1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. İzmit’i tanıyamıyor insan
İzmit’i tanıyamıyor insan

İzmit’i tanıyamıyor insan

Çarşıda işim vardı. Dün öğlen vakti İzmit merkezde, o bunaltan sıcakta uzun bir tur atmak zorunda kaldım. Sevineyim mi, üzüleyim mi, inanın şaşırdım. Hani yılın diğer zamanlarında hep şikayet ede

A+A-

Çarşıda işim vardı. Dün öğlen vakti İzmit merkezde, o bunaltan sıcakta uzun bir tur atmak zorunda kaldım.

Sevineyim mi, üzüleyim mi, inanın şaşırdım. Hani yılın diğer zamanlarında hep şikayet ederiz, İzmit’in çok kalabalık olmasından, trafik keşmekeşinden yakınırız ya. Şu sıralar hiç biri yok.

Alemdar Caddesi yine hareketli. Yine, minibüslere durak olarak ayrılan yerde özel araçlar park yapmış. Müdahale eden yok.

Ama İnönü Caddesi rahat. İstediğiniz yerde, arabanızı kenara çekip, boş bir yere park yapabiliyorsunuz. İnönü Caddesi’nde çift sıralı park yapmış araba yok.

Şu sıralar İzmit’te insan yok. Cumartesi, pazar şehir bomboştu. Pazartesi olunca, yine dolar kent diye düşündüm. Yok.. Yine boştu İzmit.. Rahattı.

Bürokrasi tatilde.

Kimi, toplamış ailesini memleketine gitmiş..

Kimi Ege’de, Akdeniz’de..

Şehrin kaymak tabakası, ya Hırvatistan’da, ya Yunan adalarında, ya Norveç sahillerinde. Bir kısmı Paris’te.

Lokantalar boş, mağazaların klimalı olanlarına, insanlar alışveriş için değil, biraz serinleyip, soluklanmak için kendilerini atmışlar.

İnanır mısınız; haftanın ilk iş gününde bankalar bile boş.

İzmit’in bu hali aslında büyük bir fırsat. Şehir merkezinde bazı yerlerde kanalizasyon sisteminden çok ağır lağım kokusu geliyor. Hazır şehir boşken, açıp sorun neyse onarmak mümkün.

İzmit’in ana caddeleri yıllardır asfalt görmemiş.. Şimdi hazır şehir boşken, Hürriyet Caddesi’ni, Cumhuriyet Caddesi’ni asfaltlamak mümkün.

Trafik keşmekeşinden bir türlü arındırılamayan Ankara Caddesi’nde bu mevsim bazı kuralları koyabilirsiniz. Çift sıralı parkı şimdi kaldırabilir; hani yıllardır bir türlü anlaşılıp, yıkılamayan o jandarma lojmanlarını şimdi yıkıp, D-100 ile Alemdar Caddesi’ni birleştirebilirsiniz.

Daha pek çok yapılması gereken de, şehrin kalabalık dönemlerinde yapılamayan işi şimdi yapmak mümkün. Ama belediyeler de tatildi.

Şimdilerde İzmit’te en güzel şey, iyi bir pastaneden, elinize taze külaha konulmuş, çok fazla olmayan-bir iki top yeter- bir dondurma alıp, Yürüyüş Yolu’nda çınar ağaçlarının gölgesinden yürümek. Ben arada bir yapıyorum.

Ama bir ayrıntı var. Mutlaka dondurmayı aldığınız yerden bir de peçete alın, külahın altına sarın. Yoksa bu sıcakta dondurma çabuk ediyor, üstünüze başınıza akıyor.

Elinizde mutlaka, 50 cl’lik küçük pet şişede su bulundurun.

Yürüyüş Yolu’nda kendinizi biraz terlemiş, yorulmuş hissettiğinizde, eğer boş bulursanız, kent mobilyalarından birine oturun. Dikkat edin, oturduğunuz yer, çınarlardan birinin gölgesinde olsun.

Önünüzden rahat giysiler içindeki bezgin insanlar geçecek. Erkeklerin büyük bölümü şortla dolaşıyor.

Kadınlar genellikle askısız bluz, mini şort veya mini etek giyiyorlar. Ayaklarda sandalet, parmak arası terlik veya spor ayakkabı.

Tabii, bu havada tarzından taviz vermeyen çarşaflara sarılmış kadınlar, ya da tesettüre uygun pardösü içinde adeta kendilerini paketlemiş kadınlar da görebiliyorsunuz.

Bir renk cümbüşü İzmit.. Bu haliyle, kendi kendisine yetebilen, gürültüsü, trafik curcunası azalmış, insanların şehir merkezinde yürürken birbirine çarpmadığı bir kent.

Esnaf için de zor günler bu günler. Daha az ekmek, daha az gazete satılıyor. Şehiriçi minibüsleri neredeyse tamamen boş dolaşıyor.

Belki de bir karar almak, yazın en sıcak günlerinde, misal, temmuz ayında İzmit’te topyekün tatile çıkmak lazım. Esnaf, dükkanını bırakamıyor. Ama şehirde esnaftan başka kimse de kalmamış. Esnaf da boş boş dükkanında oturuyor. Biraz kuyumcular hareketli. Biraz çeyizciler. Malum düğün dönemi ya..

Temmuz aylarında İzmit’te topluca tatil ilan edilse, herkes karlı çıkabilir. Her meslek grubundan, üç-dört tane nöbetçi dükkan kalsın.

Nöbetçi fırınlar, nöbetçi pastane, lokantalar, nöbetçi ayakkabıcı, nöbetçi konfeksiyoncu,  nöbetçi nalbur, nöbetçi kasap, nöbetçi market. Geri kalan, ya gitsin tatil yapsın, ya evde televizyon başında tembel tembel otursun.

Temmuz’da İzmit bir başka oluyor. Tanınmayacak hale geliyor. İzmit’in bu hali mi, yoksa o kalabalık hali mi daha güzel, ben karar veremiyorum.

Değerli okurlar, bu sıcak İzmit günlerinde, bizim çok büyük bir avantajımız var. Çünkü, suyumuz akıyor. Dün, şike dosyasından, yemin krizine kadar ülke gündeminin yoğun haberleri içinde, televizyonlarda bir haber çok dikkatimi çekti. İçimi kanattı.

Doğu Afrika, özellikle Kenya Etiyopya ve Sudan, dünya tarihindeki en derin, en büyük kuraklık dönemini yaşıyormuş. İnsanlar, çocuklar günlerdir içecek bir damla su bulamıyor, yiyecek bulamıyormuş.

Çok hızlı tükenen dünya, artık insanlığın geleceği için çok ciddi uyarı sinyalleri veriyor. Doğu Afrika kuraklıktan kırılıyor. On yıl, 50 yıl sonra buralar nasıl olur, kestiremeyiz. İyi ki; şimdi bizim suyumuz var. Bu su nimetine şükretmek gerekiyor. Tabii, bir damla suyun da kıymetini bilmek lazım. Dünyanın cennet köşesindeyiz. Pazar günü, bir grup aile dostu ile, Balaban’ın üst tarafında Balaban Restaurant’taydık. Gürül gürül akan derenin üzerine yapılmış masalarda oturduk. Bir süre sonra akan suyun tek düze sesinden rahatsız olduk. Düşünün bizim buralarda her yerden bu sıcakta bile gürül gürül sular akıyor. Saray Yokuşu’nda bizim şelale şarıl şarıl akıyor. Doğu Afrika’da bebekler, çocuklar bir damla su bulamıyorlar.

Hem suyun kıymetini bilmek, hem İzmit’in bu tenha, kendi kendine yeten, trafik sorunundan arınmış halinin keyfini çıkartmak lazım.

Aman dikkat edin.. Şehrin bazı yerlerinde sorumsuz insanların taktığı klimaların suyu, kaldırımların üzerine akıyor. Kaldırımda yürürken, klima suyu ile beklenmedik duş yapmamaya da özen gösterin.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.