Kan!

Kan!

Kafatası milliyetçiliği kan üzerinden yapılır. Aslına bakarsanız bu tür milliyetçiliği, toplumsal bir akıl hastalığına da benzetmek mümkündür. Birey, bir başkasını kendinden aşağı görüyorsa

A+A-

Kafatası milliyetçiliği kan üzerinden yapılır. Aslına bakarsanız bu tür milliyetçiliği, toplumsal bir akıl hastalığına da benzetmek mümkündür. Birey, bir başkasını kendinden aşağı görüyorsa, kendi dışındakini teninin rengiyle, ırkıyla değerlendiriyorsa, bu ağır bir nörolojik bozukluktur. Bu bireylerin toplu halde bakış açısı aynı oluyorsa, bu toptan bir akıl hastalığıdır.

En korkunç örneğini Adolf Hitler ve Nazi Almanya’sında gördük. Bir akıl hastası çıktı, Almanların üstün ırk olduğuna kendi toplumunu inandırdı, çevresindeki ülkelere saldırdı. 2. Dünya Savaşı’nın bilançosu, 20 milyondan fazla masum insanın ölümü, dünyanın en güzel kentlerinin yerle bir olmasıdır.

Üstün Alman ırkının dünyayı ele geçirme ütopyası ne yazık ki, müthiş bir insanlık dramına dönüşmüştür.

Adolf Hitler’in ölümü ve Almanya’nın yenilgisiyle üstün Alman ırkı ütopyası tarihe karışmış mıdır?

Hayır…

Neonazi ruhu hala yaşamaktadır ve başta bizim garip gurbetçilerimiz olmak üzere Almanya’daki yabancıların evleri ateşe verilmekte, insanlar diri diri yakılmaktadır.

Peki Almanlar, yabancılara böyle davranırken, yabancılar, özellikle de Türklerde durum nasıldır?

Vaktiyle bir arkadaşımın uzun yıllar Almanya’da gurbetçi olarak çalışan babası anlatmıştı. Bahçecikli rahmetli Kamil Özçalık… Almanya’da çalıştığı fabrikada iş başındayken, karısının acil doğum için hastaneye kaldırıldığını, hemen hastaneye gitmesi gerektiğini söylemişler. Aceleyle hastaneye koşmuş. Rahmetli tipik bir Rizeli. Biraz geniş adam. Alman doktora, “Karım doğuracaksa doğurtun be kardeşim, beni niye çağırıyorsunuz” diye çıkışmış. Doktor bozulmuş ve öfkelenmiş:

-Beyefendi, karınızın doğumu riskli; kan gerekiyor, demiş.

Kamil Özçalık, “Koca Alman hastanesinde kan yok mu” diye yine diklenmiş.

Doktor sinirden çatlayacak.

-Beyefendi, bizde kan çok, ama hepsi Alman kanı. Siz Türkler, gavur kanı diye istemezsiniz. Eğer imkanın varsa, git Türk kanı bul gel!

Kamil Özçalık, utanmış, “Ne alakası var, insan kanı değişir mi, Alman kanı kullanabilirsiniz” demiş. Doğum sorunsuz gerçekleşmiş.

Anlatmak istediğim şudur:

Kan üzerinden ayrımcılığı sadece Naziler yapmıyor.

Bizdeki hemşericilik de aslında bu kapıya çıkıyor.

İlimizde yüzlerce hemşeri derneği var ve hepsi de kanlarının başka başka olduğuna inanıyor.

Sözde inanç farklılığından dem vuruluyor, ama Alevi-Sünni çatışmasının altında yatan gerçek, aslında var olduğuna körü körüne inanılan bir kan farklılığıdır.

Oysa kanın rengi aynıdır:

Al…

Önemli olan, kanın birleştirici yanıdır.

Yani kanını bir başkasına verip, hayat kurtarıyor musun, ona bakmak lazım.

Şimdi gidin Kızılay Kan Bankası’na, kan bulamazsınız.

Çünkü kan bağışı yok.

İnsan başına gelmeden anlamaz kanın değerini.

Ama unutulmamalıdır ki, her an çaresiz bir hastaya kan lazımdır.

Kan bağışının önemine vurgu yapmak için bir yazıya başladım, daldan dala atladım.

Sözün özü şudur:

Kan bağışlayınız.

Ne verirsen elinle, o gelir seninle demişler.

Kan bir gün herkese lazım olabilir.

Size bile…

Mutlu pazarlar…

Bu haber toplam 838 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.