1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Kabare İzmit
Kabare İzmit

Kabare İzmit

Ticaret adamları Lan Remzi. Yanlarım hala ağrıyor. Ne dayak yedik senin yüzünden. Ağbi adamlar sanattan anlamıyor ki, biz ne yapalım. Bak Remzi, bak yavrum, hala bir gram ders almamışsın

A+A-

Ticaret adamları

- Lan Remzi. Yanlarım hala ağrıyor. Ne dayak yedik senin yüzünden.

- Ağbi adamlar sanattan anlamıyor ki, biz ne yapalım.

- Bak Remzi, bak yavrum, hala bir gram ders almamışsın. Çekip vuracaklar bizi en

sonunda senin yüzünden.

- Belki canımıza mal olacak ağbi, ama bu ülke bir gün bizim sanatımızı anlayacak…

- Neyse, bırak şimdi onu bunu. Ne oldu şu festivale gidecek kısa filmin montaj işi?

- Tamamdır ağbi o. Yolladım bile festivale.

- Demek yolladın Remzi. Yandık, vallahi yandık.

- Bak ağbi izle, izle de kısa film nasıl olurmuş gör.

- Tak Remzi, tak yavrum, tak çocuğum. Tak da nasıl bittiğimizi izleyelim…

- Bitiş olur mu ağbi. Dostluğumuzun damgası oldu bu.

- Remzi sen ne yaptın! Bunlar ne lan!!

- Uzun dostluğumuzun kısa filmi ağbi.

- Remzi bunlar bizim ev hallerimiz lan! Donla dolaşıyorum ortalıkta.

- Ağbi film bu, çıplaklık da olması şart yani.

- Oğlum çocukların filmini ne hale getirmişsin sen.

- Ağbi onlarınki dandikti, olmazdı ondan birşey. Bununla altın ayı, portakal, at, eşek bütün ödülleri toplarlar.

- Neden biz Remzi?

- Ağbi şimdi, festivalin konusu dostluktu. Ben de fırtınalı ve sağlam ilişkimizi yansıttım filme.

- O fırtınalar ağzında kopsun inşallah senin Remzi…

- Ağbi ne yapıyorsun?

- Kitap yazıyorum Remzi. Kendimi tutuklattırıp senden kesin kurtulmayı planlıyorum.

Gereksiz bilim adamları

- Galatasaray için gol makinesi yaptık. Sahada arıza yapmış. Nazar var nazar bu

takımda…

- Ev hanımlarına dizileri kaçırmasın diye zaman makinesi yapıyorduk. Meğer

internetten izliyorlarmış dizileri. Proje rafa kalktı.

- Deney faremiz Muhittin asker kaçağıymış. HER TÜRK ASKER DOĞAR Muhittin!

- Maddi sıkıntıdan dolayı bodrum katta labaratuvar kurmuş olmamız, merdiven altı atölye olduğumuz anlamına gelmez. Bilimin manzarası olmaz!

Hava devriyesi

- Kule.

- Heryerim ağrıyor.

- Yengen benimle kavga etti. Uçakta yattım gece.

- Kavga etti derken, gerçekten o etti kule.

- O kadar hızlı konuştu ki, araya giremedim.

- Moralim bozuk anlayacağın.

- Gidip biraz sevgili ayırmam lazım. Kafa dağıtayım.

- Havalar da ısınıyor. Bu marina, seka park falan kaynıyordur şimdi.

- Havalandım kule, of of of.

- Bu ne kule böyle.

- Millet elinden tuttuğunu getirmiş sahile.

- İskelede balık tutan çiftler mi istersin, ağaç altında serilmiş mutlu çiftler mi istersin!

- Ben bıraksam bunları, gidip evlenmeye falan kalkarlar.

- Yakarlar kendilerini kule. Sonları benim gibi olur.

- Şov başladı kule.

- Balık tutan delikanlıya saldırım başarıyla sonuçlandı.

- Oltasını taktırdım uçağın arkasına. Malı da kıymetli bırakmadı oltayı.

- Bir süre uçtu arkamda. Hereke kıyılarının orada biryerlerde düştü kule.

- Ağaç altlarındakilere ulaşamıyorum kule. İnatçı lekeler.

- Sahil devriyesinde topladığım gül satan teyzeleri bıraktım üstlerine.

- Ha ha! Nasıl kaçıyorlar kuleee. Elde var 2.

- Kule şu anda elime geçen bir bilgiye göre, yengen benim eşyaları camdan dışarı atıyormuş.

- O kadar gencin ilişkisini bozuyorum hayatlarını kurtarıyorum. Bana reva mı kule bu!

- Oooof, of. Eve doğru inişe geçiyorum kule.

Devlet kuşu muhabbet kuşuna benzemez -5-

-Cikk! Merhaba.

-Tanıdım sizi.

-Bravo... Hafızanız çok kuvvetli.

-Gene ne var?

-Evet. Bi'şey var... Şey var...

-Bu sefer ne istiyorsunuz?

-Eeee... Önemli bi'şey sayılmaz.

-Nasıl bi' şey sayılır?

-Ufak bi' şey sayılması olası.

- Neymiş o?

-Oy!

-Ne?

-Adayım ben. Milletvekili adayı. Bu sefer de oyunuzu istiyorum. Bana vereceksiniz. Benim olacaksınız. Yani şey... Ben sizin olacağım.

-Niçin?

-Sizi temsil edeceğim.

-Ben oyumu vere...

-Vallahi başkasına ettirtmem... Ben temsil edecem. Durun kapamayın kapıyı. Hizmet aşkıyla yanıyorum, söndürün beni. Benim o meclise girmem şart! Meclis bensiz çişe gidemez. Bensiz olmaz...

-Olmaaz...

-Ben de onu diyorum. Oyunuzu bana verin, evinizin önüne yol getireyim, suyunuz yoksa dağları deldireyim, elektriğiniz yoksa balkona santral kurdurayım. Santrale babanızın adını verdireyim. Verin şu oyu bana. Ciik!

-Yok kardeşim.

-Ne yok ulan, ne yok?

- Seçmen listesinde adımız yok. Görünmüyoruz. Bi' saattir söyletmiyorsun!

-Hee öyle söylesene arkadaşım. Cik!  Ne uğraştırıyosun sabahtan beri, kapa kapını... Ciieeeeeek!!!

(ve devlet kuşu karşı kapının paspasına kondu biz öyle salak gibi bakarken)

Net Ahmet

- İnanamıyorum Ahmet sana kaynak yapan adama gidip dibinden bakılır mı?

- Üsütme gelme hayatım. Benim dünyam artık karanlık…

- Saçmalama Ahmet geçici kör oldun.

- Acılarım kalıcı benim hayatım. Belki bir şok yaşarsam gözlerim tekrar görür.

- Annemleri çağırayım hayatım bu hafta bizde kalsınlar?

- I ıh, gözler gelir kalp yetmezliği başlar o zaman da.

- Kendini acındırma lütfen Ahmet, geçici birşey bu.

- Hayatım, bir bardak su verir misin?

- Al canım.

- Bir ekmek arası yapardım normalde ama GÖRMÜYORUM!

- Tamam tamam Ahmet hazırlayıp getiriyorum.

- Ay Ahmet! Ne oldu sana düştün mü sen!

- Kalkıp sana yardım etmeye geliyordum hayatım, başaramadım. Çünkü görmüyorum ben.

- Kıyamam sana ben ya.

- Ben biraz çıkıyorum canım, sen kıpırdama yerinden, hemen dönerim.

- Tamam hayatım gelirken bana da şu parmak ucuyla okunan kitaplardan alır mısın?

- Ahmet ben geldiiiim.

- Allaaaah, toparlan toparlan toparlan.

- Ahmeeeet!! Bu ne hal!

- Ne olmuş hayatım?

- Nasıl ne olmuş sapık adam! Hani senin gözlerin görmüyordu?

- Görmüyor hayatım.

- Bu onlarca erkek dergisi nedir Ahmet!

- Erkek mi? Aa hiç haberim yok hayatım görmüyor ya benim gözlerim, öyle el

yordamıyla okumaya çalışıyordum ben.

- Hee demek el yordamıyla! Ben de diyordum neden elliyor kadınların fotoğraflarını

diye!!

- Ben körlükten ne yaptığımı biliyor muyum hayatım…

- Senin gözlerin kartal gibi görüyor Ahmet anlaşılan. Günlerdir kendine hizmet

ettiriyorsun, beni kandırıyorsun!

- Evet çarşaf, yastık da ortaya çıktı, sanırım ben yine salondayım bu gece.

- Bak Ahmet, isteyince nasıl dürbün gibi oluyor gözlerin. Sana iyi cezalar, görüş

gününde ziyaretine gelirim canım!

Ruşen Hakkı için birkaç kelime;

Bazı insanların aklında, yüreğinde, ellerinde binlerce yıldız olur.

Ruşen Ağbi gibi.

Kimi zaman, Sokağın Ucu Deniz' le...

Kimi zaman, Balkonda Akşamüstü ile...

Hepimize sonsuz yıldız dağıttı.

Edebiyatımızın başı sağolsun.

Ve Ruşen Ağbi,

Toprağın bol, yattığın yer ışık olsun.

Yıldıray ve Koray

Akşamcılar

- Geçen akşam bir düğünde içiyoruz, zabıtalar masanın altından çıkıp ceza yazdılar.

Masa altından götürdüğümüz rakıyı tespit etmişler.

- Geçen arkadaşların evde içeceğiz. Sen yetkililer gel, dolaptaki yaş üzüm rakısının

yerine sadece üzüm bırak git.

- Geçen Mersin’ de içiyoruz. Görevli arkadaşlar geldi, buraya nükleer santral

kuracağız dediler. Hemen toparlanıp kaçtık.

Asuman ile Kemal- sürpriz-

-Kemmmmmaaaaaaaaaalllll!!!

-Ne vaaaaar?

-Sana bir sürprizim var.

-Yoksa boşanma davası mı açtın bana?

-Yolarım seni adam.

-Tamam tamam. Neymiş o sürpriz bitanem?

-Sıkı dur.

-Sandalyeye tutunayım.

-Hammmmmiiileeeyyyyiim!

-Keeesssstiiikkk!

-Hiiiii baygın Kemall!!!

Güle Güle...

Ruşen Hakkı...

Bu haber toplam 1194 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.