1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Kandıra sahillerine kamp tesisleri kursak
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Kandıra sahillerine kamp tesisleri kursak

A+A-

Cemreler düştü, sıcaklık yükselmeye başladı. Erik, ayva, kiraz çiçek açıyor. Elbette “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” ama bahar yüzünü gösterdi, ardından yaz geliyor.

Bu yıl yaz sıcak geçecek. Çok yorucu bir seçim döneminden daha çıkıyoruz. Ramazan Bayramı’nın ardından herkes, her aile bir tatil planı yapacak. Ama fiyatlar çok yüksek. Tatil masrafı, pekçok ailenin bütçesini aşacak.

…………………….

Bizim Kartepe’miz var. Kışın gidemiyor, karlar üzerinde yuvarlanamıyoruz. Bir de Kandıra sahillerimiz var. Ne yazık bu sahilleri de değerlendiremedik. Yıllarca “Turizm bölgesi” palavrası atıldı. Hiçbir şey yapılmadı. Doğal kumsala “Mavi Bayrak” çekmekle turizm bölgesi olunmuyor.

Dar ve orta gelirli insanlar, yazın denize girmek, kumda güneşlenmek için Kandıra sahillerine koşacaklar. Kerpe’de eskiden Orman Kampı vardı. Kapatıldı. Büyükşehir bu tesisi de nedense İstanbul Beyoğlu Belediyesi’ne verdi. Oysa Kocaelili gençler yararlanabilir.

Daha önemlisi Kandıra bölgesinde modern çadır alanları, kamp tesisleri, karavan bölgeleri oluşturabilir. İnsanlar arabalarının arkasına karavan takarak, çadır alarak bu bölgeye gelir. Her çadıra, her karavana elektrik-su bağlanabilir. Modern tuvaletler olur.

İnsanlar ailece denizin dibinde çok uzuz ve çok güzel bir yaz tatili yapabilirler.

Kandıra sahillerinde 5 yıldızlı otelleri falan geçtik. Türkiye’de karavan turizmi de çadır turizmi de hızla yayılıyor. Kandıra bölgesinde yazın otopark bile büyük sorun. Hala Bağırganlı, Sarısu bölgelerinde eksikler var. Kerpe’de konaklayacak yer yok.

İzmit Körfezi kıyılarında da artık denize girilebiliyor. Değirmendere, Halıdere, Ulaşlı, Ereğli’de sahilden denize girmek mümkün. Ama konaklama tesisi yok. Bu bölgede turizmin (T)’si yok. Yine bu bölgelerde uygun alanlara çadır kamp tesisleri kurulabilir. Karavan park alanları kurulabilir.

Bu tesislerin yatırım maliyeti de çok düşük. Gelip konaklayanlar için de çok sembolik fiyatlarla buralardan yararlanmak mümkün olabilir.

Yaz sıcaklarında denize atlamak, kumlarda yuvarlanmak, bu kentte herkesin, her çalışanın, her öğrencinin en doğal hakkıdır. Bu kentteki insanların büyük ekseriyetinin bu yaz, ailece Ege’ye, Akdeniz’e gidecek ekonomik gücü yok. Bizim iki adım mesafemizde Marmara var, Karadeniz var, Sapanca Gölü var. Amma hiç birinin çevresinde mütevazı konaklama tesisi yok.

Yıllardır “Turizm kenti olacağız. 5 yıldızlı oteller yapacağız” palavralarını dinledik. Oysa Avrupa’da pekçok örnekleri bulunan basit birkaç Mocamp tesisi ile, binlerce aileye çok güzel ve ucuz tatil yaşatmak mümkün olabilir.

Adaylar da tatil yapmalı

Yasalarımıza göre, haftalık çalışma süresi 40 saat. İnsanların işlerinde verimli olabilmeleri için mutlaka tatil yapması, istirahat etmesi, kendilerine ve ailelerine zaman ayırması gerekiyor.

Oysa, bizim ülkemizde özellikle seçim dönemlerinde siyasetçiler için çok vahşi, çok hoyrat bir mücadele anlayışı var. Belediye başkan adayları sabah saat 06.00-07.00 gibi ortalığa çıkıyorlar. Onlarca yerde toplantılara katılıyor, yüzlerce kişiyle el sıkışıp, öpüşüyorlar. Gün içinde saatlerce konuşmak, yürümek, oradan oraya gitmek zorundalar. Üstelik adayların bu çalışması gece yarılarına, hatta kimi zaman sabahlara kadar devam ediyor. Kimi zaman adaylar, hiç uyumadan ertesi günün programına katılıyorlar. Üstelik bu aylarca devam ediyor.

Dayanılır iş değil. Herkes insan. Kadın adayların kocası, erkek adayların karısı var. Hepsinin çocukları var. Ailelerine zaman ayırmaları şart. Bu şartlar altında 31 Mart’ta seçim kazanan aday, turşu gibi işbaşı yapacak. Bir de kutlama ziyaretleri falan, kolay kolay kendisini toparlayamayacak.

Oysa, bu kentin 1 Nisan’dan itibaren hemen kolları sıvayıp hizmet üretecek Belediye Başkanlarına ihtiyacı var. Bu şartlar altında seçim kaybedenler neyse gidip yatarlar da, seçim kazananlar aylarca kendilerine gelemeyecek. Sonra peşinden Ramazan, bayram, tatil falan.. Kocaeli, yine neredeyse yılsonuna kadar zaman kaybedecek.

Tatil, hak olmanın ötesinde bir zorunluluktur. Örneğin, bugün pazar. Kimse kimseden geri kalmak istemiyor. Muhtar adayları bile oradan oraya koşturuyor. Bütün siyasetçiler prensip anlaşması yapmalı, en azından pazar günleri evlerinde aileleri ile birlikte oturmalı. Vatandaş da rahat eder. Siyasetçi de hiç değilse bir gün dinlenir, hafta başında daha zinde, daha aklı başında bir şekilde çalışmalarına kaldığı yerden devam eder.

Bu tempoda Cumhurbaşkanı’nın da işi çok zor. En ücra köşedeki muhtar adayının da. Sistemin doğru ve sağlıklı işlemesi için herkesin haftada en az bir gün tatil yapması gerekiyor.

Fark 3’e iner mi?

Bugün biz Kocaelisporlular için yine uzun ve heyecanlı bir gün olacak.

Kocaelispor, İstanbul Bağcılar deplasmanında. Bizden 6 puan önde olan lider Bayburt, Serik deplasmanına çıkıyor.

Kocaelispor’un morali yüksek. Bugünkü rakibi Bağcılar’ın ne düşme korkusu var, ne Play-Off iddiası. Ligin rahat takımı.

Bayburt’ta ise moraller bozuk. Üstelik rakibi Serik güçlü bir takım. Play-Off için oynuyor.

Bugün biz kazanırken, Bayburt kaybetse, akşama puan farkı 3’e düşse ne güzel olur değil mi? Biz kazanalım, Bayburt berabere kalsın, fark 4’e insin. Elbette buna da razıyız. Ama öncelikle bugün biz mutlaka kazanmalıyız.

Sezer ile ilgili bir

küçük düzeltme

AK Parti’nin Gölcük Başkan adayı Ali Yıldırım Sezer ile geçenlerde tanışmıştık. Görüşmemiz ile ilgili bu sütunlarda bir yazı yazdım. İlk kez tanıdığım Sezer’in çok kaliteli bir aday olduğundan söz ettim, yazının sonunu da “Gölcük’te Gürcü-Laz hegemonyasını yenebilecek kapasitede bir aday olarak gördüm” şeklinde cümle kullandım.

Gölcük hassas bir yer. Aslında ben de anne tarafından Gölcüklü bir Gürcü’yüm. Tartışma konusu olan cümleyi Sezer kendisi kesinlikle kullanmadı. Ama bu cümleyi Sezer aleyhine farklı kullananlar olmuş. Şunu belirtmek istiyorum. Söz konusu cümle, aslında yazıyı dikkatli ve akıllı okuyan herkesin rahatlıkla anladığı gibi Sezer’e ait değildir, benim yorumumdur.

DUVAR YAZISI

Seçimleri haftaya pazar

yapalım da, şu koşuşturma

şu gerginlik bitsin artık.

Hepimiz işimize bakalım.

Bu yazı toplam 3308 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
8 Yorum