1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. KALEM KILIÇTAN KESKİNDİR AMA
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

KALEM KILIÇTAN KESKİNDİR AMA

A+A-

Hayırlı uğurlu olsun.. 2019 - 2020 Eğitim ve Öğretim yılı bu hafta başladı.. Mutluyuz..

Ancak, acaba nasıl başladı? Farkında mısınız? Bahsettiğimiz öyle eften püften bir konu değil.. Her detayı önem arz eden Eğitim ve Öğretim.. Yani geleceğimizi ellerine emanet edeceğimiz çocuklarımızın ve dolayısıyla vatanımızın yarınları..

Bakınız bu yılki eğitim çemberinin içine 18 milyondan fazla öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmen girdi.. Az sayı mı yani? Hepsine kolaylıklar diliyorum.

Çünkü bu yıl bir sürü değişiklikler kendilerini bekliyormuş.

Eğitim adına değişen bir şey var mı pek fazla bilmiyorum, yaşayarak göreceğiz ama bazı detaylarda yapılan yenilikler biliniyor.. Sık sık yazıldı çizildi.. Mesela öğrendiğimiz kadarıyla, okula başlama yaşı, belli tarihlerde yapılacak ara tatiller, teneffüs süresi, okul içindeki gıda seçimleri, üniversite eğitimine hazırlanan öğrencilerin yetenek ve meraklarına göre katkı sağlanması ve rehberlik hizmetleri, okul zilinin tüm okullarda tek müzik makamında olması sunulan değişikliklerden bazıları.. Ve hepsi basın yoluyla bir, bir anlatıldı velilere.. Okul servisleriyle ilgili çok titiz bir çalışmada sürmekte..

Tamam buraya kadar mutlaka iyi bir şeyler olacaktır.. Ancakkk, eğitim ve öğretim alanında da müthiş değişiklik ve gelişmeler bekliyoruz.. Acaba bu beklentiyle donanacak mı çocuklarımız heyecanı içindeyiz.. Haliyle bunu yetkililere soracağız..

Ben arkadaşlardan duyuyor ve kendi torunlarımda da yaşıyorum.. Aileler büyük maddi fedakarlıklarla çocuklarını özel okullara vermek ve buralardan medet ummak zorunda hissediyorlar kendilerini.. Ne yazık ki herkese eşit ve parasız eğitim ilkesi iyice terk ediliyor.. Hem de uzun bir süredir..

Fakat, bu her ailenin üstesinden gelebileceği bir eğitim biçimi değildir.. Asla bunu kaldıramazlar.. İstenen ücretler akıl almayacak kadar yüksek.. Zaten yaşanan ekonomik kriz vatandaşın belini iyice bükmüş, nasıl üstlenebilsinler bu yükü..

özel okulu, normal devlet okullarında karşılarına çıkan masrafları dahi temin edemiyorlar.. Tamam bunu da konuşacağız.. Şimdi benim asıl merakım, yukarda da soracağımı yazdığım olayın ana damarı.. Yani çocuklarımıza verilecek eğitim.. Gerçekten, çocuklarımıza verilen eğitim nasıl olacak? Artık kaliteli bir sisteme kavuşacak mıyız? Yoksa yine deneme sistemlerle mi sınanacak yavrularımız? Bizim o konuda dilimiz fena yandı ve daha la çekiyoruz acısını.. İki kızım ve diğer öğrenci arkadaşları, o günün yeni sisteminin hışmına uğramışlardı.. Yani, bizce manasız bir sistemin mağduru olmuşlardı.. ( 1981 Kredili sistem) Ayrıca, beden öğretmeninin matematik dersine, müzik öğretmeninin İngilizce dersine öğretici olarak girdiği, 25 kişilik sınıflarda 35 öğrencinin sıkış tepiş eğitim almaya çalıştığı kötü bir dönem yaşamıştık ki, unutulur gibi değil.. Diliyorum bu defa böyle bir sistem denemesiyle yeni mağdurlar yaratılmaz.. Ve, kıymetli çocuklarımız deneme tahtasına döndürülmezler.. Gelelim ekonomik sıkıntının yarattığı mağdurlara.. Dün vardılar, bu günse talepler çok daha fazla büyüyerek, eğitim sancısı çekmeyi sürdürüyorlar..

Ben 30 yıldır insanların sosyal ve ekonomik durumuna el uzatmaya çalışan bir Sivil Toplum Kuruluşunun Başkanlığını yapıyorum.. Onların basın yoluyla da seslerini duyurma uğraşı veriyorum.. Toplumumuzu oluşturan insanların yaşam biçimlerini ve sıkıntılarını bizden iyi bilen azdır.. O nedenle gayet iyi biliyorum.. Derneğimizin kapısının önüne yığılacak insan kitlesini ve onlara yetememenin buruk acısını yüreğimde hissetmeye başladım bile.. Öğretmeni ve sınıf arkadaşları tarafından incitileceğini sanan küçük kızın veya genç delikanlı olmaya yüz tutmuş çocuğun neden okula gitmek istemediğini de biliyorum.. Hem de tüm teferruatıyla.. Yıllardır aynı sıkıntı, arayış ve göz yaşı bazı ailelerin kaderi sanki.. O günlerde hiç olmazsa bu günkü kadar lüks ve yarış yoktu okullar arasında.. Önlükler klasik siyah okul önlüğüydü.. Bir siyah önlüğü nasıl olsa bulabiliyordu velisi.. Okullarda daha bir anlayışlıydı galiba.. Ya şimdi? Her okul 200 TL’yi bulan veya geçen formalarla ve diğer aksesuar talepleriyle çıkıyor bu insanların karşılarına.. Çocuk anlar mı? İstiyorlar haliyle.. Hadi okula bir kaç gün elbisesiyle gitsin diyelim.. Olmuyorrr.. Ne olur gitse yani.. Hem de ülkemiz gibi eğitime aç bir coğrafyada.. Hani eğitim önemliydi ya.. Kalem kılıçtan keskindi.. Fakat, öğretmeni uyarıyor çocuğu.. Arkadaşları ona bakıp gülüşüyorlar.. Ve, çocuk gitmek istemiyor o okula.. Anacıkları büküp boynunu çalıyor yardım derneklerinin kapısını.. Utanıyor, ama hem ağlıyor, hem de anlatıyor.. Her şeyi göze almış adeta.. Çünkü o ana.. Sadece çocuğunun okumasını istiyor.. Kendisi gibi cahil kalmasına tahammülü hiç ama hiç yok.. İşin acı yanı, bu ana onlarca dan sadece bir tanesi.. Ve bu kısır döngü her yıl ağırlaşarak dönüyor, dönüyor..

efendim.. Her yıl, okulların açıldığı ve ülkemizde eğitim, öğretim başladığı günlerde bunları haykırmak gelir içimden.. Çünkü bu hayati konudaki adaletsizlik, eğitim alanında olduğu kadar sosyoekonomik alanda da çok rahatsız olmamın nedenidir.. Ülkemde ki tüm çocukların eğitim ve öğretim alanında ki şanssızlıklarını ta içimde yaşarken, zehir gibi zeki çocukların yoksulluk yüzünden okuyamaması derinden yakar yüreğimi.. Fakat ne yazık ki bu hassas konuda şansa kaldı işimiz.. Bekleyip göreceğiz.. Mutlaka bir gün.. Bir gün şans bizim çocuklarımıza da gülecektir.. Bugün, dilerim ki bugündür..

Bu yazı toplam 827 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum