1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. KALP VE DİL, VEFA İLE HAREKET EDERSE FAYDALI OLUR
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

KALP VE DİL, VEFA İLE HAREKET EDERSE FAYDALI OLUR

A+A-

  Kulak haber istasyonu, beyin tahlil ve tefekkür merkezi, kalp onay makamı, beden eylem alanıdır. Ağız görevini yapmazsa dil kalbin onayını beklemeden, işine geldiği gibi konuşursa, o bedende huzur olmaz.  Bedenlerin bütünleştiği veya buluştuğu siyaset, cemaat, tarikat, dernek, sivil toplum örgüt temsilcilikleri, vakıf, sendika gibi mekânlarda söz sahibi olanlarla, Devletin kurum ve kuruluşlarında görevli olan yetkililer dillerini frenlemez, vicdanlarının sesine kulak vermezlerse,  hiçbir kuruluş aradığı huzuru bulamayacaktır.
         Dil deyip geçmeyin. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.”  Kişiler, kurumlar, cemaatler, siyasiler, sendikalar arasındaki toplumsal uzlaşmaları, Devletlerarasındaki ihtilafların çözümünde en büyük güç dildir. Kontrolsüz dil yıkıcı, kontrollü dil yapıcıdır. Hz, Ebu Bekir(ra) dilini kontrol etmek için dilinin altına küçük bir taş koyarlardı. 
         Müminler dillerine sahip olmalıdırlar. Hazreti Ebu Bekir şöyle diyor: “ Ne söylediğini ve ne zamanda söylediğini düşün” Demek ki müminler, Bilgisiz, belgesiz, yersiz ve zamansız konuşmamalıdırlar. Büyüklerimiz “Bin düşün bir konuş” demişler.  Hz. Peygamberimiz (sav) “Âdemoğlunun en çok hatası dilinden olur.  Kalp ile dil bir olmadıkça, söz fiile uymadıkça, birde komşusu, arkadaşı, şerrinden emin olmadıkça, o kişi gerçek mümin olamaz. Mümin ya hayır söylemeli veya susmalı” buyurmaktadır.
         Hz. Ömer (ra)  “Amirin en kötüsü halkı kötü yola sevk edendir. Mirasın en hayırlısı kişinin edebidir.”  Hz. Osman (ra) “Cenab-ı Hak dünyaya ne kadar değer verdiyse siz de o kadar değer veriniz” Hz. Ali (ra) “Takdir dâhil olunca tedbir zail olur. Servetin en büyüğü akıldır. Ümmetin üstün kişileri akıl ve anlayış sahibi olanlardır. Kötülerin silahı çirkin sözlerdir. Doğruluk keskin kılıçtır. Ahmağın kalbi ağzında, akıllı kişinin lisanı kalbindedir. Lisanın özü kalbinin özüdür. Bu güzel ifadelerle bizlere nasihatte bulunan bu mübarek insanları dinleyenler asla yanlışa düşmezler.
         Yüce Allah (CC ) “ Ey iman edenler Allah’tan korkunuz ve sadıklarla beraber olunuz. Ey iman edenler Allah’tan korkunuz ve doğru söz söyleyiniz”  Müminler pozisyon alırlarken ve konuşurlarken bu ilahi emirlere dikkat etmeye mecbur olduklarını unutmamalıdırlar. (Tevbe 119-Ahzab 70) 
         Sayın Cumhurbaşkanına ve Binali Yıldırıma destek olma düşüncesiyle televizyon ekranlarından yeri ve zamanı değilken, fitnecilere malzeme olacak şekilde “Davutoğlu ile olmuyor”  gibi ve benzeri cümleler kuranlar konuşmalarına dikkat etmelidirler.  Yaşadığımız birçok siyasi olaylardan ibret almayanlar, kaş yapayım derken göz çıkarabiliyorlar.   Şeytan ve avenesinin görevi müminlerin arasını bozmaktır. Müminin görevi de,  tefrikaya düşmeden Yüce Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak fitnecilere ve fitneye alet olmamaktır.
Her alanda olduğu gibi, siyasetle uğraşan, siyasilere yardımcı olmaya çalışanlar, dillerine sahip olmaları yanında vefalı olmaya da önem vermelidir. Vefa kelimesinin sözlük anlamı, verdikleri sözde ve sevgide devamlılık demektir. Istılahı manada Ruhlar âleminde, Yüce Allaha verdiğimiz sözde durmaktır.  Hadisi şerifte, “Ahde vefa dindendir”  buyrulmuştur.  Büyüklerimiz şöyle demişledir. “ Cömertlik olmayınca malın, vefa olmayınca arkadaşın hayrı yoktur. Bülbülden vefa bekleme, çünkü her dem başka gül’e konar.”  Usul ve üslup için de şöyle demişlerdir.“Pekmez yemenin bir usulü vardır”   “ Üslubu beyan aynısıyla insan” cümleleriyle usul ve üslubu güzel bir şekilde tarif etmişledir
            Vicdan ehli insanlar dillerine sahip olarak, vefasızlığa yol açacak söz ve fiiller de bulunmazlar, şahsi ikbal ve menfaatleri için gelecek hesabı yapmazlar. Başkalarının tesirinde kalarak, konuşulacak yerde susmazlar, konuşulmayacak yerde konuşmazlar. Hak ne ise onu konuşurlar dilsiz şeytan olmayı asla kabul etmezler. Siyasi stratejiler gereği her şeyi her yerde herkesle de konuşmazlar.   
Ülkenin kalkınmasına yönelik çalışmalar yapan siyasi liderleri ve diğer yetkili ve etkili kişilerin, iç ve dış siyasetine yaptıkları katkıları, sosyal, ekonomik, hukuki ve kültürel alanlardaki icraatlarını, geleceğe yönelik projelerini ve fikirlerini, konuşamama gibi bir komplekse düşmezler ve hiç kimseye haksızlık ve vefasızlık yapmazlar. Bugünün yeni nesil gençliği, geçmişteki siyasi liderleri tanımaması, kendilerinin kabahati değil, bildiği halde anlatmayanların vefasızlığı veya kıskançlığıdır.
Bu eksikliği tüm siyasi parti yetkilileri gidermelidir. Partiler işlerine geldiği gibi konuşmaktan sakınmalıdırlar. Ülkenin yararına yapılan hizmetler kimler tarafından yapılmış olursa olsun bu hizmetleri yapan kişileri, Yeni nesil siyasetçilerimize,  rahatlıkla anlatmanın erdemini göstermeliyiz.  Mesela Erbakan Hocanın hazırladığı “ İKTİDARDA BİR YIL”  adlı kitabı, tüm siyasi parti mensupları ve yeni nesil siyasetçiler alıp okumalıdırlar. 
İktidarda bir yıl kitabını alıp okursanız,  Yeniden Büyük Türkiye’yi kurmaya yönelik projelerin tüm detaylarını, güzergâhlarını, parasal bedellerinin tespit edilerek ihale aşamasına getirildiklerini görmüş olacaksınız. Yeniden büyük Türkiye’nin oluşması için, yapılan bu çalışmalardan rahatsız olanlar ne yazık ki, 28 Şubat sureciyle engel olmuşlardır. 
         Yegâne güç ve kuvvet sahibi olan Yüce Allah, bir şeyin yapılmasını murat etti mi, önünde hiç bir engel duramaz.  Nitekim 2002 yılında AK partili kardeşlerimiz iktidara gelmişler,  “İktidar da bir yıl” kitabında yazılan maddi ve manevi projelerin çoğunun ihalesini yapmışlar, birçoğunu bitirmişler, diğerlerini bitirmek üzere programlamışlardır.  Yapılan bu işleri görmemekte vefasızlıktan öte ayrıca insafsızlıktır.
       Erbakan hocanın,  siyasetteki ilk açılımı, halkı yönetime katmak olmuştur. Bugün halkın her kesiminden, siyasetçi, bürokrat ve iş adamı varsa, bu Erbakan Hocanın ürünüdür. Kıbrıs Barış harekâtı Erbakan hocanın büyük gayretiyle gerçekleşmiştir. Önce ahlak ve maneviyat, suratlı yaygın kalkınma, ağır sanayi, milli harp sanayi, ileri teknoloji, havuz sistemi, D-8 gibi projelerle millettin güvenini artırmıştır.. Erbakan Hoca, iç ve dış siyasette attığı milli adımlarla, siyasilerimize yön veren bir liderdir. Siyasiler bu lideri ve bu liderin fikirlerini,  projelerini içselleştirerek siyaset yapmalıdırlar. Sayın Tayyip Erdoğan ve Sayın Ahmet Davutoğlu bu projeleri hayata geçiren, bu yolda yıkılmadan dik durarak ilerleyen liderler olarak takdir edilmelidirler.
         Basit siyasi getiriler uğruna, yeni ve eski nesil siyasetçilerimiz, ülkenin milli çıkarları ve milletin menfaatleri hususunda çalışan ve bedel ödeyen insanlar hakkında,  negatif bir düşünceyle vefasızlık yapmamalıdırlar.   Pozitif yönde ki farlılıklarını söyleyerek, ülkenin kalkınmasına fikir ve düşünceleriyle zenginlik katmalıdırlar. Yeni eski siyasetçilerimiz, farklı inanç, mezhep,  görüş,  ırk,  dil,  kültür zenginliklerimizi, tahrik ederek çatıştırmaya çalışan, sosyal barışımızı, siyasi istikrarımızı ve ekonomik kalkınmamızı engellemek için her türlü yolu deneyen şer güçlerin tuzağına düşmemelidirler. .
Ekonomide ve diğer alanlarda ciddi adımlar atan bugünkü Türkiye’de, hiç kimse fakirlik edebiyatı yaparak, geçmişte ki dengesizlikleri, kısıtlı olan özgürlükleri konuşarak,  bölgesel, etnik ve mezhepsel gibi haksızlıklar yapıldığını gündeme getirerek, siyasi getirim ve çıkar hesabı yaparak, bölgede yaşayan halkı istismar ederek, ülke geneline gerilim yapmaya hiçbirimizin hakkı yoktur. Geldiğimiz noktaya bakıldığında dengelerin eşitlendiğini bu uğurda en büyük riski Sayın Cumhurbaşkanımızın üstlendiğini hiç kimse inkâr etmemelidir. Müslüman milletimiz vefasızlığı asla kabul etmez. Nankörlük yapan bir takım Türk ve Kürt siyasetçilerine her defasında milletimiz sandıkta cevabını vermiştir, verecektir   
            Güney Doğu Anadolu bölgemizi planlı bir şekilde kaşıtan dış şer güçler, yöre de yaşayan  Kürt halkını devlete karşı isyana zorlayarak rahatsız etmişlerdir..  Bunun sebebini inançlı Kürt halkımızın çoğunluğu bildiği halde az bir kısmı şer güçlerin tuzağına düşerek PKK terör örgütüne katıldılar ve destek verdiler. Verilen büyük mücadelelerin arkasından hainlerin maskesi düşürülmüştür. Ülkemiz üzerinde planladıkları tüm hainlikleri, maşa olarak kullandıkları PKK terör örgütünü ve diğer terör örgütlerinin, bir daha yeşermemek üzere imha edilmesi hususunda inançlı Kürt halkı geride durarak ve sesiz kalarak seyirci olmamalıdır. 
    Ülkemiz üzerinde planları olan hain şer güçlerin tuzağına milletçe düşmemeliyiz. Dıştan destekli iç siyasi mühendislerin siyasi operasyonlarına asla müsaade etmemeliyiz. Terör örgütleriyle ve onların elebaşlarıyla ve onları destekleyen hain güçlerin hiçbiriyle pazarlığa oturmamalıyız.  Kendi iç meselemizi milletçe birlikte hal etmeliyiz. Dilimize sahip olmalıyız aklımızı kiraya vermemeliyiz,  her şart altında vefalı olmalıyız. İçteki siyasi meselelerde, siyasi partiler, aydınlar, yazarlar, hakaretlere varmayacak şekilde, ülkenin ve milletin yararına yaptıkları ve yapmadıkları veya yapamadıkları hizmetlerden dolayı eleştirebilmelidirler. Bu gibi eleştirilere hiç kimse tahammülsüzlük göstermemelidir.  Ancak, dıştan ülkemiz aleyhine ve devletimizin en üst makamlarında bulunan insanlara yapılan fütursuz eleştiri getirenlerin eleştirilerine alet olmadan, milli bir refleksle hareket etmeyi bilmelidirler.
         Ülkemizin kalkınmasını istemeyen şer güçlerin Sayın Cumhurbaşkanımız şahsında, bir kısım yabancı medyanın yaptığı saldırılara ses çıkarmayan, sözde yerli medyanın nasıl manşetler attıklarını, köşe yazarlarının neler yazdıklarını milletimiz ibretle takip etmektedir.  Bu hususta milli ve yerli duruş sergileyen MHP genel başkanı Sayın Devlet Bahçeliyi yürekten kutluyorum.
         Sonuç olarak tarihten ders almalıyız. Olayları kendi nefsimizin penceresinden bakarak yorumlamaktan kaçınmalıyız. Kişilerden yana değil haktan yana olmalıyız.  . Hz. Ali şöyle diyor: “ Fazilet kazanmak zor, rezilliğe inmek kolaydır.”  Yüce Allah (CC) nasip ederse önümüzdeki haftaya Çarşamba günü, Kocaeli AK partisi gençlik çalıştayında, Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı konuşma ile alakalı düşüncelerimi bir yazı dizisi çeklinde okuyucularımızla paylaşmaya çalışacağım.
 
                                                                         
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Bu yazı toplam 1143 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum