1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Kanuni'den, Viyana Büyükelçimize!...
Kanuni'den, Viyana Büyükelçimize!...

Kanuni'den, Viyana Büyükelçimize!...

Kanuni Sultan Süleyman'ın Fransa Kralı François'e yazdığı mektup, bugün bile özgüvenimizi tazeliyor: ''Ben ki Sultan-ı Selatin ve burhalül havakin, Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve

A+A-

Kanuni Sultan Süleyman'ın Fransa Kralı François'e yazdığı mektup, bugün bile özgüvenimizi tazeliyor:

''Ben ki Sultan-ı Selatin ve burhalül havakin, Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun ve Karaman'ın ve Rum'un ve Vilayet-i Dulkadriye'nin ve Diyarbekir'in ve Kürdistan'ın ve Azerbeycan'ın ve Acem'in ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın ve Mekke'nin ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve külliyen diyar-ı Arab'ın ve Yemen'in ve daha nice memleketin sultanı ve padişahı Sultan Beyazıt Han oğlu Sultan Selim Han oğlu, Sultan Süleyman Han'ım. Sen ki Françe vilayetinin kralı Françeskosun.''

Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselme döneminin doruk noktası Kanuni Sultan Süleyman'ın Fransa Kralı'na hangi gözle baktığını; kendi haşmeti ve azameti karşısında Fransa Kralı'na '' sen ancak Fransa Vilayeti'nin Kralısın'' dediğini yeni yetişen kuşakların yüreğine belleğine bir özdüşüm olarak yansıtmamız, tarihsel özgüven duygumuzla kıvanç duymamız çok önemli.

Bu ifadeler sadece Fransa kralıyla sınırlı değil.

Kanuni'nin, Avusturya kralı Ferdinand için kullandığı üslupta çok çarpıcıdır ve tarihsel derinliğiyle gururumuzu okşamaktadır.

Yapılan antlaşmanın  birinci maddesi zaten her şeyi anlatıyor.

Aynen şöyle:

''Kral Ferdinand, Osmanlı padişahını baba bilecek, ancak kardeş diye hitap ettiği vezir-i azama eşit sayılacaktır.''

Nereden nereye?

Eski çamlar bardak olmuş.

Viyana Büyükelçimiz Ecvet Tezcan, bir Avusturya gazetesine verdiği demeçte (die presse), bu ülkede yaşayan Türkler'in ''gettolara'' itildiklerini söylemiş ve ''ötekiyle birlikte yaşamayı öğrenmek  zorundasınız'' demiş.

Ardından ilave etmiş:

'' Türkler Viyana'da konut için başvurduklarında hep aynı mahalleye gönderiliyorlar, sonrada gettolaşmakla suçlanıyorlar...''

Tezcan, onurlu ve erdemli bir uslupla yıllardır sürüp gelen haksızlığa ve farklı uygulamaya parmak basmış.

Görevinin gereğini yapmış.

Hepsi o kadar.

Her ne hikmetse, Tezcan'ın bu realist üslubu Avusturya'nın ilgili mahfillerinde tartışma konusu olmuş.

Ankara, Tezcan'ı ikaz etmiş.

Avusturya'nın diplomatik eksenli çevreleri de büyükelçimizin sözlerini ''profesyonellikten uzak'' diye tanımlamışlar.

Lafı eğip bükmeden; Yunus Emre'nin ''dergah''a 40 yol boyunca taşıdığı düz odun misali; '' Burasının manevi iklimine odunun bile eğrisi yakışmaz'' diyen bir kültürün, yiğit, erdemli ve onurlu bir temsilcisi O.

Bizde O'nunla gurur duyuyoruz!

Bu duygular içinde daha kıvanç ve sevinç dolu günler dileğiyle tüm okuyucularımın Kurban Bayramı'nı kutlarım.

Bu haber toplam 652 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.