1. YAZARLAR

  2. Adem TURGUT

  3. Kadına şiddet ne zaman biter?
Adem TURGUT

Adem TURGUT

Yazarın Tüm Yazıları >

Kadına şiddet ne zaman biter?

A+A-

Bu hafta berbat haberler yapmak zorunda kaldık. Biliyorum çok okunuyor ama keşke hiç olmasalar. Olmasın biz de az okunalım. Ama ne yazık ki şiddet hayatımızın her yerinde

Trafikte en küçük anlaşmazlık ve yanlışlıkta hepimiz barut fıçısı gibiyiz…

Sokakta omuzların çarpışmasında bile olay çıkıyor.

Alışverişte domatesi seçme meselesinde bile polis gelecek kadar geriliyoruz.

Normal değiliz, kabul edelim.

***

Normal olmadığımızı kabul ediyorum ama şu kadına şiddeti kabul edemiyorum. Üstelik kadınlar hep en yakınlarından şiddet görüyor.

Babasından, abisinden, kocasından…

Kadını kollayıp koruyacak adamlar, kadına zarar veriyor.

Çıldırmamak elde değil.

***

Dumlupınar Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’ndeki üç katlı evin 2.katında önceki gün çıktı. İki kişi hayatını kaybetti.

Baba Mehmet Hilmi İlkinci ile 8 yaşındaki down sendromlu kızı Zümra Ece ölürken anne Fadime İlkinci yaralı kurtuldu.

Hilmi Ekinci’nin cinnet geçirdiği, önce evi ateşe verdiği sonra kızını vurduğu ardından da intihar ettiği muhtemel. Eşi ise ağır yanıklarla kaçmayı başarmış.

Ekinci neden cinnet geçirdi ve ailesini ölüme götürmeyi tercih etti?

Ne derin bir soru değil mi?

***

Sabah toplantısında bu trajediyi konuşurken gazetemize çok yakın bir noktada İZGAZ bürosunda bir cinayet işlendi…

Kadın cinayeti…

Katil eski koca

Bir kadın daha en yakınındakilerden birinin silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetti. Ne kadar tanıdık değil mi? Eşinden 3 ay önce ayrılan 36 yaşındaki Ayşe Acar, yeni evine abonelik devir işlemleri için geldiği müşteri merkezinde saldırıya uğradı. Eski eş Kerem Tuğral, talihsiz kadını başından vurdu.

***

Ne yazık ki biz bu sahneyi hatırlıyoruz. Ağustos’un son haftasında Emine Bulut cinayeti görüntüler nedeniyle çok konuşulmuştu.

Tüm göğsü kanlar içinde kalmış çaresiz kadın “Ölmek istemiyorum” diye yalvarıyordu.

Kızı ise “Anne lütfen ölme” diye çığlıklar atıyordu.

Emine Bulut öldü…

Ve ne yazık ki kadın şiddetinin de son kurbanı olmadı.

Çarşamba günü Ayşe Acar yarın bilmem kim…

***

Emine Bulut olayı sonrası uzman görüşlerini okumuş ve paylaşmıştım. Ama tekraren kullanmak istiyorum. Çünkü önemli. İşte o tespitlerim:

“Şiddetin şekli: Biz sadece dayak ve cinayeti şiddet olarak algılıyoruz. Oysa aile içi şiddet

de var. Bir kişinin mevcut veya eski eşine, sevgilisine, çocuklarına, anne babasına, kardeşlerine veya yakın akrabalarına yönelik uyguladığı sindirmeyi de içeren her türlü saldırgan davranışların tümünü kapsıyor.

Erkek neden şiddet uyguluyor: Kadına yönelik şiddet soyaçekim veya hastalık değil. Şiddet ailede ve toplumda gözlem yoluyla öğreniliyor. Amacı kadın üzerinde güç kontrolü kurmak ve uygulamak… Korku ve sindirme yoluyla diğer kişinin denetimini ele geçirmesine olanak veriyor.

Erkek şiddeti nereden besleniyor: Şiddetin altında toplumsal olarak erkeklerin ilişki yaşadıkları kadınları kontrol altında tutma ve bu kontrolü sağlamak için güç kullanma hakkına sahip olduğu inancı yatıyor.

Şiddetin meşrulaştıran sebepler: Cinnet hali, alkol veya madde kullanımı, işsizlik, eğitimsizlik gibi aile içi şiddetin nedeni olarak ortaya atılan birçok durum sadece aile içi şiddetin bahanesi. Şiddet, kişinin kendi bilinçli seçimi…

Kimler şiddet görüyor: Uzmanlara göre, şiddet her yerde. Maddi durum, eğitim durumu, yaşanılan şehir veya semt ayrımı da yok.

Kadınlar şiddete nasıl refleks veriyor: Kadınlar yaşadıklarının şiddet olduğunu bilemeyebiliyor. Şiddeti sadece fiziksel şiddet olarak görebiliyor. Sokaktan geçen biri sana şiddet uyguladığında başka bir şey, aynı yastığa baş koyduğun ve çocuklarının babası olan kişinin sana şiddet uygulaması çok başka.

Şiddet döngüsü nedir: Uzman Duygu Buga’ya kulak verelim:

Şiddetin, sıklıkla tekrarlayan belli bir döngüsü var. Evin içinde önce çiftler arasında huzursuzluk başlıyor. Bu huzursuzluktan sonra kadın şiddet göreceğini hissediyor. Bekliyor, huzursuzluk tırmanıyor, bu bazen bir saat bazen de bir hafta sürüyor. Halk arasında 'Kadınlar kaşınıyor' diye bir tabir vardır. Aslında bu durum bu huzursuzluğa karşı tahammülsüzlükten kaynaklanır. Kadın 'Yaşansın bitsin' der ve problem çıkartır. Fakat bu bilinçli bir davranış değildir, farkında olmadan yapılır. Şiddet yaşandıktan sonra balayı dönemi gelir. Bu dönemde erkek, kadından özür diler, 'Ellerim kırılsaydı da yapmasaydım, bir daha asla olmayacak ' der. Bu balayı dönemi geri kalan her şeyi unutturur. Kadın bu dönemin kalıcı olduğuna inanır, bir sonraki şiddete kadar bu inançla yaşar. Erkekler bu umudun bitmesine izin vermezler çünkü kadının umut etmesi şiddet gösteren erkek için bir kontrol aracıdır. Bu döngü, birçok kadının kendilerini döven erkeklerle yaşamaya neden devam ettiğini açıklıyor aslında.”

Ne yapılmalı: Aile içi şiddetin sonu yok. 6284 şu ana kadar çıkan yasalar arasında en iyisi fakat eksik ve pratikte çok fazla sorun yaşanıyor. Bir defa önceliği ailenin korunmasına veriyor. Hem aileyi hem de kadını koruyamazsınız. Kadın erkek eşitliğinin bir devlet politikası olması ve hayata geçirilmesi gerekiyor.

Şiddet gören kadının ihtiyacı ne: Aile içi şiddet gören kadınların sarıp sarmalanmaya, korunmaya değil 'desteğe' ihtiyacı var. Uzaklaştırma kararı yeterli değil. Kağıt üzerinde kadını koruyor. Ancak uygulama eksik yapılıyor. Şiddete şahit olan da hemen polise haber vermeli.”

***

Vermeli ki iş cinayet noktasına gelmeden engellenebilsin.

Son söz; kadına şiddet artık bitsin.

Bu yazı toplam 1412 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum