1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kandıra Pazarı, Kerpe, korkunç ağaç kıyımı ve Kaybedenler Kulübü
Kandıra Pazarı, Kerpe, korkunç ağaç kıyımı ve Kaybedenler Kulübü

Kandıra Pazarı, Kerpe, korkunç ağaç kıyımı ve Kaybedenler Kulübü

Geçen hafta içindeki bazı gözlemlerimi, pazar günü yazısında siz değerli okurlarla paylaşmak istiyorum. Bu sütunlarda zaman zaman, bizim Patron, ya da Genel Müdür Nazif Çanakçılı ile çarşam

A+A-

Geçen hafta içindeki bazı gözlemlerimi, pazar günü yazısında siz değerli okurlarla paylaşmak istiyorum. Bu sütunlarda zaman zaman, bizim Patron, ya da Genel Müdür Nazif Çanakçılı ile çarşamba günleri yaptığımız kent turlarını anlatırım.

Çarşamba günü gezileri için, yazın kalabalık döneminde hiç gitmediğimiz Kerpe sahiline, sonbahar ve ilkbaharda sık sık yolumuz düşer. Geçen çarşamba da tam zamanıydı, mevsimiydi. Kapalı ama yağışsız, hafif kasvetli ama, ne sıcak, ne soğuk bir hava vardı. Nazif Ağabey ile, geçen sonbahardan beri gitmediğimiz Kerpe’nin yolunu tuttuk.

Tabii önce Kandıra’nın Çarşamba Pazarını gezmek lazım. Kandıra’nın sanayi sitesine,  garajlara giden eski şehir merkezi girişinde yol çok bozulmuş. Yeni merkez girişi açılınca, belli ki burası ihmal edilmiş. Yaz sezonunda sahile gidenleri ilçe merkezine çekmek için bu yolu onarmak lazım. Bu arada İzmit-Kandıra yolunda şaşırdım. Yol boyunca sağlı sollu her yerde “Emlakçı” tabelası var. Bu bölgede arsa spekülasyonu dorukta. Herkes emlakçı olmuş. Kimbilir ne dolaplar dönüyor.

Kandıra Pazarına girdik. Ne yazık, hala İzmit’in böyle kapalı, düzenli pazar yeri yok. Kandıra köylüleri her zamanki yerlerini almışlar. Her türlü yeşillik var. Pırasalar sopa gibi. Derin sepetlere yığılmış ıspanakların üzerinde “Kuzu” diye tabela koymuşlar. Her köylünün önünde birkaç sepet çiçekli mancar. Ne alırsan 50 Kuruş, 1 TL.. Biz biraz kabuksuz kabak çekirdeği- kavrulunca mükemmel meze olur- aldık.

Pazardan çıktık, ver elini Kerpe.. Kandıra içinde caddeler biraz çamurluydu ama, geçen sonbahara göre belli ki onarılmış. Kandıra Kışlası’nı geçtik, sahil ana yoluna gireceğiz ki, yol kazılmış, kapalı. Aylardır gaz çalışması sürüyormuş. Mecbur ara sokaklara daldık. Az kalsın Kandıra içinde kaybolacaktık.

Kerpe-Kefken kavşağına giden yola girdik. Kandıra Cezaevi önünden-F tipi değil. Küçük Kandıra Cezaevi- geçip, her iki tarafı ormanlarla kaplı yola revan olduk.

Bu yol çok özeldir. Hep orman içinden geçersiniz. Akçakoca Anıtı girişini geçtik ki, gözlerime inanamadım. Kerpe-Kefken yol ayrımı kavşağına kadar gidiş yönünde yolun sol tarafındaki ormanlar tamamen kesilmiş. Onbinlerce ağaç, yok edilmiş. Kütükler yol kenarında sahipsiz duruyor. Bu kadar çok ağaç neden kesildi, açılan bu geniş orman alanları ne olacak merak ediyorum. İçim acıdı.

Kerpe’ye geldik. Bu mevsim, sessiz, sakin çok güzel. Henüz yaz hazırlıkları da başlamamış. Ama temiz. Bizim Kerpe’deki mekan Muammer-Rahmi Karagöz kardeşlerin çalıştırdığı Karagöz Restaurant.

Kışın işler iyi gitmiş. Artık belediyeden yasaklı, sahile masa atmak yok. Karagöz, yukarı doğru büyümüş. Kapasitesi artmış. Yeni yapılmış mezeler; patlıcan kızartma-üzerinde sarımsaklı yoğurt- barbunya pilaki, Kandıra peyniri ve yoğurdu. Kıtır kıtır sigara böreği. Tabii bir ufak rakı. Önümüzde fındık kabuğu sobası, arkamızda kütüklerin alev alev yandığı şömine. Kerpe Koyu süt liman. Kasvetli, kapalı havada mükemmel görünüyor.

Rahmi Karagöz, “Kalkan, tekir, hamsi var” dedi. Biz oradayken, bir amatör balıkçı yeni tuttuğu bir kasa istavriti getirdi. Birer parça Kalkan yedik. Üstüne, limonlu, ezilip sulandırılmış, fıstıklı tahin helvası.

Mükemmel bir keyifti. Ama dönüşte, yine o kesilmiş onbinlerce ağacın bölgesinden geçtik. İçim daraldı. Yazın kalabalığını beklemeyin. Fırsat bulursanız, hele hafta içi olursa daha iyi, bu mevsim Kerpe’ye bir uzanın..

Okurlarıma bir de film tavsiye edeceğim. Geçen hafta  “Kaybedenler Kulübü” isimli Türk filmini izlemeye gittim. Filmin yapımcısı, yönetmeni bu toprakların çocuğu, Tolga Örnek. Tolga, bence Türk sinemasının geleceği. Olağanüstü bir gelişim içinde.

Tolga Örnek, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek’in oğlu. Benim için daha önemli tarafı, değerli dost, İzmitli Sadun Eren’in yeğeni. Sadun Eren dayısı oluyor. Birkaç yıl önce Balaban’da Tolga Örnek’le tanışmış, bir saat kadar sohbet etmiştik. Bizim gazetede kendisiyle ilgili çıkan bir haberde, satır arasındaki abes hata nedeniyle çok sitem etmişti. Haklıydı, ama uzatmıştı.  Aslında bu sohbet yüzünden Tolga Örnek’e karşı antipati duyardım.

Ama daha önce izlediğim Devrim Arabaları filmi de mükemmeldi. Kaybedenler Kulübü, daha ileri gitmiş. Nejat İşler, Yiğit Özşener, Ahu Türkpençe mükemmel oynuyorlar. Filmin başında “15 yaş ve üstü” diye uyarı var. Bence, 50 yaş üzeri izlemeli. Bu filmin, içeriği nedeniyle televizyonlarda gösterileceğini hiç sanmıyorum. Bu nedenle sinemaya gidip izlemek lazım.

Sürekli sigara içiliyor. Sürekli bira içiliyor. Hep argo ve cinsellik içerikli sözler var. Ama mükemmel bir sinema dili.  Filmin temel mesajı yalnız insanlara. Onlara,  aslında yalnız olmadıklarını, kendileri gibi pek çok insanın bulunduğunu anlatıyor.

Tolga Örnek imzalı Kaybedenler Kulübü’nü izlemenizi tavsiye ederim. Türk sinemasının yaptığı en cesur filmlerden biri. Artık Tolga Örnek’in bundan sonraki filmini de merakla bekleyeceğim.

İyi pazarlar..

Bu haber toplam 2371 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.