• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli 8 °C

KANAAT EN BÜYÜK ZENGİNLİKTİR (2)

Mehmet SÖNMEZOĞLU

Kurtuluşun ve mutluluğun yolu çok mal ve servete sahip olmaktan değil, kanaat sahibi olmaktan geçmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), kanaatkâr kimseler hakkında şu müjdeyi vermiştir: “Müslüman olan, kendisine yeteri kadar rızık verilen, Allah’ın kendisine verdiği nimete kanaat eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.” (Müslim, Zekât, 125) Efendimiz (s.a.s.), sahip olduğu nimetleri yetersiz gören kimselere de zenginlik bakımından kendinden aşağı durumda olanlara bakarak kanaatkâr olmalarını tavsiye etmiştir. (Buharî, Rikâk, 30)

Kanaatkârlık bazen yanlış anlaşılabilmektedir. Mesela kanaatkârlık kimilerince çalışıp çabalamamak, tembellik etmek sanılmakta, bazılarınca da dinimizde çok mal ve servet edinmenin caiz görülmediği şeklinde anlaşılmaktadır. Bilakis dinimize göre kişi çalışıp çabalamalı, meşru yollardan mal sahibi olmalı, elindeki imkanlarla hem geçimini sağlamalı, hem de Allah yolunda infakta bulunmalıdır. İşte böyle iyi niyetlerle hırs ve tamaha kapılmadan daha fazla kazanmak için gayret göstermek İslam’ın kanaat anlayışına aykırı değildir.

Asıl yanlış olan, insanın Allah’ın kendisine takdir edip verdiği nimetlerle yetinmeyip, dünya malına karşı aşırı bir sevgi ve hırs içinde olması, sınırsız bir kazanma arzusuyla ölçüsüz davranmasıdır. Bu durum onu cimriliğe, bencilliğe ve haksız kazanç edinmeye, dolayısıyla günah işlemeye sevk eder. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), “Allahım! Faydasız ilimden, ürpermeyen kalpten, doymak bilmeyen nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım” (Müslim, Zikir, 72) diye duada bulunmak suretiyle aç gözlülüğün bir Müslümana yakışan davranış olmadığını dile getirmiştir. Zira mal biriktirme hırsı, dünyalıklara karşı aşırı düşkünlük insanın imanının kemale ermesi, ahlâken olgunlaşmasının önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Kişi, bu kötü huylarından sıkı bir nefis terbiyesi ile kurtulmalı ve gönlünü zenginleştirip kanaatkâr bir insan olmaya çalışmalıdır.

            Dilenmek Müslümana yakışmaz

Dinimiz, kanaatkârlıkla beraber kişinin ihtiyacını Allah’tan başkalarına arz etmemesi ve insanlardan bir şey istememesine de büyük önem verir. Bu güzel haslete “istiğnâ” denir. İstiğnâ sahibi bir kimse, elindekiyle geçinmeye çalışır, başkalarından bir şey istemeye tenezzül etmez. Yüce Allah da onu, “el-Muğnî” ism-i celili ile kendinden başka her şeyden müstağni kılar. Kur’an’da, “…onlar, yüzsüzlük ederek insanlardan ısrarla bir şey istemezler” (Bakara, 2/273) buyrularak, iffetlerinden dolayı başkalarına el-avuç açmayan kimseler övülmüştür.

Hz. Peygamber (s.a.s.) kişinin onurunu, şeref ve haysiyetini kaybetmesine sebep olan dilencilikten ümmetini sakındırmak için yoğun çaba sarfetmiş, başkalarına el avuç açmanın kötülüğü ve zararları konusunda ikazlarda bulunmuştur. Hadis-i şeriflerde şöyle buyrulur: “Dilenmenin kötülüklerini bilseydiniz kimse kimseye bir şey istemek için asla gitmezdi!” (Nesâî, Zekât, 83) “Sizden biri dilenmeye devam ettiği takdirde yüzünde bir parça et kalmamış halde Allah’a kavuşur.” (Buharî, Zekât, 52; Müslim, Zekât, 103)

Allah Resûlü (s.a.s.), kanaatkârlık edip dilenmeyen kimselere de şu müjdeleri vermektedir: “Kim bana, halktan hiçbir şey dilenmeyeceğine dair söz verirse, ben de ona cenneti garanti ederim.” (Ebu Davûd, Zekât, 27) “…Dilenmekten sakınmak isteyenleri,  Allah iffetli kılar. Halka karşı tok gözlü davranmak isteyenleri de Allah, insanlara muhtaç olmaktan kurtarır.” (Buharî, Vasâyâ, 9) Öyleyse Müslüman, çalışıp kazanarak infakta bulunmayı, alan değil, daima veren olabilmeyi kendine düstur edinmelidir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.), “Üstteki el, alttaki elden hayırlıdır. Üstteki el, veren; alttaki el ise, dilenip alan eldir” (Buharî, Zekât, 18; Müslim, Zekât, 97) buyurmuştur.

Dilenmek insan için zillettir. Zira dilenen kimse ona buna el avuç açmakla insanlar arasındaki değerini ve itibarını düşürür. Dilenmeyi kazanç vasıtası ve meslek haline getirmek ise dinimizin yasakladığı son derece çirkin bir davranıştır. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kişinin iplerini alıp dağa gitmesi, oradan sırtında bir deste odun getirip satması, onun için, insanlara gidip dilenmesinden daha hayırlıdır” (Buharî, Zekât, 50) buyurarak, kişinin kıt kanaat da olsa elinin emeğiyle geçinerek onurunu korumasını tavsiye etmiştir. Ancak Hz. Peygamber (s.a.s.) üç kısım insanın bazı zaruri hallerde ihtiyacını giderecek kadar dilenmelerine müsaade etmiştir. Bunlar; kefâlet borcu dolayısıyla sıkıntıya düşen, bir felâket sonucu bütün mal varlığı yok olan ve kendisini tanıyanlardan üç kişinin fakir olduğuna şahitlik ettiği kimselerdir. Bu haller dışında dilenmenin ise kesinlikle haram olduğunu bildirmiştir. (Müslim, Zekât, 109)

Bir kere almaya ve kolay yoldan kazanmaya alışan kişi, yeteri kadar mal sahibi olsa da sürekli almak ve mal biriktirmek ister. Gözünü adeta mal hırsı bürür. Kanaat nedir, şükür nedir, hayır hasenat nedir bilmez. Böyle bir durum ise, insan için dünyada bir zillet, ahiret hayatında ise hüsran sebebidir. Halbuki az da olsa elindekilere kanaat etmek, kimseye boyun bükmemek büyük bir fazilettir.

Özetleyecek olursak; kanaat, Allah’ın kullarına verdiği en büyük zenginliktir. Mü’min geçici dünya hayatına gereğinden fazla değer vermemeli, Allah’ın kendisine verdiği nimetlere kanaat ederek huzurlu bir hayat sürmeye bakmalıdır. İslam ile izzet ve şeref bulan Müslüman, Allah’tan başka kimseden bir şey istememeli, kimseye el avuç açarak zelil duruma düşmemelidir.

Bu yazı toplam 619 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Her şey kuralına uygun yürütülüyor
  • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37