1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Kaçak girişin önüne geçilmeli
Kaçak girişin önüne geçilmeli

Kaçak girişin önüne geçilmeli

Önce bir bilgi verelim, İsmetpaşa Stadı’nın koltuklu kapasitesi 16 bin. Çarşamba günü Sakaryaspor maçında tribünlerin 3’te 2’sinden fazlası doluydu. Bence bu sezonun en kalabalık maçıydı.

A+A-

Önce bir bilgi verelim, İsmetpaşa Stadı’nın koltuklu kapasitesi 16 bin. Çarşamba günü Sakaryaspor maçında tribünlerin 3’te 2’sinden fazlası doluydu. Bence bu sezonun en kalabalık maçıydı.  Normalde biletli seyirci sayısının 12 binler dolayında olması gerekirdi.  Ama gelin görün ki açıklanan resmi biletli seyirci sayısı 8 bin.

Arada önemli bir fark var. Hadi 200–300 kişi olur, önemli değil der geçersiniz. Buradaki rakam 4 bin ki, bu büyük bir sayı. 5 TL’den hesaplayın 20 bin TL hasılat eder. Üç kuruşa muhtaç olduğumuz bugünlerde bu para bir yaramızı sarar. Bu kadar kaçak, bu kadar beleş girişin olduğu başka bir stat yoktur sanıyorum. Öncelikle kulübün durumunu bildikleri halde maça kaçak girenleri kınıyorum. Kusura bakmasınlar onlar taraftar falan değil. Maçlara beleş giren, bunu alışkanlık edinenlere taraftar denmez. Yuh olsun hepsine. Peki bu kaçak girişler nasıl oluyor. Hangi kapılarda kaçak girişe göz yumuluyor, kimler beleşçilere yardım ediyor? Kapılarda Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü personeli görev yapıyor. Dolayısıyla bu sorunun direkt muhatabı bu kurum. Tüm kapılar denetlenecek, kaçak girişe göz yuman personel o görevden alınacak. Maça beleş girmek isteyen olduğunda hemen görevli polise haber verilip, gereği yapılacak. İsmetpaşa Stadı’na kaçak giriş mutlaka sona erdirilmeli, bu sorunu ortadan kaldırmalıyız. İyi bir çalışmayla bu sorun çözülür. Yeter ki niyet olsun.

Bedri Dölkeleş’e kulak verelim

Taban Birlikleri tarafından ortaklaşa düzenlenen “Futbolda spor psikolojisi” konulu eğitim semineriyle ilgili gözlemlerimi dün sizlerle paylaşmıştım. Seminere konuşmacı olarak davet edilen Futbol Federasyonu Temsilciler Kurulu Raportörü Bedri Dölkeleş’in söylemleri, mesajları çok önemliydi. Orada olsam kendim bunları not alır, sizlere aktarırdım. Ancak orada olmamam Bedri ağabeyin söylemlerini sizlere aktarmama engel değildi. Ertesi gün Bedri ağabeyi aradım, kendisinden yardım istedim. Sağ olsun, söylemlerinden bir bölümünü yazıp gönderdi bana. Mesajlar geniş kitlelere ulaşsın, herkes okuyup ders alsın düşüncesiyle köşeme taşıyorum. Şimdi Bedri Dölkeleş’e kulak veriyoruz:

“Geniş kapsamlı konferansa ilk konuşmacı olarak çağrılmam üzerine açılış fıkrası:

“ Bir bayan, papağan almak üzere petshop’a girmiş. Tüyleri parlak ve renkli ilk papağana bakmış altındaki etikette 100 dolar yazıyor. Biraz ilerde tüm renkleri üzerinde çok daha güzel bir papağan ve altındaki etikette yazan 200 dolar. Bir üçüncü papağan daha görmüş bayan, renkleri solmuş, gıdığı çıkmış, baş tarafındaki tüyleri dökülmüş.. Ama etiketinde 500 dolar yazıyor!..

Bayan sormuş dükkan sahibine;

- Bunun 500 dolar edecek ne özelliği var ki?

Dükkan sahibi yanıtlamış;

- Aslında ben de tam olarak bilemiyorum bayan. Ama her sabah dükkanı açtığımda kafeslerinin üzerindeki bez kılıfı çıkarır çıkarmaz, ikisi de buna “ günaydın hocam “ diyor!..

xxxx

Seminerin konusu, iletişim..

Ama bunu işlemeden önce, sevgi ve saygı kaybından, hoşgörüsüzlükten ve futbol eğitimi üzerine hataların paylaşımında adil olup olmadığımızdan söz ettik. Eskiden böyle olmadığını belirttik. Bu eksikliklerde önemli bir faktörün hakemlik yaşının gençleşmesi olduğunu belirttik. Gençlerin deneyimlerinin zaman alacağını, herkesin bu hoşgörüyü göstermesi gerektiğini söyledik.

Dünya kupasında Arjantin’li Tevez’in ofsayttan attığı gol ile Meksika’yı ülkesine gönderdiğini, İngilizlerin Almanya’ya attığı 70 cm. içeriye düşen ve sayılmayan golü ile kupaya veda ettiğini ( görüntülü ) örnekleyerek, hakemin bir kararı ile mağdur olduğunu iddia eden kulüplerin kaybının, Meksika ve İngiltere’nin kaybettiklerinden daha çok mu olduğunu sorduk.

Bu bağlamda, penaltı kaçıran ve kaçan bu penaltı ile küme düşen veya şampiyonluğu kaybeden takımların sahada futbolcularını kovaladıklarına hiç tanık olmadığımızı ama bir bayrağı yanlış kaldırdı, bir faulü yanlış çaldı diye hakemlerin kovalanmasını, tartaklanmasını nasıl açıklayacağımızı sorduk.

12-13 yaş gruplarındaki müsabakalarda çocukları kırmızı kartla oyundan atan hakemlerin gece yattıklarında hakemliğe devam edip etmemelerini yeniden sorgulamaları gerektiğini söyledik. Abi, abla, öğretmen konumundaki hakemlerin böyle bir yönetim sergilemelerinin yanlışlığı da salonda büyük alkışa neden oldu.

En fazla eğitimin hakemler ve teknik direktörler tarafından alındığını, futbolcu ve yöneticilerin bu yönde daha geride kaldıklarını vurguladık.

Şimdi eğitim olanaklarının arttığını, endirekt serbest vuruşun işaretinin on yıllar önce olmadığını hakemin ağzı ile “ çift vuruş “ sözünün yeterli olduğunu, o dönemlerde eğitimsizlikten, profesyonel takım oyuncusunun “ ikisini de ben atacağım “ diyerek topun başına geldiği örneği aktardık. Romanya milli takımına, hakem çift vuruş verdiği halde atılan şuta hamle yapan ve eline çarparak kaleye giren top ile Ankara’da nasıl 2-1 yenildiğimizi hatırlattık.

İletişimde söz ve sesten de önemli olanın beden dili olduğunu akademik şekilde aktardık. Bir mesajın iletilmesinde söz + ses + beden oranının bilimsel araştırmalar sonucu %7+%38+%55 olduğunu( bu deneme ve ölçmeyi salonda da 10 – 15 kişiyle yaptık ) , böylelikle ne söylendiği değil, nasıl söylendiğinin ( ses + beden = %93 ) ile önemli olduğunu anlattık.

Sahalarda yönetici – hakem- sporcu – teknik adam ilişkilerinde bu bağlamda iletişimin ne denli önemli olduğu vurguladık ve gözlerden başlayarak, eller, beden dili ve davranışlara yönelik olarak, çok iyi bir kaynak olan Milli Takım Teknik Direktörümüz Fatih Terim’in görüntülerinden örnekler verdik.

Beden dili kullanımında, Atatürk’in 20-25 kişilik bir masada yer aldığı kral ve cumhurbaşkanları arasındaki görüntüsü salonda büyük alkış aldı.

UEFA’dan edindiğimiz hakemin saha içindeki biraz komik, futbolcularla çarpışması, takılarak düşmesi, kokartını kaybetmesi gibi şirin video görüntüleri kahkahalara neden oldu.

Bu görüntülerle hakemlerin de oyunun bir parçası olarak bu durumlara düşmesinin normalliğini anımsattık.

Bu kentin yetiştirdiği ve üst klasmanlara çıkarttığı FIFA dahil hakemler ve MHK başkanı da dahil tüm görevlerde, bütün amatör kulüplerin yönetici, teknik adam ve futbolcularının emeği ve katkısı olduğunu belirterek, bu sayıların artması biraz da sizlerin desteğine, katkılarınıza ve teşvikinize bağlı dedik.

Benden bu kadar”

Teşekkürler Hocam.

Bu haber toplam 982 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.