1. HABERLER

  2. Kabare İzmit
Kabare İzmit

Kabare İzmit

Devlet kuşu muhabbet kuşuna benzemez- 5- Açın kapıyı... Cik! Kim o? Açın hemen tanıyacaksınız. Cik Cieeak! Aaa devlet kuşu. Bravo! Bu sefer de şey için geldim, intern... Tamam tamam...

A+A-

Devlet kuşu muhabbet kuşuna benzemez- 5-

-Açın kapıyı... Cik!

-Kim o?

-Açın hemen tanıyacaksınız. Cik Cieeak!

-Aaa devlet kuşu.

-Bravo! Bu sefer de şey için geldim, intern...

-Tamam tamam...

-Ne tamam?

-Şurdaki kolide bilgisayarım var, şu modem, şurdaki kutuda ev telefonum, buyrun şu cep telefonum. Bi' şey yazmayayım diye şunlar kalem- kağıtlarım. Ateş- mateş yakıp dumanla haberleşmemem için de çakmağım, kibritim... Şunlar  gazetelerim, alın televizyonu aşağı atıyorum, radyomu parçalıyorum. Faks zaten yok, hiç telgraf çekmiyorum... İzninizle, ağzımı da bantllıyorum... Cırrrrrrtt

-Aaa...

-Mım  mımmm!!!

-Tebrikler, oto-sansür diye buna derim ben.

-Mınınınn mıı...

-Vallahi idealimdeki vatandaş! Kolileri alayım da, uçayım... Ciiieeeeeaaaakkkk...

(ve devlet kuşu uçaraktan ortadan kayboldu, biz öyle salak gibi dururken!)

Net Ahmet

- Ahmeeet.

- Efendim magazin ekim.

- Hani o çok istediğim haftasonu kaçamağı vardı ya.

- Başımın etini yediğin desek hayatım ona.

- Her neyse Ahmet, nereye gideceğimizi buldum.

- Nereye gidiyoruz hayatım?

- Babamlaraaaaaa.

- Ay şekerim çıktı, dil altı hapımı ver, altıma ördek sür ben bir fena oluyorum…

- Haha canım bu sefer kaçamayacaksın, haber verdim bekliyorlar.

- Hayatım ama olmaz. Baban emekli asker.

- Ee Ahmet?

- E’ si ben askerliğimi yaptım. Baban bunun farkında değil.

- Çok eğleneceğiz Ahmeeeeeet:)

Akşamüstü

- Ooo damat! Hoşgeldin.

- Hoşbulduk komutanım. Şey babacım.

- Damat bu göbeğin hali ne? Bebek mi bekliyorsun yoksa? Hihohohaho.

- Ho ho ho babacım.

- Haydi damat, yemekten önce akşam koşusuna yetiştin, şanslısın!

- Annem beni kadir gecesi doğurmuş babacım.

- Hadi hadi hadi Ahmet! Daha akşam şınavı var, akşam mekiği var ohooo!

- Akşam namazına doğru yetiştirirseniz benim naaşımı babacım çok makbule geçer.

- Yemekten sonra da seninle amiral battı oynayacağız damat!

- Evet babacım.

Gece 1 civarlarında

- Ahmet ne kazıyorsun sen gece gece bahçeye?

- Allah! Hayatım sen nereden çıktın?

- Onlar ne Ahmet? Babamın silahlarını gömüyorsun!

- Hayatım açıklayabilirim.

- Sana inanmıyorum Ahmet! Oha Ahmet! Ergenekoncu Ahmet! Babamdan kurtulmak

için ihbar mı edecektin onu!

- Eeeeöööuuu.

- O kazdığın çukurda kendin yatacaksın bu gece Ahmet! Yoksa bu el bombasını

ağzında patlatırım!!!

Gereksiz bilim adamları

- Coca cola’ nın formulünü bulduk. İçine azıcık anason, biraz alkol derken bildiğin

rakı oldu bu. En azından kendi rakımızı kendimiz üreteceğiz artık.

- Toyota’ nın fabrikasının önünde nöbetteyiz. Japon mühendis bekliyoruz. Çıkığı

zaman kaçırıp robot yaptıracaz. Japon değil mi kesin anlar o işten.

- 500 miligram rakıya 2 hidrojen bir oksijen kattığımızda, testlerimizde görüldüğü

üzere acayip güzel oluyor. Biraz da bilimsel konuşalım değil mi…

- Deney faremiz Muhittin, tatil için gittiği memleketinden halen dönmedi,

sözleşmesini tek taraflı feshetmeyi düşünüyoruz. Bonservisin elinde Muhittin!

Kemal ile Asuman

-Keemmmaaallll koşşşşş... Yetişş... Aaayyy!!!

-Geldim bitanem, n 'oldu bitanem?

-Tekmeliyor bu çocuk.

-Hangi çocuk?

-Bizim evde kaç tane çocuk var Kemal?

-Senle birlikte bir!

-Karnımdaki?

-Heee pardon. Ben onu unuttum!

-Sabahtan beri tekme- tokat içinde bıraktı beni.

-Bravo çocuk... Devam et çocuk, babanın öcünü al çocuk... Vur çocuk! Kordona dolanmadan, arada kafa da at çocuk.

-Aaaaayyy!!!

-Eee... Şey... Yapma çocuk, dur çocuk!

-Sen durma öyle! -Böyle durayım...

-Bi' şey yap salak herif...

-Tamam... Bi' dakika... Al bitanem.

-O ne Kemal!

-Bizim çocuğa mektup yazdım.

-Nerden göndereceksin onu?

-Eeee orası biraz enteresan!

-Hiiii terbiyesiz postacı Kemal!

PaldIr kültür

-Yol ortasında bıçaklanan ressamdan sonra, iki  genç şair bazı kişi ve kişiler tarafından acımasızca rendelendi.

- Arkeoloji müzesinden kaçarken yakalanan bir heykel, "İstenmediğim memlekette duramam."  dedi.

AkşamcIlar

Geçen bir barda içyorduk. Belediyeden geldiler. Barı altımızdan çektiler, gittiler.

Gene bir meyhanede demleniyorduk. Ortaya da çok güzel salata söylemişiz. Zabıtalar geldiler... Salatayı yeşil alan ilan edip, gittiler.

Bu sefer bir başka salata söyledik. Birileri garsona çapraz ateş açınca, hemen kalktık tabi. Garsonu boşver de, salataya çok yazık oldu.

Ecel

Üç hastabakıcının hikayesi…

- Fikret dayı. Beni hastaneye yanına aldırdığın için Allah senden razı olsun.

- Mesele şu ki yeğen; burada işler senin bildiğin gibi yürümez.

- Nasıl dayı?

- Gündüzleri hastabakıcı gibi görünür, geceleri hayat kurtarırız yeğen.

- Hastabakıcının hayat kurtarmakla ne işi olur dayı?

- Bizler bu hastanenin gizli kahramanlarıyız yeğen…

- FİKRET AĞBİ! ACİLE HASTA GELMİŞ TRAFİK KAZASI!

- Geldim Hızır. Nöbetçi doktor ne oldu?

- Eter koklattık ağbi. Bayıldı.

- Güzel. Omurilikte zedelenme olabilir Hızır. 3 deyince sen bacaklarından, ben

kollarından çekiyoruz.

- AAAAAAAHHHHHHHHHHH!!!

- Bak Hızır, hasta tedaviye cevap veriyor.

- Fikret ağbi, iç kanama olabilir, ne yapalım?

- Hmm. 100 miligram tendürdiyot içirelim. Pamuk da yesin. Vücut kendine pansuman yapar.

- Fikret ağbi, hastanın durumu kötüleşiyor, kaybediyoruz.

- Abdestin var mı Hızır?

- Var ağbi.

- Dua oku o zaman.

- Ağbi hastayı kaybettik…

- Abdestin yoktu di’ mi Hızır…

- Ağbi ne alakası var?

- Cevap verme bana, senin yüzünden kaybettik!

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.