1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. İzmit’te ticaret bitiyor
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

İzmit’te ticaret bitiyor

A+A-

Kentin yöneticileri bu gerçeğin ne kadar farkında bilmiyorum. Ama bir gerçek var.. İzmit’te ticaret bitiyor..

Şehrin  yakınlarında, şehrin içinde çok fazla AVM yapıldı muhabbetine girmeyeceğim.. Bu  dünyadaki ve Türkiye’deki değişimin bir sonucu. AVM’ler gelecek. Markalar gelecek. Bu kaçınılmaz. Buna rağmen  İzmit gibi bir şehirde ticaretin olması lazım..

Bahsettiğim konu “Mahalle bakkalı” konusu değil. Börekçinin, poğaçacının, simitçinin, minibüsçünün, taksicinin işi azalıyor. Hepsi  3-5 yıl öncesini mumla arıyor..

Elbette iş yapan dükkanlar var. Birkaç tane.. Markalı konfeksiyon mağazaları, ucuz yemek yapan lokantalar. Başka herkes şikayetçi. İnsanlar alışveriş yapmıyorlar. Bu kent, çalışan, aylık sabit maaşla geçinen insanların yoğun olduğu bir kent. Pekçok aile bütün alışverişlerini kredi kartları ile yapıyor. Kartların limitleri dolmuş. Çoğu patlamış.. İnsanlar frene basmışlar. Alışveriş yapmıyorlar..

Ramazan’da fırıncı kazanmıştır.. Çünkü, insanlar Ramazan pidesi almaya mecburdu. Üstelik pide fiyatı çok yüksekti. Ama Allah aşkına, başka hangi esnaf grubu para kazandı?. Bayram alışverişinden kim memnun?.. Hangi dükkan beklediğinin, umduğunun yarısı kadar  iş yapabildi?.. Gidin İzmit esnafı ile konuşun.. Hepsi ağlıyor.. Hatta, bu şehirdeki AVM’lerde bile sıkıntı var. AVM’lerdeki mağazalar da bekledikleri işi yapamıyorlar. Kiraların altından kalkamaz hale geliyorlar.

İzmit’in gündüz nüfusunun 1 milyonu bulduğu belirtiliyor. Doğrudur. Hatta bazen üstüne de çıkıyor olabilir. Ama şehir merkezinde şöyle dükkanlara bir bakın.. Bankalar dışında, hangi dükkanda alışverişe girmiş insan var?.. Şehir içi trafiği tam anlamıyla kaos.. İnsan arabasıyla gelip şehir içinde alışveriş yapamaz.

İzmit’e dışarıdan gelen bir tek kişi bile yok. Şehrin nüfusu gün içinde artıyor ama, ilçelerden  geliyorlar. Kandıra’dan, Derince’den, Gölcük’ten devlet kurumundaki işi için geliyor insanlar. Bunun dışında bir kişi bile turist olarak, alışveriş yapmak için bu şehre gelmiyor.

Bir Eskişehir, hatta Ordu turist çekmeye başladı. İzmit’e insanlar neden gelsin?. Neresini gezsin?.. Nerede yemek yesin, eğlensin. İzmit’in neşesi kaçtı. İzmit’in ruha bozuldu.  Kiralar, astronomik rakamlara çıktı. Tek tek kapanıyor dükkanlar. Kira yükünün altından kalkamıyor esnaf.. İş yapamayan dükkan sahibi, “Dükkanımı kiraya verir yan gelip yatarım” diye düşünüyor. Ama bir süre sonra bu şehrin merkezinde kiralar da çok gerileyecek.

İzmit’te ticareti geliştirmek, ticareti canlandırmak için mutlaka bir şeyler yapılmalı. Özellikle trafik kaosu ortadan kaldırılmalı. Ticaret Odası kendi derdine düşmüş. Esnafın kendi içinde dayanışması, organizasyon kabiliyeti yok. Bir şekilde İzmit’e başka kentlerden insanların gelmesini sağlamak zorundayız.

Görürsünüz, şu teşvik uygulamaları yürürlüğe girsin, yeni fabrikalar, yeni lojistik merkezleri kurulacak. Ama tek tek şehir merkezinde dükkanlar kapanacak. Her dükkan, aynı zamanda  işveren.. Esnaf  perişan olacak, yanında çalışan işsiz kalacak. İzmit gibi bir şehrin bu hale gelmesi, İzmit gibi bir şehirde ticaret hayatının bu denli durgunlaşması, neredeyse her esnafın durumundan şikayetçi olması, şehir merkezinde bu kadar çok dükkanın kapanıyor olması, en azından alarm işaretidir. Bir şeyler yapmak lazım. Radikal kararlar almak lazım. Her geçen gün,  iş biraz daha zora giriyor.

Toplu taşıma araçlarında klimalar mutlaka çalışmalı

Çok sıcak günlerden geçiyoruz. Bizim şehrimizde çok laf üretildi, çok vaat verildi ama, bir türlü toplu taşıma sorununa çözüm bulunamadı. Bu kentte pekçok hatta, toplu taşıma araçları gün içinde tıklım tıklım hizmet veriyor.

İlçelerden merkeze gelen minibüsler, İzmit şehir içinde özellikle bazı hatlardaki minibüsler, 20-25 kişi kapasiteli olmalarına rağmen, 45-50 yolcu ile gidip geliyorlar. İnsanlar bunalıyor. Toplu taşıma araçlarında klima çalıştırmak, elbette minibüsçü için ek bir maliyet. Ama klimalar bu mevsimde çalışmayacaksa, ne zaman çalışacak.

Minibüsçü dertli. Minibüsçü bu kentte çok fazla yolcuyu bedava taşıyor. Üstelik, kendilerine söz verilen paraları alamıyorlar. Bu nedenle, mümkün olduğu kadar tasarruf yapmaya çalışıyorlar. Klima çalıştırmamak, önemli bir tasarruf. Arabaların camlarını açıyor- kapıları açık yolculuk yapıyorlar-ki bu çok tehlikeli- klimayı çalıştırmıyorlar. Minibüste tıklım tıkış giden yolcu bunalıyor..

Eğer bu şehirde toplu taşıma araçları üzerinde denetim yapılacaksa, öncelik bu mevsimde klima çalıştırılması konusuna verilmelidir. Tıklım tıkış minibüslerde, bunaltıcı havalarda insanlar ter içinde kalıyorlar. Fenalaşanlar oluyor. Bu mevsimde toplu taşıma araçlarının hem çok temiz, hem olabildiğince serin olması lazım. Kent yöneticilerinin bu konuda biraz duyarlı olmalarını, minibüsçülerin de  sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini bekliyorum. 

Arsız müteahhitler, sağlam binalara göz dikmişler

Bu kentte, “Kentsel dönüşüm” yasasından yararlanılması gerektiğini en çok ben savundum. Sonuna kadar da savunurum.

17 Ağustos 1999 büyük felaketini yaşamış şehrimizde hala içinde insanların yaşadığı hasarlı binaların bulunduğunu biliyoruz. Bu kentin bazı bölgelerinde çok çarpık yerleşimin olduğunu, bazı mahallelere ambulansın, itfaiyenin giremediğini biliyoruz.

Büyükşehir Belediyesi yıllar önce Erenler-Cedit-Topçular bölgesinde mükemmel bir Kentsel Dönüşüm uygulaması yaptı. Üstelik, o zaman daha bugün yürürlükte olan Kentsel Dönüşüm Yasası da yoktu. Yasa çıktı,. Bütün şehirlerde hareket başladı. Bizim kentimizde öncelikle Gölcük Denizevler Mahallesi’nde kentsel dönüşüm gerekiyor. İzmit’in pekçok bölgesi, Yenimahalle, 28 Haziran, hala Cedit, Topçuların bazı bölgeleri kentsel dönüşüm bekliyor.

Yerel yönetimler bu konuda çok yavaş kaldılar. Ama bizim kentimizde bu Kentsel Dönüşüm işini istismar etmeye çalışanlar bulunduğunu da duyuyorum.

Bizim şehrimizin kısa sürede çok zengin olmuş, çok uyanık, her iktidar döneminde işini çok iyi yürüten yap-satçı müteahhitler vardır. Ben hiç biri ile selamlaşmam. Şimdilik isim yapmayayım. Kent halkı, bunları iyi tanır.

Bunların bir kısmı, şu sıralar büyük rant getireceğini gördükleri bazı bölgelerdeki aslında sağlam olan binalara göz koymuşlar. Mevcut binayı yıkacak, yeni binalar yapacak, bunları başta bankalara, AVM’lere daha inşaat başlamadan satıp,  büyük paralar kazanacaklar.

Hesap bu. Ama bu müteahhitlerin göz diktiği, kentsel dönüşüm yasasından faydalanıp, yıkarak yerine yeni bina yapmayı kafaya koydukları binalar, aslında sağlam. Bu binalardaki bazı daire sahiplerini ikna edemiyorlar. Bu durumda, aslında sağlam olan bu binalar için sahte “Hasarlı” raporları çıkartıyorlar. Kimi uzmanları, Belediye yönetimlerini kafaya alıyorlar.

Beni arayan vatandaşlar var. Müteahhit oturdukları binaya göz koymuş. O insanlar dairelerini vermek,  göçeme olmak istemiyorlar. Ama müteahhit ısrarlı. Vatandaşı ikna edemese de, Kentsel Dönüşüm Yasasını kendi çıkarları için kullanıp, binayı yıktırmanın bir yolunu bulabiliyorlar.

Bu konuda özellikle belediye yöneticilerini uyarmak istiyorum. Bu şehrin, rant getirecek her yapılaşma işine talip olmuş uyanık müteahhitlerinin,  garip insanları istismarına alet olmasınlar. Bana ulaşan birkaç somut örnekle ilgili bilgi var. Takip ediyorum. Sahte raporlarla içindeki insanlar çıkartılır, yerlerine bankalara büyük paralar karşılığında kiralanacak yeni binalar belli müteahhitler tarafından yapılırsa,  bunları deşifre edeceğimi de şimdiden ilan ediyorum. 

Pişmaniyeyi önce İzmit’e tanıtalım

İzmit Belediyesi, bir kez daha Pişmaniye Festivali düzenliyor. Geçtiğimiz yıllarda Makedonya, Bosna Herkes, Avusturya’da festivallerin açılışları yapılmıştı. Bu yıl Pişmaniye Festivali Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de açılıyor.

İzmit Belediyesi’nden 60 kişilik bir heyet, Bakü’ye gitti. Cumartesi günü Bakü meydanında festival açılışı yapılacak. Kesinlikle  “Neden 60 kişi Bakü’ye gidiyor” gibi basit bir hesabın içine girmeyeceğim. Pişmaniye’yi tanıtmak için yapılan çalışmaları takdirle karşılıyorum.

Ama İzmit Pişmaniyesi’ni Saraybosna’da, Üsküp’te, Viyana’da, Bakü’de tanıtmadan önce, kendi memleketinde İzmit’te tanıtmamız lazım. Pişmaniye İzmit’in gerçekten sembolü. İzmit’e turizm amacıyla insanlar geliyor olsa, hepsi mutlaka evine dönerken pişmaniye alacaktır. Ama İzmit’e turizm amacıyla kimse gelmiyor.

İzmitli de Pişmaniye’ye uzak.. Bu şehirdeki hiçbir lokantada Pişmaniye göremezsiniz. Kafelerin menüsünde pişmaniye yoktur. İzmitli akşam eve giderken “Bu akşam misafir gelecek. Onlara ikram ederim” diye Pişmaniye almaz. Oysa, Pişmaniye, en hafif, en güzel, bence yemesi de en zevkli özel bir tatlıdır.

Bizim önce İzmit’te pişmaniyeyi tanıtmamız, İzmitli’ye pişmaniyeyi sevdirmemiz lazım. Bahse girerim ki, bu kentte yaşayan insanların yarısından fazlası, hayatı boyunca pişmaniye yememiştir. Çocuklar, gençler pişmaniyeyi hiç tanımıyor. Okullarda düzenlenen etkinliklerde pişmaniye çocuklara ikram edilebilir.

Nevzat Doğan bu konuya önem verdi. Ama hedeflediklerini yapamadı. İzmit Belediyesi bir Pişmaniye Anıtı yaptırdı. Ama öyle çok tartışıldı ki, bu anıtı da adeta D-100’de Orduevi karşısındaki alanda sakladı.

İzmit’in her yerinde pişmaniye olmalı. Yürüyüş yolu üzerinde küçük, zarif Pişmaniye büfeleri olmalı. Otoyol kenarında İzmitli pişmaniye satıcılarına yer gösterilmeli. Biz bu şehrin sembolü olmuş tatlısını önce bu şehrin insanlarına tanıtalım. Eminim, hangi çocuk hayatında bir kere pişmaniye yese, tadını unutmayacak, hep isteyecektir. Bu konuda İzmitli pişmaniye üreticilerinin de birlikte hareket etmesi arayışlara girmesi gerekiyor.

Aksi halde, birkaç yıl sonra İzmit Pişmaniye’sini de kaybeder. 

CHP ve MHP Güneydoğu’da siyaset yapmaya başlamalı

Başbakan Binali Yıldırım değişik bir adam.. Her konuşmasında espri yapmaya, adeta kendisini mecbur hissediyor. Hani örneğin Cem Yılmaz bir yerde konuşma yapar da, dinleyenlerin hepsi “Bir de espri patlatsa” diye bekler ya.. Başbakan da sanırım öyle zannediyor.

Örneğin, geçenlerde ciddi bir konuda konuşma yaparken, “İnsanlar artık hastanelerin Acil Servislerine kız bakmaya gidiyor” dedi, ortalık karıştı. Kuşkusuz Başbakan bu sözleri farklı bir niyetle söylememişti. Ama siyaset üstüne atladı, tartışılıyor.

Başbakan Binali Yıldırım çok ciddi, çok doğru şeyler de söylüyor. Güneydoğu’da terör bölgesindeki duru anlatırken, “Bu bölgede muhalefet partileri de olmalı. Örgüt kurmalı” dedi. Bugün Güneydoğu’ya gidin, iki parti var. Biri AK Parti, diğeri HDP.  Muhalefet partilerinin CHP ve MHP’nin bu bölgedeki örgütleri sembolik. Seçimlerde çok düşük oy alıyor, adeta aday bile bulamıyorlar.

Bölge halkı da, AK Parti ile HDP arasında sıkışık kalıyor. Oysa, oralarda iki partiyi de sevmeyen, benimsemeyen insanlar var. Ama bunların üçüncü bir seçeneği bulunmuyor. Özellikle CHP’nin Güneydoğu’daki oy oranlarının yüzde 1’lere kadar gerilemesi, kabul edilemez. Eğer iyi örgütlenir, gerçekten çalışırlarsa, o bölgede CHP’nin de, MHP’nin de önemli oy potansiyelleri bulunuyor. Bu partiler o bölgede siyasetin içine girerse, halk da rahatlayacaktır. Terörle mücadele çok daha güçlü hale gelecektir.

Başbakan’ın CHP ve MHP’ye yaptığı “Gidin Güneydoğu’da siyaset yapın” çağrısı, bu nedenle önemlidir. Ama Türkiye’de siyaset farklı tarzda yapılıyor. Başbakan’ın bu çok doğru ve isabetli sözleri yerine, “Acil servise kız bakmaya gidiyorlar” sözleri öne çıkartılıyor. Yazık, siyaseti biraz ciddi yapmak lazım.

 

Bu yazı toplam 1618 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum