• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli -1 °C

İzmit’in girişine çok yakışacak

İsmet ÇİĞİT
1932 yılında yapılmış. Yapıldığı zamanki adı Dr.Hasan Ömer Apartmanıymış.. Biz, 1980’lerden sonra tanıdık. Aslında ilk yapıldığında 4 mesken, 8 işyeri bulunuyormuş.
İzmit’e, Eski Garajlar’dan girişteki Cumhuriyet Caddesi köşesindeki binadan söz ediyorum. Biz bu binayla tanıştığımızda, alt katında Seçkin İşkembe, üstende Adapazarı Lokantası vardı. Bugün çok var ama, Seçkin İşkembe, İzmit’teki ilk 7/24 açık çorbacıydı. Gençliğimizde, gece geç saatlerde fena halde dağıldığımızda, arkadaşlarla ev öncesindeki son durak olurdu. Ben, çok çorbacıyımdır da, işkembe içmem. Seçkin’e girildiğinde, ben iyi soğutulmuş, üzerinde bol kuş üzümü ve fıstık bulunan zerde yerdim.
Seçkin’in üst katındaki Adapazarı Lokantası ile çok anımız vardır. Adapazarı Lokantası’nda cam kenarına oturup,  Demiryolu güzergahını-o zamanlar Yürüyüş Yolu değildi. Tren geçerdi- seyretmek ve hafif hafif demlenmek büyük bir zevkti. Adapazarı Lokantası’nda çok fazla hijyenden belki söz edilemezdi ama, yemekleri, mezeleri inanılmaz lezzetliydi. Üstelik orada İzmit olurdu. Dostluk olurdu. İzmit’in şair, yazar, sanatçı takımı da oraya takılırdı. Güzel günlerdi. Adapazarı Lokantası’nda benim başka anılarım da vardır. Video yeni çıkmış. Öyle video kulüpler falan yok. Pazar günleri, elinde 4-5 büyük valizle bir seyyar videocu Adapazarı Lokantası’na gelirdi. Betamax kaset dönemi.. Her pazar  gider, 3-4 tane film kasetini kiralardım. 
O bina, 17 Ağustos felaketinde ağır hasar gördü. Üflesiniz yıkılacak hale geldi. 17 sene, “Tarihi eser” diye dokundurmadılar. Şimdi yıkılıyor ve yerine 1932 yılında ilk yapıldığının aynısı 4 katlı bina yapılıyor. 10 aya bitecek deniliyor. Eminim, bu tarihi bina bittiğinde,  İzmit’in Eski Garajlar’dan girişine ayrı bir hava katacaktır. Keşke bina yenilendikten sonra da alt katında Seçkin İşkembe, hemen onun üzerinde Adapazarı Lokantası olabilse. Dr.Hasan Ömer binası nihayet yıkıldı, yenileniyor da, bu kentte hala 3.500’den fazla ağır ve orta hasarlı, üstelik kullanılan, içinde insanların yaşadığı bina var. Umarım, biran önce o binalar da yenilenir.
*Haydi artık, ayrıntıları açıklayın 
Sanırım, 2 ay kadar oldu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, çok önemli bir yeni kararını kamuoyuna duyurdu. Kentsel Dönüşüm yasası kapsamında, İzmit’te yeni bir uygulama başlatılacaktı. 17 Ağustos felaketinde hasar gören, ama yıkılmayan binalar için,  “Birkaç kat fazla inşaat izni” verilmesi kararlaştırılmıştı.
Büyükşehir Başkan Vekili Mimar Zekeriya Özak öncülüğünde geniş bir uzman heyet, uzun süre bu işin üzerinde çalışmıştı. İzmit’te 17 Ağustos 1999 felaketinden buyana ciddi bir haksız uygulama var. Şehir merkezinde 6-7 katlı bina. Hasar görmüş. Yıkılması lazım. Ama bu binayı yıkınca, sahibi yerine ancak 3 katlı bina yapabiliyor. Bu nedenle de hasarlı binaları sahipleri yıkmıyorlar.
Büyükşehir Belediyesi yeni uygulama ile, hasarlı bu çok katlı binaların yerine Kentsel Dönüşüm kapsamında yeni bina yapılacaksa, buna 5-6 kat izni vermeyi hedefliyordu. Çok doğru, gecikmiş bir karardı. Bu uygulama ile ilgili bütün hazırlıkların tamamlandığı açıklandı. Konunun en kısa zamanda Belediye Meclisi’ne getirileceği ve uygulamanın başlayacağı duyuruldu.
Ama aradan iki ay geçti. Bir daha hiç açıklama yapılmadı. İnşaat mevsimi geliyor. Hasarlı binalar hala şehrin göbeğinde duruyor. Büyükşehir Belediyesi, bu olumlu ve yerinde kararı ne zaman Meclis’e getirecek, ne zaman ayrıntıları açıklanacak, ne zaman uygulama başlayacak. 
Hadi ama, doğru bir karar aldınız. Şu işi tamamlayın, icraata başlayın artık.

*Kadir Genç’in Cengiz Topel çabaları
Kadir Genç, İzmitli genç bir işadamı. Demokrat Kocaeli Gazetesi’nin sahibi, yöneticisi. Ama asıl işi, turizmcilik. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin de Bölge Temsilcisi.
Kadir Genç geçen gün yanıma geldi. Çok dertliydi. Kocaeli için, özellikle İzmit için turizmin öneminden söz etti. Bizim kentimize turizm amaçlı kimsenin gelmemesinden yakındı. Kadir Genç, Tursab Bölge Başkanı olarak özellikle Cengiz Topel Havaalanının açılmasına büyük önem veriyor. Hava alanının bütün eksikliklerinin tamamlandığını, Cengiz Topel’den ülkenin ve dünyanın her yerine artık düzenli seferler yapılabileceğini, ama Sabiha Gökçen Lobisini aşamadıklarını söyledi.
Kadir Genç, Tursab’ı harekete geçirerek, bu dönem Cengiz Topel’den Umre için kutsal topraklara  uçuk seferlerinin başlatılmasını sağlamış. Şunları söyledi:
“-Cengiz Topel’den kutsal topraklara ilk uçak 10 Mart’ta kalkacak. Daha sonra  19 Mart’ta ve  sonrasında hemen her hafta bir uçak kaldıracağız. Havaalanının yerleşmesi, tutması, uçak şirketleri için cazip hale gelmesi için  buradan kalkan uçakların dolu olması gerekiyor.  Kocaeli ve Sakarya bölgesinden bu sezon 80 bin kişi Umre’ye gidecek. Ama bunların çok az bölümü Kocaeli’deki acentaları tercih ediyor.  Büyük bölümü, İstanbul’daki acentalardan yerini ayırtıyor, Sabiha Gökçen’den uçuyor.”
Kadir Genç, bu sezon sadece Kartepe Belediyesi’nin kendi bölgesindeki Umre kafilelerini Cengiz Topel’e yönelttiğini söyledi. Büyükşehir Belediyesi personelinin en az yüzde 10’unun Umre yapacağını, ama hiç birinin İzmitli acentaları tercih etmediğini anlattı. 
Kadir Genç’e göre, çok yakın zamanda Cengiz Topel’den Türkiye’nin en az 4 kentine tarifeli seferler başlayacak. Havaalanının artık hiçbir eksiği yok. Bazı havayolu firmaları ile de görüşmeler olumlu geçmiş. Ama, “Öncelikle 10 Mart’tan itibaren Topel’den kutsal topraklara yapılacak seferlerde uçakları doldurmamız lazım. Şirketlere, bu havaalanının potansiyelini göstermemiz lazım. Kimse bize yardımcı olmuyor” dedi. 
Cengiz Topel Havaalanı konusu, bu kentte siyasete çok malzeme yapıldı.  İstanbul’daki Atatürk ve Sabiha Gökçen Havaalanları artık yetersiz kalıyor. Uçakla bir yere gidecek olsanız, bindiğiniz uçak havalanamıyor. Bir yerden döndüğünüzde uçak boş pist bulamayıp, inemiyor, havada sürekli tur atıyor.
İstanbul’un 3 ncü havaalanı bitmeden, Cengiz Topel’in cazibesini, potansiyelini göstermemiz lazım. Üstelik bizim havaalanında uçak şirketlerinden alınan vergi de düşükmüş. Bu konuda ilimizdeki bütün dinamiklerin harekete geçmesi, özellikle bu sezon Umre için kutsal topraklara gidecek Kocaeli ve Sakaryalıların mutlaka yerel seyahat acentalarını tercih edip, Cengiz Topel’den uçması gerekiyor. Genç’in verdiği bilgiye göre, ilimizde Umre seyahati için yetkili 27 seyahat acentası bulunuyormuş.

*Alikahya’ya giriş değişti 
Tamamlanıp, açıldığından buyana,  0 milyon TL’ye malolan Symbol Köprülü Kavşağı projesinde bir sorun, bir yanlışlık olduğunun farkındayım. Bu kavşak,  yol zerindeki “Kırmızı ışıklar kalksın” diye yapıldı. Ama kavşak yapıldıktan sonra, D-100 üzerindeki kırmızı ışıklı kavşak sayısı arttı. 
Önceki akşam, her gün olduğu gibi, gazeteden eve dönüyorum. Köprüye girecek, az ilerde Alikahya sapağından çıkıp, daha sonra 3 kırmızı ışık geçip, Kentsa sapağına gireceğim. Köprüden çıktım. Dönüş sapağına geldim. Ama o da ne; “Alikahya girişi” tabelasının yönü değişmiş. Bana, “Buradan girme, düz devam et” diyor tabela.  İnanmadım, yanlışlıktır dedim. Bildiğim yerden girdim. Baktım, yol kapalı. Döner kavşaktan dönüp, tekrar geldiğim yola çıktım. Bu arada benim gibi pekçok araç sürücüsü şaşkın.  Dönüp duruyorlar. Neyse devam ettim. Metro, Pirelli, Mobesko önlerinden geçtim. Yine bir yol ayrımı var. Küçücük bir tabela. Ankara için D-100’ü, Alikahya için yan yolu gösteriyor. Son anda direksiyon kırıp, Alikahya yönüne girdim. Köseköy’e gelmeden, köprü altından geçip,  Köseköy Kışlası yanından geçerek, Alikahya girişine gelebildim. 
Şimdi merak ediyorum. Bundan sonra Kentsa-Alikahya girişi bu şekilde mi olacak. Bana hergün fazladan 7-8 kilometre yol mu  götürecekler?.. Bu köprülü kavşak neden yapıldı?.. Nasıl yapıldı?.. İzmit’ten çıkıp, Alikahya’ya girmek için, ben taaa Köseköy’e kadar gidip, geri döneceksem, bunca para harcanın bu köprülü kavşak kimin işine yaradı? 

*Güven endeksindeki hızlı düşüş
Başta ekonomik veriler olmak üzere, toplumdaki her şeyi bilimsel olarak ölçmek ve rakamlarla ifade etmek günümüzde mümkün. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) de bunu kim ne derse desin gayet güzel yapıyor. TÜİK 2012 yılından itibaren, bütün gelişmiş ülkelerdeki istatistik kurumları gibi Türkiye’de “Güven Endeksi”ni ölçmeye başladı. Güven Endeksi, 200 puan üzerinden hesaplanıyor. Toplumdaki çeşitli veriler derleniyor ve halkın ülkenin gidişatına, geleceğine olan güveni rakamsal olarak ifade ediliyor. Rakam 100’ün üzerindeyse, toplumda ülkeye, ülkeyi yönetenlere güven olduğu ortaya çıkıyor. 100’ün altına inerse, toplumda umutsuzluk, güvensizlik var anlamı çıkıyor.
TÜİK, Türkiye’de güven endeksini aylık olarak açıklıyor.  1 Kasım seçimleri öncesi TÜİK’in Güven Endeksi rakamı 104.8 çıkmış. Bu çok iyi bir rakam ve ölçülmeye başlanıldıktan sonra çıkan en yüksek rakam. Yani, Türkiye’de insanlar, 1 Kasım seçimleri öncesi ülkenin geleceğine çok güveniyormuş. Kasım ayından sonra, güven endeksinde hızlı bir düşüş başlıyor. Aralık’ta 100.8. Ocak’ta 83.9. Son olarak geçen şubat ayında ise 71.46 çıkıyor. Şubat ayı rakamı, Güven Endeksi ölçümü başladığından buyana en düşük rakam. İş dünyası, TÜİK açıkladığı bu güven endeksi rakamını, kaygı verici olarak değerlendiriyor. Çünkü güven endeksinin düşmesi demek, insanların hayata küsmesi, alışverişin azalması, piyasaların durgunlaşması anlamına da geliyor. 
Seçim ve af konuşulursa 
Türkiye’de iki konu çok hassastır. Biri seçim, diğeri af.. Bu iki konu bir kere konuşulmaya başlanırsa,  hatta  “Seçim yok”, “Af yok” şeklinde negatif açıdan konuşulmaya başlansa bile, ülke gündemine düşmüşse, gerçekleşir. 
Ülkemizdeki cezaevlerinde uzun süredir af beklentisi var. Cezaevlerinin toplam kapasitesi 179 bin kişi. Ama halen 184 bin tutuklu ve hükümlü var. Bazı cezaevlerinde koğuşlara ek yataklar konuluyor.  Tecavüzcüler, katiller, uyuşturucu baronları, teröristler kapsam dışı bırakılarak,  kader mahkumları için bir genel af için zaman geldi de geçiyor bile. 
Bir de esnaflar için yeni bir “Vergi ve sigorta prim “ affı konusu ortaya atıldı. Laf çıktı ya, artık pekçok mükellef, vergisini, sigorta primini zamanında ödemeyecek, ucuz kredi olarak kullanacaktır. Vergi ve sigorta primlerinde yeni bir af lafı çıktığına göre, artık bu da mutlaka yapılacak demektir.
İkinci konumuz seçim.. Türkiye siyaseti karışık. 2015 yılında arka arkaya seçimler yaptık ama, siyasetteki karışıklık bitmedi. 1 Kasım seçimlerinde milletvekili sayısını 300’ün üzerine çıkartan AK Parti, tek başına Meclis’te Anayasa yapmaya çok yaklaştı. Ama tek başına Anayasa yapamıyor. 
Bir Anayasa taslağının Meclis’ten geçebilmesi için 367 oya ihtiyaç var. Bu mümkün değil. Anayasa taslağı 330 oyla Meclis’ten geçerse, referanduma gidilebiliyor. AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı’nın hala Meclis’te diğer üç partiden toplam 17 milletvekilinin oyunu alıp, 330’la Anayasa’yı ve Başkanlık Sistemini referanduma götürme umudu var. Ama ya bu 17 oy bulunamazsa. İşte o zaman AK Parti’nin yeni bir seçime gitmekten başka çaresi kalmayabilir. Çünkü, Başkanlık sistemine çok angaje oldular. Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 Haziran öncesinde “400 milletvekili verin” diye boşuna söylemiyordu.  Hele Haziran’a kadar bir bekleyelim. Dağılan Anayasa komisyonu toplanmayacak gibi görünüyor. CHP dışındaki üç parti ile, komisyonun bir karara varması mümkün değil. AK Parti kendi taslağını hazırlayacaktır ki, buna hakkı vardır. Ama en azından referandum eşiği, yani 330 oy gözükmüyorsa,  bir erken seçim kaçınılmaz gözüküyor.
2016’ da boş geçmeyecek. Ya Başkanlık Sistemi için bir referandum yapılacak; ya da AK Parti, “Bize Anayasa yapacak gücü verin” talebiyle, yeni bir seçimi gündeme getirecektir.
Bu yazı toplam 814 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37