1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Kar beklerken…
Kar beklerken…

Kar beklerken…

Moskova’da günler hem adamakıllı kısaldı hem de kararmaya başladı. Kış böyle buralarda. Bu coğrafyanın hali böyle. Günlük zorlukları bir yana, yaşamı, güneşi günlerce görmeden sürdürmek

A+A-

Moskova’da günler hem adamakıllı kısaldı hem de kararmaya başladı.

Kış böyle buralarda.

Bu coğrafyanın hali böyle.

Günlük zorlukları bir yana, yaşamı, güneşi günlerce görmeden sürdürmek hiç kolay değil.

Yaşayınca anlıyorsunuz.

Kuzeyli insanların neden çoğu zaman, neredeyse bir kimliğe dönüşmüş böyle depresif bir ruh halinde oldukları ve bize çok sıradan gelen insani renklere neden bu kadar yabancı oldukları böyle zamanlarda daha iyi anlaşılıyor.

Hiç kuşkusuz, iklime ve coğrafi nedenlere dayalı bu toplumsal depresyon hali, bir yandan da yaratıcılık için neredeyse sonsuz bir esin kaynağı olabiliyor.

Rus edebiyatının bu denli zengin, bu denli özgün, bu denli derin olmasında önemli etkileri olabilir.

Ama bu iklimde, en büyük ozanından en parlak dansçısına, en sıradan işçisinden en seçkin bilim insanına kadar hiç kimsenin, en sevinçli gülümsemesi bile, bakışındaki o yerleşik kederi, o ıssızlığı yok etmeye yetmiyor.

Kar muhtemelen o nedenle buralarda bambaşka bir anlam taşıyor.

Güneşin aylarca yüzünü göstermediği bu coğrafyada kar, karanlık kış boyunca, gündüzün ve gecenin her saatinde, yüreğinizin sıkıntılarından yıkanıp yeniden umut kuşanabileceği, tarifsiz güzellikler sunuyor.

Mevsim normallerine göre, bu günler kar günleri aslında.

Ama kar henüz ortada yok.

Bir iki kez yüzünü gösterip çekildi.

Tam şu sıralarda bekleniyor.

Bekliyoruz.

Hem güneş, hem de kar olmaması çok zor.

Yalnızca karanlığın tonları olarak beliren aydınlık durumu bir yandan, hava basıncındaki sert oynamalar diğer yandan, başka bir zamanda, başka bir gezegende sıkışmış gibi hissediyorsunuz.

Gerçekten bunaltıcı oluyor.

Kadınların bu ülkede bu denli güçlü, hayata bu denli egemen olmalarının nedenlerinden biri de bu olabilir mi acaba?

Yaşamın dayattığı tüm zorluklara, doğaları itibarıyla erkeklerden daha dayanıklı olmaları nedeniyle, erkeklerin daha çabuk oyundan düştüğü koşullarda, yaşamı tüm yüküyle sırtlayabildikleri için olabilir mi?

Kim bilir?

Belki uzmanlık alanı uygun biri için bir akademik çalışma konusu bile olabilir.

Belki de çoktan olmuştur.

Yahut da Çehov’a mı sorsak?

Hızlı bir Çehov eserleri taraması sonuç verebilir.

Gorki, Çehov için diyor ki:

"Yaşamdaki küçük olguların, önemsiz görünen küçük şeylerin trajik doğasını hiç kimse Çehov kadar açık anlatmamış, onun kadar derinlemesine sezmemiştir. Ve daha önce hiçbir yazar, orta sınıf yaşantısının donuk kaosu içinde, utançlı ve acınası olan her şeyi böylesine acımasız ve aslına uygun bir tablo halinde gözler önüne sermemiştir."

Evet, Çehov’a sorabiliriz.

Ama yine de önce biraz daha düşünelim.

Dersimize biraz daha çalışalım.

Öyle hemen kolayına kaçmamak lazım.

Kadınların gücünü tek başına iklime bağlamak çok haklı olmayabilir.

Bu ülkede erkek olmak da hiç kolay değil.

Yolsuzluğun yıktığı sosyalist düzenin yerine gelen yeni sistem, yani kapitalizm, daha az yolsuzluk vaat etmediği gibi, hiç de daha adil görünmüyor.

Işıklı gecelerin arka planı çok da mutlu fotoğraflar vermiyor.

Büyüyen işsizlik, giderek düşen ücretler, hızla yükselen fiyatlar bize hiç yabancı değil, ama buralarda yeni tanışılıyor.

Bu koca toplumun, yaşadığı büyük çöküşün ardından dört elle sarıldığı bu yeni düzene duyduğu güven, yerini, giderek derinleşen bir hayal kırıklığına bırakıyor.

Yeni dünya düzeni, elini kaptığı Rusya’nın kolunu da, kafasını da, gövdesini de götürme derdinde.

Burada da toplumsal tasarım, başka “gelişmekte olan ekonomi”lerden farklı değil.

Yıkım, ekonomiyle sınırlı değil.

Toplum yeni Çehov’lar yetiştiremiyor örneğin.

Sabahtan beri yağan yağmur kesildi.

Rüzgar başladı.

Sert esiyor, kar getirebilir.

Görüp öğreneceğiz.

Anlamak zor değil aslında.

İlk sokak köşesine kadar yürüyorsunuz.

Eğer kar temizleme araçları sokak köşelerini tutmaya başlamışsa, sabahı bulmaz yağmaya başlar.

Yarın bembeyaz bir güne uyanırız.

Hoş olur.

Pek hoş olur…

Bu haber toplam 729 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.