1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Japonya depremi ve tsunaminin düşündürdükleri!
Japonya depremi ve tsunaminin düşündürdükleri!

Japonya depremi ve tsunaminin düşündürdükleri!

Japonya’da 8,9 şiddetinde bir deprem ve ardından gelen tsunami felaketi ülkeyi felç etti. Dikkat ettiyseniz Japonya’nın zararının önemli bir bölümü depremden değil tsunamiden. Buna rağmen can kaybı

A+A-

Japonya’da 8,9 şiddetinde bir deprem ve ardından gelen tsunami felaketi ülkeyi felç etti. Dikkat ettiyseniz Japonya’nın zararının önemli bir bölümü depremden değil tsunamiden. Buna rağmen can kaybı bizdeki 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen 7,4 şiddetindeki deprem kadar olmadı. Eğer 7,4 şiddetindeki deprem doğu ve güneydoğu illerimizde olsaydı yaşadığımız can kaybı en az iki katı olurdu. Kaldı ki, 8,9 şiddetindeki depremi beraberinde tsunami faciası ile birlikte yaşasaydık maazallah en az bir milyon insan can verirdi ve Türkiye ekonomisi felç olurdu.  Bundan da anlaşılıyor ki eğreti yapılar depremleri, yanlış meskun mahal seçimi daha tahripkâr kılıyor.

Demek ki yaşam mekânları deniz sahillerinden uzak mümkün olan en yüksek yerlerde oluşması gerekir. Zira depreme karşı mukavemetli yapılar yapılarak zarar minimize edilebilir. Lakin, tsunamiye karşı tedbir olarak yapılabilecek pek de bir şey en azından şu an için mümkün gözükmüyor.

Yapılacak tek şey, bundan sonra sahil kenarlarına yapılaşmaya müsaade etmemek, olanları da mümkün mertebe yukarılara taşımayı teşvik etmektir. Neticede ülkemiz de bir sahil ülkesi ve etrafı denizlerle çevrili.

Yapı Denetim firmaları kurarak depremden korunmak akıllıca bir şey değildir. En azından tek başına bir önlem aracı sayılamaz. Japonya depremi ve tsunami bizler için ciddi bir ders çıkarma örneği olarak masaya yatırılmalı ve alınacak önlemlerle çok yönlü araştırılmalıdır.

Bizler millet olarak ecdadın iki-üçyüzyıl gerisindeyiz. Coğrafya aynı coğrafya ve onların zamanında da denizlerimiz, sahillerimiz vardı ve onlar bu sahillere yapı yapmak yerine yüksek yerleri tercih ettiler. Şöyle bir İzmit’e bakın. Tüm tarihi mekânları yüksek yerlerde görürsünüz. Örneğin Sırrı Paşa Köşkü Yukarı Pazar mevkiinde, Süleyman Paşa Hamamı yine aynı yerde, Sultan Orhan Camii daha yukarılarda. Kentin tüm ileri gelenleri evlerini bu yüksek yerlerde yapmışlar ve hiçbirisi deniz sahilini tercih etmemiş. İsteselerdi pekâlâ bu sahillerde nadide yapılar yapabilirlerdi. Deniz sahillerinde istisnalar dışında tek bir yapı göremezsiniz. Demek ki, bu felaket ta o yıllarda bile sezinlenmiş ama bizler bir türlü akledememişiz. Biz ne yapmışız adı üzerine “Gölcük” denen mekâna gidip şehirler kurmuşuz. Ondan sonra da depremin merkezi “Gölcük” diye feveran ediyoruz. Adama demezler mi Allah’ın ahmak kulları hiç gölcük üzerine meskûn mahaller yapılır mı? Ama biz yapmışız.

Değerli okurlarım, üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen 17 Ağustos depreminin şoklarını üzerimizden atamamışız. Maazallah bir tsunami felaketiyle karşılaşırsak belimizi düzeltmemiz mümkün değil. Özellikle bu felaketten ciddi dersler çıkarmalıyız ve öncü tedbirler almalıyız. Aksi taktirde iş işten geçmiş olabilir.

Bu haber toplam 1218 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.