• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Kocaeli 18 °C

Karanlık bir mezardan çıkmıştı, karanlık bir el tarafından çalındı

Ali GÜNDOĞDU

Antik çağdaki çok tanrılı din, günümüz semavi dinlerinden çok daha farklı özelliklere sahipti. Bu farklılık en çok ölü gömme adetlerinde görülmekteydi. Antik dünya insanı tıpkı günümüz semavi dinlerinde olduğu gibi öteki dünya yaşamına inanmaktaydı. Ancak günümüz inançlarından farklı olarak antik dinlerde öbür dünyada kullanabilmesi için ölünün yanına şahsi eşyaları, mücevher ve takıları, elbiseleri, yiyecek içecek, kap kacak ve çeşitli kullanım eşyaları da konulmaktaydı. Fotoğraftaki iskeletin sağlığında çok zengin ve muhtemelen kraliyet ailesinden olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü eller kraliyet sembolü olarak göğüse toplanmış ve sağ elde altın bir asa tutmaktadır. Bunun dışında ise üst kollarda altın bilezikler, saç süsleri, elbisenin altın süs ve tokaları görülmekte, iskelet çevresinde ise kullanım eşyalarına yer verilmektedir. Bu ve buna benzer hatta bundan çok daha görkemli antik mezarlar İzmit ve çevresinde çok sayıda bulunmaktadır. Çünkü eski adı Nikomedia olan İzmit kenti antik dönemde Roma imparatorluğuna başkentlik yapmış ve nüfusu 200 bine yaklaşan bir metropol kentiydi. Ancak ne yazık ki bölgemizde yanlış politikalar nedeniyle arkeolojik çalışmalara önem verilmemiş, inşaat faaliyetlerinin ve kaçak kazıların yoğunluğu nedeniyle sayısız antik eser ve mezar ya yok edilmiş veya çıkar amacıyla yağmalanmıştır.
25 yıl kadar önce Ramazan ayı idi… İftar topu patladı. İzmit Müzesinin teşhirdeki cam muhafazalarından biri kırıldı, şangırtıyı kimse duymadı. Bir el, cam parçaları arasından uzanarak paha biçilmez altın gerdanlığı oradan alıverdi…
Mehmet Ali Önel’i tanır mısınız? Başarılı bir gazetecidir. 1995 yılında İzmit'e gelmişti. O dönemde Uğur Dündar'ın Arena ekibinde yer alıyordu. Ben ise Kocaeli Gazetesi'nin Genel Yayın Müdürüydüm.
Elindeki gazeteyi önüme koydu.
Rahmi Turan yönetimindeki Meydan gazetesinin birinci sayfasında koca bir fotoğraf yer alıyordu.
Fotoğrafta Zeynep Özal gülümsüyor...
Fotoğrafın altında "Zeynep Hanımın göz kamaştıran antik görünümlü gerdanlığı" ibaresi var.
Mehmet Ali, bu fotoğraftaki gerdanlığın bana bir şey çağrıştırıp çağrıştırmadığını sordu.
Söylemek istediğini hemen anladım.
"Bu çok nazik bir konu" dedim, "Kanıtlaman imkansız..."
Mehmet Ali, "Bu gerdanlık, o gerdanlık mı" diye sordu.
"Benziyor gibi, ama o değil" diye üsteledim.
"Peki, o gerdanlığın fotoğrafını nasıl bulabiliriz" diye tutturdu...
Mehmet Ali Önel'i büyük bir heyecanla İzmit'e getiren konu, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın kızı Zeynep Özal'ın boynundaki gerdanlıktı.
O gerdanlığın, o tarihten birkaç yıl önce İzmit Müzesi'nden çalınan Helenistik döneme ait som altından takım olabileceğini düşünüyordu. Eğer öyleyse, al sana bomba haber!
Ama ben emindim; Zeynep Özal'ın boynundaki gerdanlık, bizim müzeden çalınan gerdanlık değildi.
Mehmet Ali Önel, ille de çalınan antik gerdanlığın fotoğrafını görmek, ikisini karşılaştırmak istiyordu.
İzmit'teki bir inşaat hafriyatı sırasında büyük bir tesadüf eseri bulunan ve her nasılsa cebe indirilmeden İzmit Müzesi'nde teslim edilen Helenistik döneme ait gerdanlık, paha biçilmez bir eserdi. Küpeleri ve alınlığı da bulunuyordu. Nikomedya Kraliçelerinden birine ait olmalıydı… Belki, Kral Nikomedes’in eşlerine aitti…
Gerdanlık, Müzeye teslim edildiğinde gazetede manşet olmuştu.
Ancak bir süre sonra esrarengiz bir soygun oldu ve müzeden sadece o parça çalındı.
Dönemin Müze Müdürü Kemal Can'ın bu olaydan sonra Japonya'nın başkenti Tokyo'da “Kültür ataşesi” gibi bir unvanla görevlendirilmesi de çok tartışılmıştı.
Bütün bu gelişmeleri ayrıntılarıyla biliyordum.
Ama Zeynep Özal'ın boynundaki gerdanlığın, modifiye edilmiş bile olsa, o gerdanlık olmadığına emindim.
Zaten antik bir eser, modifiye edilirse değerini tümüyle yitirir, sıradan bir altın parçası olur, hurda altın değerine alıcı bulur. Sadece orijinal hali, çok para eder, bir servet sahibi olabilirsiniz.
Ancak, devletin envanterine girmiş, interpol arşivine fotoğrafı gönderilmiş çalıntı bir eserin uluorta gösterilmesi, aksesuar olarak boyunda taşınması falan söz konusu bile değildir.
Bunları Mehmet Ali Önel'e anlattım. En küçük bir hatasında başının çok büyük derde gireceğini söyledim.
Gazetenin arşivinde saatlerce uğraşıp, soygun tarihinden önceki tüm gazeteleri tek tek kontrol ederek, Helenistik altın gerdanlığın fotoğrafını bulduk.
Meydan gazetesindeki fotoğrafla yan yana koyduk.
Kesinlikle aynısı değildi...
Mehmet Ali Önel'in o anda yüzüne dikkatlice baktım. Adeta çökmüştü...
Belli ki, büyük umutlarla İzmit'e gelmişti ve İstanbul'a, Uğur Dündar ustasının yanına eli boş dönecek olmanın ezikliğini yaşıyordu...
Üzülme dedim, aynısı çıkmaması daha iyi, bu işin altından kalkmak zor olurdu diye teselli ettim.
Aradan yıllar geçti. O paha biçilmez Helenistik altın gerdanlığın izine hiçbir zaman rastlanamadı.
Sadece onun mu?
İzmit Müzesi’nden daha sonra, bir Ramazan günü iftar topu patladığında kırılan cam muhafazadan çalınan Helenistik dönem altın kral ve kraliçe yüzükleri de hiçbir zaman bulunamadı.

mez1.jpg

Bir kadına ait Antik Yunan mezarı. M.Ö 300-350 civarı. Sofya Müzesi

 

Bu yazı toplam 2574 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37