bütçesinin Körfez Belediyesi bütçesinin gerisinde, Gebze Belediyesi bütçesinin neredeyse yarısında kalması konusunun da, en azından gelecek açısından bir değerlendirme yapmak gerekiyor.

Onur Hocam, Sirmen’den selam getirdi

Bu mesleğin içinde geçen 40 küsur yıllık sürede çok önemli insanlar tanıdım. 1980’li yılların sonlarında tanıdığım Prof. Onur Kumbaracıbaşı’na duyduğum saygı ve sevgi çok farklıdır. Onur Hoca CHP Kocaeli listesine kontenjan adayı olarak atanmış ve milletvekili seçilmişti. Partisinde(CHP) Genel Başkan Yardımcısı oldu. Bakan oldu. Bu kentte çok önemli hizmetleri vardır.

Tanıdığım ilk gün nasılsa, hep öyle kaldı. Hep mütevazı, hep şaşırtacak kadar zeki ve ileri görüşlü. Birlikte çok zaman geçirdik. Birlikte seyahatlerimiz olmuştu. Her zaman Onur Hoca’ya büyük saygı duydum ve güvendim. Aradan yıllar geçti. Şimdi hiçbir siyasi sıfatı yok. Hala ne zaman yolu İzmit’e düşse, İzmit’ten geçse, yanındakilere “İsmet’e bir uğrayalım” der, mutlaka ziyarete gelir.

“SEFA’YI İYİ GÖRDÜM”

Onur Kumbaracıbaşı vefalı adamdır. Cezaevine girince, Sefa Sirmen’i ilk ziyaret edenlerden biri olmuştu. Geçen perşembe günü yine sırf Sefa Sirmen’i ziyaret edip, moral vermek için İzmit’e gelmiş. Kandıra T Tipi Cezaevinde Sirmen’le görüştükten sonra çıkışta beni aradı, “Buralardayım, bir kahve içmeye uğrayacağım” dedi. İçim açıldı.

Onur Hoca ile kahve içtik. Sirmen’i sordum, “Beklediğimden çok iyi gördüm. Hem sağlığı iyi, hem moralini sağlam buldum” dedi.

Bugün Türkiye’de 15 Temmuz öncesi hakkında hüküm verilip, cezaevine düşmüş; ama haklarındaki bu hükümleri veren hakimlerin “FETÖ’cü” olduğu anlaşılınca, hala içeride kalmış tek hükümlü Sefa Sirmen.. Ankara’da Yargıtay nezdinde bu büyük haksızlığın giderilmesi için ciddi çabalar gösterildi. Ama her defasında bu girişimler adeta bir kayaya çarpıp, geri döndü.  Sefa Sirmen 25 Haziran’da cezaevine kondu. Sağlık sorunları yaşadı. Ameliyatlar oldu. Bir süre Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yattı. Kendisini ziyaret edenlere, moralini, sağlığını iyi göstermek için ekstra bir çaba harcadığını tahmin ediyorum. Aslında kahrolduğunu tahmin ediyorum.

Ama bu günler de geçecek. Mevcut infaz düzenlemelerine göre, Sefa Sirmen 6 veya 7 Şubat’ta tahliye olacak, aramıza dönecek.

Prof. Onur Kumbaracıbaşı ile Türkiye’yi CHP’yi de konuştuk. Türkiye siyaseti ile ilgili çok ilginç kulis bilgilerden söz etti. Karamsar değil Onur Hoca.. Hem Sefa Başkan’ın selamını almak hem Onur Hoca ile hasret gidermek, perşembe günü moralimi yükseltti, kimyamı düzeltti.

Halep’te yaşananlar insanlık adına büyük bir utançtır

Düşünün ki bir yeriniz kanıyor, acıyor; doktora gidemiyor, ilaç alamıyorsunuz..

Düşünün ki, evde çocuklarınız aç, onlar için yiyecek bulamıyorsunuz.

Elektrik yok, su yok, yakacak yok.  Her an bir uçaktan atılacak bomba veya bir makinalı tüfek kurşunu ile vurulma korkusu içindesiniz..

Hepimiz insanız.. Bugünün dünyasında bir insanın bu tür acılar yaşıyor olmasını kabul edebilir misiniz?..

Savaşın neden başladığı, nasıl büyüdüğü, nasıl bu duruma geldiği farklı bir tartışma konusudur. Ama Suriye’de özellikle Halep’te son zamanlarda yaşananlar, bu dünyada “Ben insanım” diyen herkes için çok büyük bir utançtır.

Ortadoğu’daki mezhep savaşlarını, iktidarı devirme veya iktidarı koruma savaşlarını hiçbir zaman anlamadım ve anlayamayacağım. Demokrasi yoksa, hukuk yoksa, insanlık da yok demektir.

Ya modern Avrupa… “Aman bu insanlar benden uzak dursun da, benim düzenim bozulmasın da ne olursa olsun” havasındalar.. Türkiye’nin, devletimin o Halep’teki insanlar için çaba harcıyor olmasından, o insanları savaş bölgesinden çıkartmak, karınlarını doyurmak, tedavi etmek için yoğun çaba harcamasından gurur duyuyorum. Bir süredir Halep’te yaşanan insanlık trajedisini izledikten sonra, bizim buralarda aramızda dolaşan gariban Suriyelilere bakışım bile değişti. Kırmızı ışıkta durunca arabaya yaklaşan Suriyelilerin yüzüne bakmazdım. Şimdilerle özellikle çocuklara cebimdeki bozuklukları verir oldum.

Türkiye, Halep’e elini uzatmakla çok doğru bir iş yapıyor. Bütün bunları yaparken ders de almamız lazım. Türkiye’yi de mezhep çatışmaları ile ırk çatışmaları ile bölmek, parçalamak, iç savaşa götürmek istiyorlar. Günün birinde; bizler de can havliyle bu ülkeden kaçıp, Avrupa kapılarında sürünmek zorunda kalabilir miyiz?..

Demokrasiyi güçlendirmek, hukuk devleti ilkesine çok sıkı sarılmak, birbirimizi sırf insan olduğumuz için sevmek zorundayız. Çünkü, bu cehennem bölgesine gerçekten çok yakın bir konumdayız.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum