1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kapatma cezası uygulanmalı
Kapatma cezası uygulanmalı

Kapatma cezası uygulanmalı

Kocaeli'nin özellikle Dilovası ilçesinde yaşadığı çevre sorunları son zamanlarda yine ulusal medyanın da konusu hâline geldi. Bilim adamları bölgede sanayi kuruluşlarından kaynaklanan çevre

A+A-

Kocaeli'nin özellikle Dilovası ilçesinde yaşadığı çevre sorunları son zamanlarda yine ulusal medyanın da konusu hâline geldi. Bilim adamları bölgede sanayi kuruluşlarından kaynaklanan çevre kirliliği ile ilgili insanları dehşete düşüren raporlar hazırlıyorlar.

İnsanları zehirleyen, kanser yapan kirlilik bir tarafa, geçen gün Otoyol'da meydana gelen zincirleme trafik kazası, yine bu bölgedeki bazı sanayi kuruşlarının bacalarından çevreye yayılan partiküllerin yolu kayganlaştırdığı, kazalara yol açtığı ve bu kazalarda insanların hayatını kaybettiğini ortaya çıkarttı.

İyi de bizim “Çevreci” geçinen yetkililerimiz ne yapıyor?.. İnsanların kanser riskini arttıran, bebeklerin daha anne karnındayken zehirlenmesine neden olan kirliliği yaratanlar; ya da otoyol üzerine ıslanınca yolu kayganlaştırıp, araçların kaza yaparak ölümlere neden olanlar belli değil mi?..

Hepsi belli. Hangi fabrikanın bacasından ne kadar zehir çıkıyor, hangisinin bacasından yola ne kadar kayganlaştırıcı sabun tozu yayılıyor ilkokul çağındaki çocuklar bile biliyor...

Koskoca bir bölgeyi doğrudan etkileyen, insanları amansız hastalıklara sürükleyip, çevreyi pervasızca kirleten bu tesislere ne yapılıyor?

Arada bir para cezası kesiliyor…

İyi de nereye kadar para cezası?

Aynı suçu yeniden işleyen fabrikaların kapanması gerekmiyor mu?..

Devletin ve kent yöneticilerinin elinde bu yetki var. Ama her defasında para cezası ile işi geçiştiriyorlar. Dev fabrikalar para cezasını ödüyor, kirletmeye devam ediyorlar.

Suçlu fabrikalardan birini 15 gün ya da bir ay kapatın. Bu işlemi yaparken de şart koşun, “Fabrika kapandı diye bir işçiyi işten çıkartırsan, bunun bedelini ağır ödersin” deyin.. Bakın hepsi bacalarına filtre takmıyor mu?. Hepsi, arıtma tesislerini tam kapasite ile çalıştırmıyor mu?..

Konu bu kadar basit. Ama yapamıyorlar. İnsanları zehirleyen, yolları kayganlaştıran fabrikalara üç-beş bin TL'lik para cezası dışında ceza veremiyorlar. Böyle yaptıkça insanlar kanserden, trafik kazasından ölmeye devam edecekler.

Yine “Zor bir yıl” senaryoları

Türkiye özellikle son sekiz yıldan beri, en azından geçmişe göre çok daha istikrarlı, güven veren bir ekonomik model üzerinde ilerliyor. Bütçe açığı kontrol altına alındı. Enflasyon tek hanelere indirildi. Bütün dünyada bankalar batarken, bizim bankalarımız sağlam ve güvenli.

Bu tabloya rağmen, belki geçmiş yıllarda çok çekmişliğimizin etkisiyle “Yeni bir kriz” paranoyasından ulusça hiç kurtulamadık.

Özellikle her yeni yıl başladığında ve her bir yıl biterken Türkiye ekonomisi için yeni kriz senaryoları üretilir, kulaktan kulağa da yaygınlaştırılır.

Şimdilerde yine böyle bir dönemden geçiyoruz. Dünyada global krizin etkileri bitmedi. Ham petrol fiyatları son aylarda öngörülenden çok daha hızlı yükseldi. Bu yıl içinde hem petrol fiyatlarında hem de özellikle temel gıda maddeleri fiyatlarında bütün dünyada hızlı artışlar öngörülüyor.

Petrol ve gıda fiyatlarında beklenenden hızlı artışların, bu iki temel üründe de ithalatçı konumunda olan Türkiye'yi çok sarsabileceği yönünde tahminler ve öngörüler var.

Merkez Bankası, ileride karşılaşılabilecek beklenmedik sıkıntılar için yeni önlemler alırken, son yıllarda büyük kârlar elde etmeye alışmış bankaların muslukları kısılıyor.

Haziran ayındaki seçimler nedeniyle, hükümetin hiç seçim ekonomisi uygulamayacağını, hiç fazladan harcama yapmayacağını öngörmek de fazla iyimserlik olacaktır.

Türkiye Haziran seçimlerinden sonra nasıl bir siyasi tablo ile karşılaşacak bu da çok net değil... AKP büyük farkla kazanırsa yeni bir Anayasal düzen tartışması, devlet başkanlığı tartışması başlayacak. AKP kaybeder ya da geriler de bir koalisyon zorunluluğu ortaya çıkarsa yine ekonomiye önemli yansımaları olabilecek.

Yani 2011 yılında da ayağı yorgana göre uzatmak, fazla açılmamak gerektiği şimdiden görülüyor.

Merkez Bankası Başkanı'nın ekonominin geleceği ile ilgili doğru kararlar aldığından kuşku duymuyorum. Ama ekonomi yönetiminde bir kaygının, ileriye dönük bazı endişelerin bulunduğu da bir gerçek.

Umarım bu endişeler de daha öncekiler gibi yersiz çıkar. Türkiye ekonomide çalkantılar yaşamadan 2011 yılını tamamlar.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.