1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. İzmit’in trafik sorunu
İzmit’in trafik sorunu

İzmit’in trafik sorunu

20. asrın ilk yarısına değin, doğan İzmitliler için kent içi ulaşım bir sorun değildi. Zaten İzmit dediğin, bugün Orduevi’nin bulunduğu noktadan Ulugazi İlkokulu’nun bulunduğu noktaya bir

A+A-

20. asrın ilk yarısına değin, doğan İzmitliler için kent içi ulaşım bir sorun değildi. Zaten İzmit dediğin, bugün Orduevi’nin bulunduğu noktadan Ulugazi İlkokulu’nun bulunduğu noktaya bir taban doğrultusu çekip, sonra bu iki ucu Bağçeşme tepe noktasında birleştirdiğinizde ortaya çıkacak olan üçgen alanı içinde kalan bahçeli evlerden oluşan ve nüfusu da 17 bin olan bir kentti. Bir uçtan bir uca yürüyerek ulaşılabilirdi. Atların çektiği faytonlar insanları taşıyan lüks taşıtlardı. Ağır yükler için demir tekerlekli at arabaları kullanılırdı. Kırsal kesimlerde yaşayanların binek ve taşıt aracı ise at ve eşeklerle kağnı arabaları idi.

Kent içi ulaşım için motorlu araçların gereksinim olacağı hayal bile edilemezdi.

Sanayileşmenin başlayıp hızla gelişmesi ve İzmit Körfezi havzasının bir devlet politikası olarak sanayi bölgesi kabul edilmesi sonucu, alan genişlemesiyle orantılı bir biçimde nüfusunda artmasına neden olmuştur.

Mevcut topoğrafik alan içersinde yeni yerleşim alanlarının oluşumu ve bununla orantılı olarak nüfus yoğunluğunun önlenemez bir biçimde artması ve bunun plansız ve programsız biçimde gelişmesi ulaşım sorununu adeta bir heyüla gibi yaratmıştır.

Medine arapça bir sözcük. Şehir yani kent demek. Medi ise kentli demek, ama mecazi olarak uygar anlamında kullanılıyor. Kentin yapısal açıdan uygar  oluşunun en önemli kriteri ise ulaşımdır.

Çağın gelişimi ile orantılı olarak ortaya çıkan kentsel gelişim, gerek yerleşim ve gerekse ulaşımda tasarımları ve planlamaları zorunlu kılmıştır.

Ve sonuç:

Kent içi ulaşım açısından, trafik tam anlamıyla felç olmuştur. Bırakınız uzun soluklu köklü çözümleri, var olanı bile içinden çıkılamaz hale dönüştürenler kimlerdir? Ve rant deyince arpa görmüş at gibi burun delikleri açılıp kapanan ve ayakları ile yeri eşeleyenler kimlerdir? Kentin varını yoğunu özelleştirme adı altında yandaşlarına (oydaşlarına) peşkeş için gözlerini adeta dört açanlar kimlerdir?

Zaten kısıtlı olan kent içi caddeleri paralı otoparka, kaldırımları kafe ve açık hava lokantalarına dönüştürüp geçip vermez hale getirenler kimlerdir? Soruyu doğru yanıtlayabilmemiz için rahmetli Leyla Atakan’dan Sefa Sirmen’e kadar, üstelik kısıtlı bütçelerle yapılanları düşünüp akıl ve vicdan süzgecinden geçirin ve öyle karar verin.

Çalışınca elbet olur da, çalışmadan çalışmaya fark var. Kimisinde bu oluyor ama kimisinde ölüyö!

Bu haber toplam 1044 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.