• BIST 82.013
  • Altın 147,317
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0271
  • Kocaeli 6 °C

Je Suis Charlie

İsmet ÇİĞİT
“Ben Charli’yim” anlamına geliyormuş.  
Fransızca bildiğimden falan değil..  Dünyanın ve özellikle Avrupa’nın çok büyük bir şok yaşadığı şu günlerde,  Türkiye’deki bir şehir gazetesinin başmakale köşesinden  “Biz de terörün her türlüsüne karşıyız” mesajını verebilmek için yazıya bu başlığı koydum. 
Nelerin olup bittiğini, dünyayı, hayatı takip eden herkes az çok biliyor. Fransa’nın başkenti Paris’te haftalık olarak yayınlanan Charlie Hebdo isimli bir haftalık dergi var. Öyle çok popüler falan da değil. Bir zamanlar Türkiye’de haftalık Gırgır Dergisi 1 milyon tiraj yapardı. Charlie Hebdo, haftalık 60 bin adet basılan, dünya çapındaki şöhretini dini inançlarla alay eden karikatürlerine borçlu olan bir dergi. 
Charlie Hebdo’da sadece Müslümanları rahatsız eden abuk sabuk karikatürler yayınlanmıyor.  Zaman zaman, Yahudilerin, Hıristiyanların duygularını rencide eden, bu inançları da seviyesizce aşağılayan karikatürler çıkmıştı.
Geçen hafta Çarşamba günü Paris’teki bu derginin merkezi, silahlı iki kişi tarafından basıldı. Otomatik tüfeklerle, bu dergi çalışanlarının üzerine kurşun yağdırıldı. Kanlı terörün insanların yüreğini yakan görüntüleri, bölgede faal durumda olan güvenlik kameralarında bütün dehşeti ile kaydedildi. Biri Müslüman Polis 12 kişi katledildi. Yaralanıp yere düşen polisin kafasına yerde yatarken sıkılan merminin görüntüleri, bütün dünyanın içini sızlattı. 
Olay, Çarşamba günü dergiye yapılan bu kanlı baskınla bitmedi. Kendilerini “İslamcı” olarak tanımlayan Fransa vatandaşı teröristler, cinayetlerin ardından ülkeden kaçmaya çalışırken,  bazı işyerlerini bastılar. İnsanları rehin aldılar. Olaylarda 17 kişi hayatını kaybetti. Fransa jandarması, bir marketteki rehin alma olayının ardından, kalabalık içine saklanarak kaçmayı başaran bir genç kadın terörist dışında, diğer silahlı eylemcileri öldürdü. 
……….
Biz bu ülkede yıllar içinde çok kanlı terör olaylarına, çok sayıda insanın hayatına mal olan iş kazalarına, trafik kazalarına alışkınız. Ama Avrupalılar kendilerini hep çok güvende sanıyorlardı. Paris gibi bir şehirde otomatik tüfekler taşıyan teröristlerin bir medya kurumunu basması, önlerine çıkan insanları acımasızca öldürmesi, sonra market basıp, onlarca insanı rehin alması akıllarının ucundan bile geçmezdi. 
Şok oldular, çok sarsıldılar.. 
Ama hepsinden önemlisi, sadece Fransa değil, bütün dünya artık teröre karşı tek vücut halinde tepki göstermek gerektiğinin farkına vardı. Başta Fransızlar olmak üzere, Avrupa’da insanlar aslında bu olayların ardından “İslami terörü” lanetlemekten çok, kendi ülkelerinin yöneticilerini “Biz sandığımız kadar güvende değilmişiz?” diye sorguluyorlar. 
Paris’te yaşanan olaylar, insanlık adına çok büyük bir acıdır, dehşettir. Hiçbir gerekçe ile izah edilemez..  Çevremde de duyuyorum; “O Fransız dergisi de Müslümanları bu kadar tahrik etmeseydi” diyenler var. “Avrupa’da camileri kundaklıyor, Müslümanlara zulüm yapıyorlar. Sonunda böyle olacağı belliydi” diyenler var. 
Öyle değil.. İnsanlık bir bütün.. Asıl anlaşılması, herkes tarafından kabul edilmesi gereken, “Demokrasi, barış, özgürlük” kavramlarının dünyanın sadece bir bölümüne değil, tamamına yerleştirilmesi gerektiğidir.
……….
Dünyayı bu hale, Müslümanlar getirmedi. Tam tersine, kendilerini dünyanın patronu sanan, bu dünyanın bütün değerlerini öncelikle kendilerine hak gören batılılar getirdiler. Afganistan’ı işgal edip, Taliban’ı yarattılar. Irak’ta Saddam’ı katlettiler. Suriye’yi karıştırdılar. IŞİD’i hortlattılar.. Afrika merkezli sözde dinci terör örgütleri var.. Özellikle IŞİD’e Avrupa ülkelerinde doğmuş, Avrupa kültürü ile büyümüş ama Müslüman kalmış genç insanların katıldığı biliniyor. 
Dünyaya terör, dünyada Müslümanlar üzerinde zulüm, İsrail’in Filistin topraklarında yaptığı katliamla başlamıştır. Avrupalılar, Amerikalılar,  sürekli zulüm altında yaşayan insanları hiç görmediler, hiç anlamadılar. Vizeler koydular, başları çok sıkışınca insanların üzerine insansız hava araçları ile bombalar yağdırdılar, özel hapishanelerde işkenceler yaptılar. 
Dünya bu hale geldi. Şimdi, silahların kendilerine döndüğünü, silahlı teröristlerin Paris’in göbeğinde katliam yapabildiğini görünce dehşete kapıldılar.
……..
Pazar günü Paris’te ve dünyanın hemen yer yerinde milyonlarca insanın “Teröre karşı” tek yumruk olması dünya adına önemli ve olumlu bir gelişmedir. Paris’teki kınama yürüyüşüne TC Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun katılmış olması da dünya barışı ve ülkemizin imajı açısından çok önemlidir. Davutoğlu rahatsızdı. Partisinin toplantılarına katılmamıştı. Salı günü Almanya’dan başlayacak bir Avrupa seyahatine hazırlanıyordu. Çok doğru bir karar aldı, iki gün öncesinden Paris’e gidip, terörü lanetleyen büyük yürüyüşte yerini aldı. 
Bu Avrupa’daki sözde İslami terör çılgınlığı içinde bazı çevreler Türkiye’yi suçlamak için fırsat kolluyordu. Başbakan Davutoğlu yaptığı jestle, bunun da önüne geçti. Umarım Avrupalılar, batılılar artık bu dünyanın huzuru, Avrupa’nın güvenliği için, Türkiye gibi bir Müslüman ülkeyi AB’ye almanın ne kadar önemli olduğunu kavrarlar. 
Dünya barışı için, Avrupa’nın huzur ve güvenliği için, Türkiye’nin AB içinde yerini alması şarttır. Elbette bu gelişmelerden sonra, Müslüman dünyasının da dönüp, biraz kendisine bakması gerekiyor. Türkiye’de de son zamanlarda yaygınlaştı. “Biz inançlı nesil yetiştireceğiz” sloganıyla, küçük beyinler yıkanıyor. Çok ağır, dünya nimetlerinden uzaklaştırılmış genç insanlara yönelik onların kafalarına düşmanlık tohumları eken eğitimler veriliyor.. 
Dünyanın barışa ihtiyacı var. Bütün ülkelerde insanların özgürce, düşüncelerini rahatlıkla ifade ederek, kimseye muhtaç olmadan yaşayabileceği bir gelire sahip olarak yaşamasını sağlamak gerekiyor. Aksi halde, terör bitmeyecek, tam tersine bütün dünyayı daha fazla tehdit eder hale gelecektir. 
Umalım ki, Paris’te yaşanan bu son vahşetten, herkes; İslam dünyası da, batılı emperyalistler de gereken dersi çıkartırlar. Hayat dini tabulardan ibaret değildir. Hayat, sert söylemler, kısıtlanan özgürlükler, körüklenen düşmanlıklarla sürdürülebilir de değildir. Terörün her türünü lanetlemek çözüm olamaz. Terörü besleyen kaynakların, insanların zulüm altında, bir somun ekmeğe muhtaç yoksulluk ortamında yaşamasını önleyemezseniz, New York’ta ikiz kulelerin uçaklarla yıkılmasını, Paris’te bir mizah dergisinin basılmasını da engelleyemezsiniz.
Bu yazı toplam 357 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37