1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Kandıra’ya GOSB mutlaka kurulmalı
Kandıra’ya GOSB mutlaka kurulmalı

Kandıra’ya GOSB mutlaka kurulmalı

Uzun uzun yazdık, anlattık.. Bizim Şehit Babası Hüseyin Fehmi Özen, Kandıra’nın Süllü köyünden…1980’li yılların sonlarında toplamış tası tarağı İzmit’e Tavşantepe’ye gelmiş. Kayseri’de şehit olan oğlu,  diğer iki çocuğu İzmit’te dünyaya gelmişti.

A+A-

Zaman zaman İzmit’in karmaşık halinden sıkıldığımda, “Ne işin vardı da kalkıp buralara geldin Fehmi” diye sorardım. “Bizim oralarda bir şey yok ki abi, ne yapaydım” diye yanıt verirdi.

Geçen pazar günü  Şehit Abdül Samet Özen’in cenazesi için Süllü’deydim.. Oraları gördüm.. Fehmi’ye hak verdim.

…………….

Nihat Ergün’ün Bakan olduğu dönemlerde kafasında geliştirdiği Kandıra Gıda Organize Sanayi Bölgesi projesini ilk paylaştığı kişilerden biri olduğumu sanıyorum. Nihat Ergün, inandığı konuları çok iyi anlatırdı. Kandıra Gıda OSB projesini anlatınca, beni de heyecanlandırmıştı.

Kandıra bölgesinde çok geniş alanlar var.. Bir kısmı  verimli topraklar. Hani adam ek, adam çıksın.. Bir kısmı, taşlık, çorak.. Ne ekseniz, üzerine ne kadar gübre dökseniz ot bitmez.. Bölgede sulama göletleri var. Su sorunu da yok. Ulaşım sıkıntı değil. Zaten şimdilerde bir de duble yol yapılıyor.. Kandıra’nın çorak, verimsiz topraklarında OSB kuracaksınız. Bu OSB’de kömür yakan, çelik üreten, hurda demirleri kullanıp havayı zehirleyen fabrikalar olmayacak. Sadece gıda ürünlerini işleyecek. Verimli topraklarda üretilen, çorak topraklardaki fabrikalarda işlenecek. Bisküvi yapılacak, makarna yapılacak. Kandıra topraklarında üretilen sebze, meyve Avrupa standartlarında paketlenecek. Dünyaya ihraç edilecek.

Kandıra bölgesinin sümüklü böceği (salyangoz) bile çok değerli bir ihraç ürünü..

Biz protokolden olmadığımız için, pazar günü Süllü bölgesinde çok dolaştık. Aşağı Süllü’den, Yukarı Süllü’ye yürüdük. Bir bakkal bile yok. Şehit Abdül Samet’in cenazesinin kaldırıldığı pazar günü Süllü’de bir bakkal olsa, içinde mal kalmazdı. Ama yok.. Arkadaşlarla birbirimize burada insanlar ne yapıyorlar, nasıl kazanıyorlar diye sorduk. Yanıt yok. Müthiş bir genç nüfus var.. Ama iş yok, güç yok. Bu nedenle ilimizin her yerinde nüfus artarken Kandıra’da azalıyor. Kandıra göç veriyor. Köy okulları öğrenci olmadığı için kapanıyor.. Oysa, insanların orada yaşaması, üretmesi, kazanması lazım.

Turizm dediler.. Demekle olmuyor.. Kandıra’da yaz iki ay.. Zaten bölge “Turizm bölgesi” ilan edildi ama, kağıt üzerinde kaldı. Hala doğru dürüst imar planı bile yok.

Kandıra Gıda OSB projesi büyük bir projeydi. Süllü’den çıkışta,  Kandıra kırsalında çok uzun yol yaptık.. Topraktan kara lahana fışkırmış.. Karları delip çıkmış. Tarlada yatıyor.. Köylü onu toplasa hangi pazara götürecek, kaça satacak?.. Yapmıyor insanlar.. Uzun süre boş geziyor.. Sonra satıyor malı mülkü, topluyor dengini Tavşantepe’ye geliyor. Derince sırtlarına, Tütünçiftlik sırtlarına yerleşiyor. Gebze bölgesinde bir fabrikaya asgari ücretle kapağı atansa, hayatının fırsatını yakaladığını düşünüp, Dilovası’na yerleşiyor.

Kandıra Gıda OSB projesi müthiş bir projeydi. Ama 15 Temmuz sonrası ortaya çıktı. Bu işi FETÖ’cüler kapmış. Kendi aralarında organize olmuşlar. Başlangıçta bu projenin uygulanacağı alanın  satın alınması sırasında toprak sahiplerine alay eder gibi çok düşük teklifler yaptılar.. Kandıra köylüsü enayi değil. Malının değerini biliyor. İtiraz etti. Mahkemeler başladı. İş uzadı. Aslında 2013-2014 yıllarında fabrikaların yapımına başlanacaktı. Olmadı. 15 Temmuz patladı, proje FETÖ’den ötürü tamamen patladı.

Bu işi yeniden düşünmemiz lazım. Kandıra’yı çevreyi kirleten; zehir saçan fabrikalarla dolduralım demiyorum. Ama Kandıra bölgesinin tarım ürünlerini işleyen, bunları değerlendiren, dünya pazarlarına açan tesisler kurulabilir. Kandıra’nın çalışkan, zeki ama yoksul insanları kendi topraklarını ekip biçmeli,  ürettiklerini değerinde satabilmeli, hatta bu tarım ürünlerini işleyen fabrikaların ortağı, işçisi olabilmeli. Kandıralı, Kandıra’da üretmeli.

Bezi, hindisi; sütü, yoğurdu, kaymağı… Her şeyi var Kandıra’nın. Ama bunları işleyip değerlendirecek bir yapı, bir organizasyon yok. Haydi, şu işi yeniden canlandıralım. Kandıra bölgesinde Şehit Abdül Samet Özen’in adını da yaşatacak bir Gıda OSB kuralım.

Karayollarının ilimizden geçen bölümleri karanlık

Yıllardır Karayolları Genel Müdürlüğü bizim ilimize “Üvey evlat” muamelesi yapıyor. Karayolları,  yapması gereken işleri yapmıyor. Devlet bütçesinden yapılması gereken kavşakları, köprüleri, yol düzenlemelerini bile Belediyelerin üzerine çıkıyor. Karayolları’nın bizim şehrimizde başlattığı hiçbir iş zamanında bitmiyor, bu kent için işkence oluyor.

Büyük işleri geçtim. Bizim kentimiz Türkiye’nin en önemli şehirlerarası yollarının üzerinde bulunuyor. İzmit şehir merkezinde ciddi bir aydınlatma sorunu yok. Bir dönem Yürüyüş Yolu bölgesi karanlıktı. Yazdık, çizdik, Büyükşehir Belediyesi yaptı. Ama çıkın D-100’e, çıkın D-130’a, hatta Sapanca Yolu’na, Kandıra yoluna bakın. Karanlık. D-100 İzmit geçişinde, orta refüjdeki lambaların büyük bölümü yanmıyor. Yanıyor gibi görünenlere bakın. Işık vermiyor. Lambaların ya ampulleri çok zayıf,  ya yıllardır direklerin üzerindeki şapkalar temizlenmediği için kirden ışık gözükmüyor.

Öğrenciler ve çalışanlar bu mevsim karanlıkta evden çıkıp, karanlıkta eve dönüyorlar. Ana yollarda trafik çok yoğun. Üstelik yollar kapkaranlık. Yanmayan lambaların ampullerini değiştirmek kirlenmiş aydınlatma direği şapkalarına bir zahmet su sıkmak lazım. Ana yolların şehir içlerinden geçen kesimlerinin bu kadar hareketli ve bu kadar karanlık olduğu başka bir il gösteremezsiniz.

Avrasya Tüneli ile gurur duydum

AK Parti’nin ülkeyi yönetiş biçiminden, Başkanlık sistemi konusundaki ısrardan, ülke içinde terörün önlenememesi, ekonominin giderek daha fazla bozulmasından, demokrasi, hukuk devleti ve basın özgürlüğü gibi konulardaki bana göre büyük hatalardan rahatsızlık duyuyor olabilirim.

Ama benim ülkem için yapılan güzel işlerden, Türkiye’nin gerçekleştirdiği muazzam projelerden gurur duymama, bunları alkışlamama engel değildir. Salı günü İstanbul’da Avrasya Tüneli’nin açılışından büyük bir gurur duydum. Biz, İstanbul Boğazı’nın iki yakası arasında sadece arabalı vapurlarla geçilebilen günlerden geliyoruz. Sirkeci’ye geçebilmek için, Harem’deki arabalı vapur iskelesinin kuyruğunda saatlerce beklemiş  gençlikteniz.

Şimdi 1.3 milyar Dolarlık bir yatırımla, İstanbul Boğazı’nın altından tünelle geçebiliyoruz. Benim çocukluk hayalim olan Körfez Köprüsü yapıldığında, biran önce o köprüden geçmek istemiş, ama sıkışık trafikte perişan olmuştum. Sevgili dost Ahmet Kobak, sonunda Osmangazi Köprüsü’nden geçirmişti.

Şimdi, biran önce Avrasya Tüneli’nden geçmek istiyorum.  Düşünsenize Göztepe’den giriyor,  Zeytinburnu’ndan çıkıyorsunuz. Müthiş bir olay. Bu ülkede kötü olanı lisan-ı münasiple eleştirmek ve karşısında durmak ne kadar haksa, yapılan güzel işleri takdir etmek de o denli büyük bir erdem olarak kabul edilmeli. Belki o zaman toplumdaki bu artık çok tehlikeli boyutlara ulaşan kutuplaşmayı önleme imkanımız da olacaktır.

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
6 Yorum