1. HABERLER

  2. Kabare İzmit
Kabare İzmit

Kabare İzmit

Asuman ile Kemal Zaman Makinası, Gereksiz Bilimadamları, Akşamcılar, Paldır Küldür, Ecel, Net Ahmet, Hava Devriyesi adlı konularla, Yıldıray Özliyen ve Koray Timur’un hazırladığı Kabare İzmit köşesi...

A+A-

Yıldıray Özliyen: Bir sosyolog, otizmli çocuklar ateisttir. Terapiyle dinekazandırılacaktır, demiş Koray bey!

Koray Timur: Sözün bittiği yerden hepinize selamlar, Sayın Özliyen.

ASUMAN İLE KEMAL -ZAMAN MAKİNASI-

-Keemaaalll... Nerdesiinnn?

-Keeemaaaalllll...

- Eyvah eyvah geliyor...

-N' apıyosun orda... Ne bu aletler?

-Yok bi' şey!

-Nasıl yok bi' şey! Olmayan şey için bu kadar tantana yapılır mı?

-Yapılmaz, yapılmamalı... Ben senden öğrendim, olmayan şey için yaygara koparmayı.

- Sus, terbiyesiz adam. Ne bunlar böyle?

-Makina.

-Ne makinası?

-Bekarlığa dönüş için... Zaman makinası.

-Sen delirmişsin

-Asıl şimdi akıllandım.

-Nasıl çalışıyor?

-Tam çalışmıyor. Şimdilik nikah günümüze kadar gidebiliyorum.Mümkünse seni ilk gördüğüm güne gidip, bu sefer görmemezden gelecem.

-O zaman sana kolay gelsin. Bitirince söyle beraber gidelim. Gezmiş oluruz.

-Hiiii yersiz turist Asuman!!!

GEREKSİZ BİLİM ADAMLARI

- Curiosity isimli aracın Mars’ a inişini kutladık dün gece. Nasıl içmişiz yine. Nasa’ da kutlamamıza izin verselerdi keşke, labaratuvar dağılmazdı bu kadar.

- Arka bahçeden göndermeye çalıştığımız ilk Türk yapımı uydumuz ‘70’lik’ maalesef yörüngeye oturmadı. Torpille uydu mu gönderilir oturmaz tabi. Ödeneksizlik işte.

HAVA DEVRİYESİ

- Kule günaydın.

- Yeni görevdeyim kule.

- Yerel bir isyanı bastırmak üzere belediye tarafından görevlendirilmiş durumdayım kule.

- Evet kule, bizim insanımıza ne oldu böyle anlayamıyorum.

- Bu isyanlar nereden çıkıyor böyle.

- Belediye ereğlide mükemmel bir uygulamayla bayanlarımıza özel müstakil plaj yapmış.

- Halk da buna isyan etmiş.

- Benim yıllardır yapmaya çalıştığım işi bir çırpıda çözmüş kule!

- Çiftleri ayırmış.

- Geçen gece fırtınada bazı sabotajcılar bu duvarların somunlarını sök.

- Sonra da vay efendim fırtına yıktı diye koskoca belediyeyi kandır.

- İşte ben de bu işi çözmek için görevlendirildim kule.

- Yeniden takılan duvarın sökülmesine mani olup sabotajcıları yakalayacağım.

- Evet şu an ereğli semalarındayım kule, hava yine çok kötü.

- Uçağı zor sürüyorum, sağa sola çekiyor.

- Ve işte kule!!

- Duvar sökücüler gözüktü. Fırtınadan istifade demek medeniyet duvarını sökersiniz ha!

- Dalışa geçtim kule.

- Bulutların arasından yıldırım gibi çıktım!

- Gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi kaldılar!

- Çeşitli faktörlerde güneş kremleri sıktım üzerlerine.

- Güneşlendiler, hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar.

- Haşema fırlatıyorlar kule!

- Kum atıyorum.

- Kale yapıyorlar.

- Direnişçiler dirençli çıktı kule.

- Son öldürücü darbemi vuruyorum kuleee!

- Ee vuramıyorum kule.

- Maşallah isyancıların elleri çabukmuş, benim uçağı sökmüşler.

- Kanatları almışlar kule.

- Ben tüpsüz dalışa geçiyorum.

- Sabaha karşı marina sahiline vururum kule alın beni oradan…

AKŞAMCILAR

-Geçen Asmalımescit' te içiyoruz. Arka masaya tuzluğu almak için uzandım. Bi' döndüm bizim masa gitmiş.

-Araştırıyoruz.

- Bu sefer tuzluğu bırakmak için döndüm, o masa da gitmiş.

-Araştırma devam ediyor.

-Eveeeet gene zabıtalar! Bari mezeleri bıraksalardı.

-Bi' ayağa kalkayım dedim. Sandalye de gitti... Televizyonda başbakan.

-Donumuzu da almadan, kalktık.

ECEL

- Dayı bizim İstanbul’ da ne işimiz var yahu!

- Hem bugün izin günümüz değil ki bizim.

- Çalışıyoruz zaten yeğen, izin yaptığımızı kim söyledi.

- Nasıl çalışmak bu dayı köprü trafiğine takılıp kaldık. Diğer köprüden niye gitmedin?

- Çünkü burası bize asıl ihtiyaç duyulacak yer yeğen.

- Dayı köprünün ortasında kim hastabakıcıya ihtiyaç duyar?

- Hastabakıcı değil, diploma çok görülmüş lokman hekimler yeğen…

- He tamam dayı tamam, Hızır abi o elindeki hortum ne?

- Fikret abi lazım olacak dedi. Olacak dediyse olur.

- Allahım sen bunlara akıl fikir ver.

- Fikret abi ileride bi kalabalık var!

- İşte hayat kurtaracak doktorun hasta ayağına gelirmiş Hızır koş!

- Evet Hızır hastanın durumu nedir?

- Şimdi abi, bunlar aslen Kayserili. Ama kardeşleri İstanbul’ da olduğundan ziyarete gidiyorlarmış.

- Ee sorna Hızır?

- Sonra işte köprü trafiği derken benzin yakıyor diye klima da açmamışlar.

- Hızır hastanın durumu hakkında bilgi ver delirtme beni!!!

- He pardon abii kalp krizi galiba. Tüm belirtiler uyuyor.

- Belirtiler ne?

- Yerde yatıyor, yakınları bağrışıyor.

- Evet kalp krizi.

- Ben masaj yapıyorum, sen suni teneffüs hortumunu getir.

- Arabanın egzostuna bağla Hızır. Ben hastanın ağzına sokuyorum, bas dedikçe hafif gaz ver.

- He egzost muayenesindeki gibi değil mi abi?

- Aynen Hızır. Bas çek!

- Bir daha!

BİR BUÇUK SAAT SONRA

- Dayı ne yaptın ettin bizi nezarete sokmayı başardın, tebrik ediyorum seni!

- Hastayı kurtardık ondan olduğunu sanmıyorum, başka birşeyden dolayı aldılar bizi.

- Ambulans görevlilerini tartakladığınız için olmasın dayı!

- Ben hastayı kurtarmışım orada, gelmiş bana ileri geri konuşuyor! Ben senin kime nasıl müdahale ettiğine karışıyor muyum kardeşim! Her hekimin ayrı bir stili vardır…

- Yok dayı inşallah bize müebbet verirler de birinin canını yakmadan bu işlerden elini eteğini çekersin…

Hazırlayan: Yıldıray Özliyen, Koray Timur

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.