1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kanuni ve yahya efendi’den…
Kanuni ve yahya efendi’den…

Kanuni ve yahya efendi’den…

Son zamanlarda bölgemizde yaşanan toplumsal çalkantılar ve sarsıntılar bir kere daha göstermiştir ki,lider ve yöneticiler için en büyük tehlikelerden biri, dostlarını kendilerinden uzaklaştırmaları ve 

A+A-

Son zamanlarda bölgemizde yaşanan toplumsal çalkantılar ve sarsıntılar bir kere daha göstermiştir ki,lider ve yöneticiler için en büyük tehlikelerden biri, dostlarını kendilerinden uzaklaştırmaları ve  “neme gerek” çi ilgisizlerle kuşatılmış olmalarıdır. Dışta  böyle de içte çok mu farklı? Elbette hayır. İçte de en üst yönetimlerden başlayarak en küçük yönetimlere kadar lider ve yöneticiler için de büyük tehlikedir dostları uzaklaştırma ve neme gerek’çilik. Hem sadece bu da değil. Belki bundan da tehlikelisi, uğradığı haksızlıkları, acı ve ızdıraplarını duyuramadığı için içine atan ve  “sadece sana Allahım, acılarımı, çaresizliğimi ve hüznümü sadece sana arz ediyorum” diyerek Adl-i İlâhî’ye sığınanların o sessiz iniltilerinin, omurgasız eyyamcıların alkışları arasında duyulmaz hale gelmesidir.. Lider ve yönetici akıllı ise akıllı dostları olmalı ki, ihtiyaç duyduğunda fikir ve destekleriyle yanında olsun, acı da olsa hakikati söylesinler. Ancak bunun için de önce, lider ve yöneticinin  kendisinin bu dostlarını yakın tutma niyet ve gayretinde olması gerekir. Omurgasız eyyamcılardan hangi devir ve toplumda hayır görülmüş ki bugün görülsün.

Neyse. Konuyu çok dağıtmadan  “ neme gerek!. ” çilikle  ilgili Kanuni ile süt kardeşi Yahya Efendi arasında geçen bir yazışma ve sonrasına bakalım. Kanuni Sultan Süleyman, ağabey diye hitap ettiği süt kardeşi meşhur alim Yahya Efendi’ye bir gün bir mektup yazarak: “Ağabey. Sen İlâhî sırlara vakıfsın. Allah sana özel lütuflarda bulunmuş. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir Devlet hangi halde çöker? Osmanoğullarının akibeti nasıl olur? Bir gün olur da izmihlale uğrar mı?.”diye sorar. Yahya efendinin cevabı kısadır: “ Neme gerek”   Kanuni bir şey anlayamamıştır. Yahya efendinin Beşiktaş’taki dergahına gider ve bu kadar önemsediği bir soruya Yahya efendinin verdiği bu cevaba hayretini ifade ederek hakikatini öğrenmek ister.  Yahya efendi de,” ben de senin bunu anlayamamana şaşarım”  der ve anlatmaya başlar: “Sultanım! Bir Devlette zulüm yayılsa,haksızlık şayi olsa,işitenler de neme lâzım deyip uzaklaşmaya başlasa,sonra koyunları kurtlar değil çobanlar yese,bilenler bunu söylemeyip sussa,fakirlerin,muhtaçların ve kimsesizlerin feryadı göklere çıksa, bunu da taşlardan başkası işitmese işte o devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır,halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider,halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir.” Kabul edelim ki,mektubun sadece devrinin Lider ve yöneticilerine değil, günümüz lider ve yöneticilerine de yol gösterdiği muhakkak. Lider ve yönetici önce etrafında etten duvar örmüş, bulundukları yere yemek borusu ile bağlı tufeylîlere dikkat etmeli. Sonra, çevresinin ama özellikle de dostlarının ciddî meselelere ne kadar ilgili davrandıklarına bakmalı. Zaman içinde Lider yada yöneticiden iyice ümidini kesmiş ellerini mi çekmişler, yoksa onlar da Lider ve yöneticinin dert edindiği milletin dertlerini dert mi  ediniyorlar.  Akıllı isen akıllı dostların olsun demişler, akıllı lider ve yöneticinin akıllı dostları olmalı. Dikkatli olmak gerek, kurt’un kuzuyu yemesi bir şekilde izah edilebilir de  çoban yerse fenadır,tehlike büyük demektir.

Bu haber toplam 1221 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.