1. YAZARLAR

  2. Ali GÜNDOĞDU

  3. İzmit’te hayat pahalılığı 2 bin yıl önce de varmış
Ali GÜNDOĞDU

Ali GÜNDOĞDU

Yazarın Tüm Yazıları >

İzmit’te hayat pahalılığı 2 bin yıl önce de varmış

A+A-

Eylül ayı enflasyon rakamları açıklandı. Yıllık enflasyon resmi verilere göre yüzde 25’e yakın. Çarşı Pazar el yakıyor. Hayat pahalılığı sadece günümüz İzmit’inin değil, 2 bin yıl önce de büyük bir sorunmuş. Bu durumu tarihi bilgiler ışığında açıklamayı bir vazife olarak görüyorum.
Gerek tüm Roma İmparatorluğu ve gerekse Nikomedia (Antik İzmit) tarihi içinde çok önemli bir yer tutan I. Konstantin, ömrünün ve imparatorluk yıllarının önemli bir bölümünü Nikomedia’da geçirmiştir.
Bu açıdan adına basılan sikkeler arasında Nikomedia sikkeleri önemli bir yer tutar ve özellikle altın sikkeler oldukça fazladır.
Paramızdan 6 sıfırı attık, enflasyonun tek haneli rakamlara düşmesi için yıllardır büyük fedakarlıklar yaptık, ama olmuyor; enflasyon bir türlü düşmüyor. 
Enflasyon sadece bugünün sorunu değil. Örneğin İzmit’te tam 1700 yıl önce de enflasyon varmış. Nasıl mı? 
Antik dönemdeki adı Nikomedia olan İzmit, 2275 yıldan beri tarih sahnesinde yer almaktadır...
M.Ö. 262’de Kral Nikomedes tarafından kurulan ve kralın adına atfen Nikomedia (Nikomedes’in kenti) adını alan aziz İzmit, antik Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devletleri dönemlerinde varlığını sürdürerek günümüze ulaşmıştır.
İzmit tarihinde o kadar önemli olaylar olmuş, o kadar önemli tarihi kişilikler yaşamıştır ki, bunları anlatmak için kalın ciltlerle eserler verilmesi gerekmektedir.
1700 yıl önce Diokletianus gibi güçlü bir imparatora rağmen, eski İzmit’te enflasyon alıp başını gitmiş, buna önlem olarak basılan yeni sikkeler piyasayı düzenleyememiş ve fiyatları sabitleyen bir imparator fermanı bile piyasanın kendi koşullarına karşı koyamayıp fiyasko ile sonuçlanmıştı…
III. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olan Hıristiyan yazar Lactantius’un eserinin yedinci bölümünde Diokletianus’un yanlış politikaları yüzünden ekonominin nasıl kötüleştiği anlatılmaktadır. Örneğin, kaynak bulmadan asker sayısının arttırılması ve yeni bürokratik kurumların yaratılması sonucunda ağır vergilerin halkın üzerine binmesi, zaten çok zayıflamış olan hazine gelirlerinin imparatorluk hizmetine verilmesi ve buna bağlı olarak (Nicomedia’daki yeni saray inşası gibi) gereksiz imar etkinliklerine girişilmesi, imparatorluk maliyesini ciddi şekilde sarsmıştır.
Diokletianus çok güçlü bir imparatordu ve oluşan mali krizi çözeceğini düşünüyordu. Bu amaçla eski İzmit’te bir sikke reformu başlattı. Bu reforma göre yeni altın ve gümüş sikkeler bastırdı. Böylece piyasaya egemen olan eski, yıpranmış ve kötü bronz sikkeler yok olup gidecek, yeni bir satın alma düzeni başlayacaktı…
Ancak büyük Diokletianus, ne yazık ki enflasyon denen günümüz canavarının o dönemde de hakim olabildiğini henüz bilmemekteydi.
Bu reform enflasyonu durdurmada etkili olamazdı. Çünkü yenileri ile birlikte eski paralar da tedavülde kalırsa, Gresham yasasına göre eski para yeni ve değerli olan parayı tedavülden kaldırır. (Gresham Yasası: Bir ülkede halkın gözünde biri değerli, diğeri değersiz iki tür para tedavülde ise, bunlardan değersiz olanı piyasaya hakim olur).
Modern ekonomide bu kurala ‘kötü para iyi parayı piyasadan kovar’ denilmektedir.
İzmit halkı, yeni çıkan saf ve güzel sikkeleri yastık altı yaparak, eski kötü sikkeleri kullanmaya devam eder. Altın ve gümüşün değeri olağanüstü artar ve karaborsa baş gösterir…
Büyük Diokletianus bunun da üstesinden geleceğini sanır ve pazardaki sebze meyveden, çalışan ücretlerine kadar 1200 den fazla ürün ve hizmetin fiyatının sabitlendiğine hükmeden ve buna uymayanların idam edileceğine dair bir ferman yayınlar… Bu fermana ‘’Tavan Fiyatlar Fermanı’’ adı verilmiştir…
Artık devlet emriyle hemen her şeyin fiyatı sabit olmuştur…
Ancak piyasa oyunbazları ve spekülatörler, önemli malları piyasaya sürmez ve depolarlar. Böylece arz-talep dengesi gereği, ölüm emri olsa bile fiyatlar artar ve karaborsa adeta uçuşa geçer…
Büyük İmparator Diokletianus 301’de yayınladığı sabit fiyat fermanından, 305’de geri adım atar.
Böylece 1700 yıl önceki İzmit, en güçlü imparatorun emrine karşın, piyasa koşullarına ve ekonominin kendine has kurallarına yenik düşer ve enflasyonun boyunduruğunda yaşamaya devam eder. Modern çağda bile ekonomi biliminin tam kuralları konulmuş olsa da, piyasayı elde tutan güçlerin parayı belirleme boyunduruğu halen sürüp gitmektedir…

kamp-gate-sikkeleri-003.jpg

İZMİT PARALARI- Diokletianus, imparatorluğa mali açıdan yeni bir yön çizmek için Argenteus adı verilen ve esasen gümüş anlamını taşıyan drahmi-denarius benzeri yeni bir sikke bastırdı. Bu sikkenin ön yüzünde imparator Diokletianus’un adı ve portresi görünür. Arka yüzde ise VİCTORİA SARMATİCAE yazısı bulunur ve Sarmatlara karşı kazanılmış bir zafer onuruna basıldığı anlaşılır.

altin-madalyon-007.jpg

MADALYON- Sikke gibi bir ticari dolaşım unsuru olmayan, tek veya az sayıda basılan, belirli bir olay veya nedenle basılmış çok kıymetli ve parayı andıran metal nesne. Madalyon sözcüğü günümüzdeki madalya karşılığıdır. 

Osmanlı yapıtlarına hayat veren ‘Pembe Kayalar’ 

Sultanahmet Cami ve Rumeli Hisarı başta olmak üzere birçok Osmanlı eserine hayat veren ‘Pembe Kayalar’ ilginç jeolojik yapısıyla her yıl binlerce turisti ağırlıyor. 
Kandıra’ya bağlı Kefken Mahallesi’nde bulunan ‘Pembe Kayalar’ ilginç jeolojik yapısıyla her yıl binlerce turiste ev sahipliği yapıyor. Suyun içinde yumuşak olan kayalar, dışarıya çıkartıldığında ise sertleşiyor. Osmanlı dönemi mimarlarının da ilgisini çeken ‘Pembe Kayalar’ o dönemde dikdörtgen şeklinde kesilerek deniz yolu ile İstanbul’a taşındı. Kayalar, başta Sultanahmet Cami ve Rumeli Hisarı’nın yapımı olmak üzere birçok Osmanlı eserinde kullanıldı.
Şimdilerde ise ‘Pembe Kayalar’ ilginç jeolojik yapısı sebebiyle doğaseverlerin ziyaretçi akınına uğruyor. Özellikle yaz mevsiminde hafta sonu binlerce kişi ‘Pembe Kayalar’a gelerek, hem fotoğraf çektiriyor hem de yüzüyor. Bazı vatandaşlar ise kayalar üzerinde balık tutmayı tercih ediyor.
İzmit’ten geldiğini ifade eden bir vatandaş, yüzmek için geldiğini söylerken, balık tutmak için gelen bir başka vatandaş ise “Herkes burayı ziyaret ediyor. Gelip, eğleniyorlar. Görüntüsü güzel olduğu için geliyorlar. Ben sık sık balık tutmaya geliyorum. Yazın kalabalık oluyor. Biz kalabalık olmayan zamanları seçiyoruz” diyor. 
Gaziantep’ten her yıl bölgeye gelen bir vatandaş ise “1978’den beri buralara gelip giderim. Çok beğeniyorum. Buraya geldiğim zaman nefesim açılıyor. Bu ortamı, bu oksijeni alınca rahatlama hissediyorum kendimde. Burada hem balığa çıkıyorum, hem denize giriyorum” diye konuşmuştu.
Görüntüsü ile ziyaretçilerini büyüleyen ‘Pembe Kayalar’ havadan görüntülendi. Havadan çekilen görüntüler, izleyenleri adeta kendisine hayran bırakıyor.

cok-ilginc.jpg

ÇOK İLGİNÇ- Kandıra’ya bağlı Kefken Mahallesi’nde bulunan ‘Pembe Kayalar’ ilginç jeolojik yapısıyla her yıl binlerce turiste ev sahipliği yapıyor. 

suda-yumusak,-disarida-sert.jpg

SUDA YUMUŞAK, DIŞARIDA SERT- Suyun içinde yumuşak olan kayalar, dışarıya çıkartıldığında ise sertleşiyor. 

rumelihisari-001.jpg

OSMANLI ESERLERİNDE KULLANILDI- Osmanlı dönemi mimarlarının da ilgisini çeken ‘Pembe Kayalar’ o dönemde dikdörtgen şeklinde kesilerek deniz yolu ile İstanbul’a taşındı. Rumeli Hisarı’nın yapımında da bu taşlardan kullanıldı.

Bu yazı toplam 1689 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum