1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Kadının adı var mı? (!)
Kadının adı var mı? (!)

Kadının adı var mı? (!)

Evet, bugün 8 Mart dünya kadınlar günü. Bu günde nutuklar atılır, güzel yazılar yazılır ve “kadınlar bizim başımızın tacıdır” tarzında bol bol hamaset yapılır. Aslında dün cahiliye devrinde diri

A+A-

Evet, bugün 8 Mart dünya kadınlar günü. Bu günde nutuklar atılır, güzel yazılar yazılır ve “kadınlar bizim başımızın tacıdır” tarzında bol bol hamaset yapılır. Aslında dün cahiliye devrinde diri diri toprağa gömülen ve şiddete maruz kalan kadın, bugün ise, keza yine şiddete maruz kalmakta, ya çocuk doğurma makinası gibi görülmekte, ya da modern podyumlarda seks objesi olarak kullanılmaktadır.  O’nun annelik gibi kutsi özelliği nasıl ki dün hiçe sayılmışsa, bu gün de dişiliği kişiliğine kurban edilerek farklı bir tarzda sömürülmektedir. Yani anlayacağınız kadın için hep kış olmuş, hiç bahar olmamış.

Bu tür anlamlı günlerde kadın için birçok kez ciddi çalışmalar yapılıyor. Bu kez de, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ile Medialog Platformu’nun düzenlediği “Kadın Algısı Çalıştayı” yapıldı. Yapılan bu çalıştayın sonunda yayınlanan sonuç bildirgesiyle, kadının sorunları kısmen de olsa ciddi bir biçimde ete-kemiğe büründü. Bu çalıştaya, yazar Yıldız Ramazanoğlu, Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Milliyet Gazetesi yazarı Mehveş Evin ve Yeni Şafak Gazetesi yazarı Özlem Albayrak başkanlık etti. 10 Maddelik Acil Eylem Planından bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

*Kadın, çoğunlukla “özne” değil; tüketim nesnesi olarak sunulmaktadır. Reklamlarda tüketim maddesi olarak kullanılmaktadır. Birinci ve arka sayfalarda bedenleriyle; üçüncü sayfada mağdur olarak yer almaktadır. Dijital medyada kadınların sadece bedenleriyle gündeme gelmesi ve ayırımcı yaklaşım söz konusudur.

*Medyada kadına karşı önyargı, cinsiyetçi yaklaşımlar, şablon ifadeler (fettan kadın vs.) nefret söylemlerinin yaygınlığı söz konusudur. Erkek egemen medya diliyle ilgili sorunlar göze çarpmaktadır.

*Yaftalama ve etiketleme yoluyla kadının değersizleştirilmesi, itibarsızlaştırılması göze çarpmakta.

Sonuç bildirgesinde sorunların çözümüne yönelik sunulan 20 maddelik listedeki çözüm önerilerinden bazıları ise şöyle,

*Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Sınır Ötesi TV Sözleşmesi (1992) ve “Kadına Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi” 1985 sözleşmesine uyulması.

*Başörtülü kadınların medyadaki istihdamında ayırımcılığın önlenmesi.

*Kadınların dini, kültürel veya geleneksel yaşam tarzları veya yönelimleri nedeniyle istihdamda ayırımcılığa uğramasının engellenmesi.

*Meclisteki Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu benzeri bir mekanizmayı her medya grubunda kurmak.

*Nefret üreten, kadına yönelik işlenen suçları olumlayan ve meruiyet kazandıran medya diline son verilmesi.

Tabi bunlar, lokal ve kategorik sorun ve çözüm önerileridir. Aslında bununla ilgili sosyolojik olarak ciddi bir saha çalışması yapılması ve Doğu ve Güneydoğu’da var olan “Kadının adı yok” gerçeğinin nasıl da gün ışığına çıktığını çıplak gözle gözlemlemek mümkün.

E…, biz toplum olarak ya “ataerkil” bir aile yapısını önemseriz; ya da “anaerkil” aile yapısını. Yahu Allah aşkına bunun hiç orta yolu yok mu?

Bu haber toplam 855 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.