1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. KADINLIK ZOR ZANAAT NE YAPARSAK YAPALIM, DÖVÜYORLAR..
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

KADINLIK ZOR ZANAAT NE YAPARSAK YAPALIM, DÖVÜYORLAR..

A+A-

Evet,  ne  yaparsak  yapalım,  dövüyorlar.. İşkence  edip,  öldürüyorlar.. Bir  malmış  gibi  paha  biçip  satıyorlar.. Töre  diyorlar,   berdel   diyorlar,  beşik  kertmesi  diyorlar  ve  küçücük  kızları  yok  edip  bitiriyorlar.. Ve,  sonuçta  dişi   olmanın  bedelini  ödetiyorlar..   Bu  yazıyı  kaleme  aldığım  gün  büyük  bir  toplantıdaydım.. Toplantıda  güncel  olaylardan  ve  8 Mart Dünya  Kadınlar  Gününden   söz  edildi.. Fikirler  belirtilip,  üzerine  tartışmalar  yapıldı.. Toplantının  sonuna  doğru,   bu  gün  “ Kadına   Şiddete   Hayır”  günü   olsun  arkadaşlar  diye  bir  ses  yükseldi    salondan.. Önce  bir  sessizlik  oldu,  ardından  bir  kaç  arkadaş “Evet  ya,  biz  onu  mutlaka  gündeme   getirmeliyiz”  gibi  sözlerle  durumun  ciddiyetini  hatırlatmaya  çalıştılar.. Ancak,  pek  kimseden   günün  değerlendirmesine  dönmek  için  teklif  veya  istek  gelmedi..Bu mevzunun açılışından    sonra   gündeme  gelen  sadece  “8  Mart  haftası  ne gibi  etkinlikler yapılabiliriz, hangi  STK  neler  yapacak  konularında  kısa kısa  değerlendirmeler  üzerinde  yoğunlaşarak  sonuçlandı..

    Şimdi  sizlere   bu  ilgi  azalmasını  neye  bağlıyorsunuz  diye  sorsam,  ne  tür  cevaplar  alacağımı   merak  ediyorum  doğrusu.. Tabi ki   kadına  yapılan   fiziksel  veya   ruhsal  şiddete  karşı  ilgisizlik   değil   bu  durum.. Bana  “ Peki  neden”  diye  soracak  olursanız,  fikrim..  Yıllar  yılı  süre  gelen  bu  tür   günlerin  veya   törenlerin   sonuçsuzluğundan  kaynaklanan  iç  bayması   diyebilirim..  Ve  şöyle de  devam  ederim..

Çok  uzun   yıllardan  bu  yana,  değişik  eylem   biçimleriyle   ve  yaşam  şekilleriyle”  KADIN”,  bilhassa  bu  tür  özel    günlerde,  masaya   yatırılıp,   tartışıldı  tartışıldı.. Yine  adına  paneller,  konferanslar, açık  oturumlar  düzenlendi.. Binlerce  yazı  yazıldı.. Anlamlı  kısa  filimler  çekilip,  gösterildi.. Onların  eline   beceri   verebilmek   ve   üretici  durumuna  sokmak  düşüncesiyle  onlarca  kurs  açıldı.. vs. vs.

Bu  faaliyetler  devam  ededursun .. Ancak  realitede  değişen    pek  fazla  bir  şey  olmadı.. Bilhassa belli  çevrelere,  ne  yaparsan  yap,  çağdaş   ve   uygar  yaşamın  içine  çekebilmek  mümkün  olmadı..  Çünkü  ülkemizde,  kadına  yönelik  bir  çok  temel  konuda,   istikrarlı  bir   yol  bulunamadı..  Dün de,  bu  gün de  kadın  daima  günün  konusu,  siyasilerin  zırhı,  kocalarının  stres   topu,  evlatlarınınsa   kölesi   olmaktan   kurtulamadı.. Bu  uzayıp  giden  yılan  hikayesi    sonuçta    en  duyarlı  toplulukları  dahi   tepkisiz  kılarak,  adına  düzenlenen   günlerin,  haftaların  birer  hikayeden  ibaret  olduğu  kanısıyla,  soğuttu..

    Haaa  olmasın mı.?. Olsun..  Tabi ki   olsun.. “ Ses  çıkartma,  farkındalık  yaratma,  bakın  biz  susmuyor  ve  sizlerin  yaptıklarınızın   en  ince  noktasına   kadar  farkındayız,   her şeye  rağmen  dimdik  ayaktayız.. Yeter  artık.. Bizi  kullanmanıza  müsaade  etmeyecek,  eninde  veya   sonunda   insanca   yaşamı  kazanacağız.”  mesajı  vermek  için   olsun.. Fakat  ne  yazık ki,   gözle  görülen  ufacık  bir  gelişme  olamıyor..  Eğer   biraz   gelişme  yakalayabilseydik,  heyecan  başka  olurdu..  Tamam sokakta   yürüyerek, protesto  çığlıkları  atarak,   bu  düzene  baş  kaldırmak   en   demokratik   hak  bizce de.. Ama  ardından  gelene  ne  demeli..  Bir  çok  kadın  böyle  bir   eyleme    girerse  ve  onu  kocası   duyarsa,   dayak  yiyecektir   yüz de  yüz.. Ya da  çevre  baskısı  yaşayacaktır.. Hadi  diyelim  kocası   anlayışlı  ve  onu  bu  konuda  hemcinsleri  adına  destekliyor.. Ya   yürüyüş   sırasında   oluşacak  bir  durumda,   polisten  yiyeceği   dayağa  ne  demeli..  Sonuçta  ufukta  görünen, öyle veya böyle  dayak..  Narin  vücuduna  darbe  vuran,  orantısız   kaba  kuvvet..

  Kadın  olmak  zor  zanaat.. Gerçekten  zor  zanaat..Kız  çocuğu  olarak  dünyaya  geldiğin  günden  sonra  başlayan  bir  gizemli  süreç.. Mutlaka  kız  çocuğu  olarak  dünyaya  gelmenin  mutlu  ve  olumlu  sonuçlarıyla  bezenen  hemcinslerimizde  mevcut.. Ancak  diğerlerinin  yanında  küçük  bir  kitle  olduğuna  inanıyorum.. Toplumumuzun  büyük  çoğunluğu  kadın  olarak  yaşamanın  acı  sonuçlarının  altında,  kıvrım  kıvrım  kıvranıyor.. Belki  sonuçsuz  bir  hikaye  bu.. Fakat  bu  hikayenin  güzel  bir  sonuçla  nihayetlenmesi   beklide  yine  bizim  ellerimizde.. Kızlarımızı  mutlaka  okutmalıyız.. Eğitimin  sihrine  inanmalı,  onun  koruyucu  gücüne  güvenmeliyiz.. Kızlarımız  ne  zaman  ayaklarının  üzerinde  durmayı,  eğitimin  zırhıyla  bezenmeyi  başarabilirse,  işte  o  zaman  kaba  gücünü  kadınına  kullanmayı  adamlık  zanneden   kabadayıların  yelkenleri  suya  inecektir.. Problemi  tam  anlamıyla  çözemesek de,   bayatlamış  ve  önemini  kaybetmiş  etkinliklerle  zaman  kaybetmekten   çok  daha  iyidir.. Vee,  tüm  çalışmaları  ve  bu  konudaki  mücadeleyi  kız  çocukların  eğitimi  üzerine  uygularsak  daha  verimli  olacağı  kanısındayım.. Dün,  bir yenisiyle  coştuğumuz  8  Mart  2017 Dünya  Emekçi  Kadınlar  Gününde  dostlukları,  destekleri  ve  eşitlik  görüşleriyle  daima  kadınların  yanında  olan  tüm  erkekleri de  saygı  ve  sevgiyle  anmadan  geçmek  istemiyorum.. Onlar  iyi ki de  varlar  ve  bu  hayatın  acısını  tatlısını  bizlerle  paylaşıyorlar.. Zaten  amacımızda  yan  yana,  omuz  omuza  birlikte  yürümek  değil mi.?    

Bu yazı toplam 1758 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum