1. YAZARLAR

  2. Ali GÜNDOĞDU

  3. İzmit’in en eski örgütü: İşçi ve Esnaf Birliği
Ali GÜNDOĞDU

Ali GÜNDOĞDU

Yazarın Tüm Yazıları >

İzmit’in en eski örgütü: İşçi ve Esnaf Birliği

A+A-

Bugün ilimizde çok önemli bir kongre yapılıyor. 52 esnaf odasının bağlı olduğu Kocaeli Esnaf Odaları Birliği’nin genel kurulu bugün yerine getirilecek. 28 yıldır oda başkanlığını yürüten Kemal Kaya tekrar aday olmuyor. Başkanlık için Kadir Durmuş ve Mustafa Kurt’un çekişmesi bekleniyor.

Kocaeli bir işçi kenti olduğu kadar bir esnaf kentidir.

Hem de 1900’lü yılların başından beri.

1930’lu yıllarda İzmit’in ünlü fotoğrafçısı Hamza Rüstem tarafından çekilmiş bu fotoğrafta İzmit İşçi ve Esnaf Birliği görüntülenmiş. Türk bayrağı, CHP flaması, Atatürk’ün adı en üstte…

Kocaeli’de ve ülkemizde birkaç sendika dışında, sendika olayı çoktan bitti. İşçilerin hakları tamamen siyasi iktidara teslim. Grev yasak.

Esnaflar da genel anlamda hep iktidarların dümen suyuna gitmiştir.

Ama bu demek değildir ki, hep böyle devam edecek.

İşte bugün esnaflar kongresini yapıyor. Haziran’da genel seçim var.

Örgütlü olmak her zaman iyidir.

Zira, solcuların klişe deyimiyle: ‘-Yoksulluk kader olamaz…’

Önünden tramvay geçiyor, ama Halkevi ayakta ölüyor

İzmit şehir merkezindeki en önemli tarihi binalardan biri olan Halk Eğitim Merkezi binası kelimenin tam anlamıyla dökülüyor. Binanın restorasyonu için 2012 yılında sponsor bulunduğu açıklanmıştı. Türkiye’nin en büyük firmalarından biri olan Tüpraş, 2 milyon TL harcayarak Halk Eğitim Merkezi binasını restore edecekti. Ancak aradan 6 yıl geçmesine rağmen binada hiçbir çalışma yapılmadı. 

1938 yılında inşaatı başlayan İzmit Halkevi binası Mimar Seyfi Arkan tarafından tasarlanmıştır. Merkez bina, halkevi binası olarak 19 Şubat 1941 tarihinde hizmete girmiştir. Yapının bitirilmesi 21 Şubat 1943 yılındaki Halkevlerinin kuruluşunun 11. yıldönümünde gerçekleştirilmiştir. Modernist mimari üslupla inşa edilen bina, Adana Halkevi binası ve Ankara Opera binası ile birlikte Türkiye'de üç örnekten birisi olarak Cumhuriyet döneminin yenilikçi anlayışını yansıtmaktadır. Yapıyı hem ikiye bölen, hem de çatı katında birleştiren ara kesit mekanı ile mimarinin ve türünün en ilginç örneğidir. Ayrıca kuzey-batı köşesindeki deniz feneri olarak kullanılmış olan kulesi binayı daha ilginç hale getirmektedir. Halkevi bahçesinin tanzim edilmesi ve park haline getirilmesi için Peyzaj Mimarı Mevlüt Baysal'ın hazırladığı proje uygulanmıştır. Yapı konferans salonu ile şehir lokantası ve eğitim birimlerini içeren iki ana bölümden oluşmaktadır. Şehir lokantası ve konferans salonunun bulunduğu kütleler birbirlerine yarı açık bir koridorla bağlanmıştır. Her iki yapıya bu koridordan geçişle ulaşılmaktadır. Deniz yönüne bakan kavisli cephe eskiden şehir lokantasının olduğu bölümdür ve cephe boyunca uzanan kolonlarla bölünmüş yatay bant pencereler yer almaktadır. Konferans salonu ve fuayenin bulunduğu kütlenin ana caddeye ve deniz yönüne bakan cephesi geri çekilerek kolonlar tarafından taşınan çıkmalarla cephe ön plana çıkarılmıştır. Geriye çekilen bu cepheler boyunca konferans salonunun yan çıkış kapıları sıralanmıştır. Dolayısıyla, konferans salonunun yan çıkışlarından ve kolonların arasından doğrudan sokağa ulaşılmaktadır. Bu yan çıkışlar bugün kullanılmamaktadır. Konferans salonunda balkon bölümü bulunmaktadır. Salondaki koltuk düzenlemesi yeniden yapılmıştır, ilk düzenleme koltukların arasında geçiş kolaylığı için koridor oluşturulmasını öngörmekteydi. Ancak bugünkü düzenlemede bu tamamen iptal edilmiştir. 1980 yılından bu yana, İzmit Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu olarak hizmet veren bina geçmişte Halkevi, Şehir Lokantası, Turizm Müdürlüğü, Öğretmenler Lokali, Musiki Cemiyeti gibi kurum ve kuruluşlara mekanlık etmiştir. Kentin siluetinde vazgeçilmez bir yeri olan bina, Kocaelililerin en çok yararlandıkları mekan olma özelliğini de taşımaktadır. Yapı iki bölümden oluşmaktadır. Bugün birinci bölümde idari odaları ve derslikler bulunmaktadır. Toplam 21 odadan oluşan bu bölümde, 11 adet dershane bulunmaktadır. Halk Eğitim Merkezi olarak, köy ve şehir kurslarının toplamında, yılda yaklaşık 25.000 kişiye eğitim-öğretim hizmetleri verilmektedir. İkinci bölüm ise, çok amaçlı kültür salonu olarak kullanılmakta ve 442 koltuk kapasitesi ile İzmit'in sosyal ve kültürel aktivitelerinin büyük bir bölümüne ev sahipliği yapmaktadır. Halk Eğitim Merkezi, İzmit’in eğitim, öğrenim, üretim, rehberlik, danışma, kültür ve sanat merkezidir.

sehir-restoran-002.jpg

ŞEHİR LOKANTASI- İzmit Halkevi Binasının bir bölümü, bir zamanlar bu kentin en seçkin mekanı olan Şehir Lokantası olarak kullanılmıştı. Şehir Lokantasının personeli objektife toplu halde poz verirken, o günlerden bugüne sadece fotoğraflar kaldı.

perisan-durumda-001.jpg

PERİŞAN DURUMDA- Restore edilmeyi bekleyen, ancak bir türlü prosedürler tamamlanamadığı için ayakta çürüyen Halkevi Binası, adeta son demlerini yaşıyor. Halkevi’nin önünden artık tramvay geçiyor, ama yaşlı binanın artık dayanacak gücü bulunmuyor. 

Büyük İskender ve vasiyeti

Geçtiğimiz yıllarda Makedonya ile Yunanistan, Üsküp’te dikilecek 20 metre boyunda Büyük İskender heykeli için birlerine girdiler. 2014 yılında Makedonya’nın başkenti Üsküp’e gittiğimde, at üzerinde şaha kalkmış Büyük İskender heykelinin yapımına yeni başlanmıştı. Geçen yıl ağustos ayında eşimle birlikte Üsküp’e gittiğimizde ise o devasa heykelin önünde bol bol fotoğraf çektirdik. Geçtiğimiz günlerde yine Yunanistan ve Makedonya’daydım. Bu kez Makedonya hükümeti geri adım atmış, Üsküp Büyük İskender Hava Limanı’nın isminden Büyük İskender’i kaldırmıştı. 

Büyük İskender konusundaki sıkıntı, Makedonyalıların Büyük İskender’in kendilerine ait olduğunu iddia etmelerine karşın, Yunanların da İskender’e sahip çıkmalarıydı. Kısacası İskender kolay kolay paylaşılamıyordu.

Çünkü 2400 önce yaşamış olan Makedonya Kralı Büyük İskender, dünyaya gelmiş en güçlü ve önemli kişi olarak kabul edilmekte ve 20 yaşında general olarak başlayan siyasi serüveni, 33 yaşında Makedonya’dan, Hindistan yarımadasının tamamının alınmasına kadar sürmüştü.

Düşünün ki, Makedonya’dan Hindistan’a kadar uzayan ve 10 milyon kilometrekareden büyük toprakları genç bir adam, tek başına ve inançlı ordusu ile ele geçirmişti. Üstelik yürüyerek ve at sırtında giderek… İskender’in bu toprakları, yeryüzünde gelmiş geçmiş en büyük siyasi devlet toprağı olarak tarih kayıtlarında görünmektedir.

Günümüz teknolojik olanaklarıyla oralara lüks ciplerle girmek bile yürek ister, cesaret ister.

İskender’in büyüklüğü yalnızca askeri başarı ve devlet adamlığının büyüklüğü ile de sınırlı değildir.

Büyük İskender, aynı zamanda büyük bir filozof ve hayatın sırlarını çözmüş bilge bir kişiydi.

Büyük İskender’in vasiyeti, onun bu yönünü de açıkça ortaya koymaktadır.

Büyük İskender bir gün vezirlerini toplamış ve onlara:

Ben öldüğümde cenaze merasimimi söylediğim gibi yapın diye emir vermiş ve eklemiş;

“Ülkemin dört bir yanından tebaamdan olan insanları çağırın.

Cenazemin önünden askerlerim yürüsünler, silahlarıyla…

Cenazemin sağından alimler yürüsünler, kitaplarıyla…

Cenazemin solundan zenginler yürüsünler, mallarıyla…

Cenazemin arkasından ise fakirler ve garipler yürüsünler gözyaşı ve dualarıyla…

Sağ elime bir altın küre verin, sol elimi ise boş bırakın taa ki mezara dek.” demiş.

Vezirler Büyük İskender’in bu sözleri karşısında şaşırmışlar. “Bunu bilse bilse Büyük İskender’in hocası Diogenes (Diyojen) bilebilir” diye düşünmüşler ve Diyojen’e, İskender’in ne demek istediğini sormaya karar vermişler...

Vezirleri dinleyen Diyojen şunları söylemiş:

İskender’in ne kadar büyük olduğunu bir kez daha anladım” demiş ve ilave etmiş:

Diyojen’e göre, İskender şunları anlatmak istemiş:

Cenazenin önünden yürüyen askerler ölümüme silahlarıyla dahi engel olamadılar,

Cenazenin sağından yürüyen alimler ölümüme kitaplarıyla dahi engel olamadılar,

Cenazenin solundan yürüyen zenginler ölümüme mallarıyla dahi engel olamadılar ve

Cenazenin arkasından yürüyen fakirler ve garipler ölümüme gözyaşı ve dualarıyla dahi engel olamadılar.

Sağ elindeki altın küre ise İskender’in, bu dünyada sahip olabileceği her şeye sahip olduğunu,

sol elinin boş olması ise bu dünyadan ELİ BOŞ geldim, ELİ BOŞ gidiyorum, demek istediğini gösterir…

Günümüz düşüncesinde ve İslam Dini’nde de ‘Kefenin cebi yoktur’ ve ‘Öbür dünyaya bir delikli kuruş dahi götürülemez’ şeklinde oluşan düşüncelerin, Büyük İskender felsefesi ile örtüştüğünü görüyoruz.

Demek ki akıl ve erdem, çağlar ve geçen binlerce yıla aldırmadan aynı noktada buluşabiliyor.

 

buyuk-iskender-001.jpg

BÜYÜK İSKENDER- 33 yaşında Makedonya’dan, Hindistan yarımadasının tamamının alınmasına kadar sürmüştü. Düşünün ki, Makedonya’dan Hindistan’a kadar uzayan ve 10 milyon km kareden büyük toprakları genç bir adam, tek başına ve inançlı ordusu ile ele geçirmişti.

lss-001.jpg

ÜSKÜP’TEKİ HEYKEL- 2014 yılında Makedonya’nın başkenti Üsküp’e gittiğimde, at üzerinde şaha kalkmış Büyük İskender heykelinin yapımına yeni başlanmıştı. Bu yıl Üsküp’e gittiğimde ise o devama heykelin önünde bol bol fotoğraf çektirdik. 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1306 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum