1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Karayolu ile ulaşım artık mantıklı değil
Karayolu ile ulaşım artık mantıklı değil

Karayolu ile ulaşım artık mantıklı değil

Türkiye otomobil satışları ile övünüyor. Bankalar, her isteyene kredi veriyor. İnsanlar, ayaklarını yorganlarına göre uzatmayı bilmiyor. Fabrikalar araba üretiyor Türkiye dünyanın her yerinden araba

A+A-

Türkiye otomobil satışları ile övünüyor. Bankalar, her isteyene kredi veriyor. İnsanlar, ayaklarını yorganlarına göre uzatmayı bilmiyor. Fabrikalar araba üretiyor.. Türkiye dünyanın her yerinden araba ithal ediyor.

Türkiye’de araba sayısı hızla artıyor. Demiryollarımız yetersiz. Denizi zaten kullanamıyoruz. Hem yolcu nakli, hem yük nakli karayolunun üzerine yığılmış durumda. Ama yollar yetmiyor. Üstelik ülkemizde sürücüler kurallara uymuyor. Denetim yapılmıyor.

Karayollarında masum insanlar, suçu olmayan, kurallara uyan insanlar feci şekilde hayatlarını kaybediyorlar. Otoyol’da İstanbul yönüne giden TIR, aşırı hız nedeniyle kontrolden çıkıp, Ankara’ya gidiş yönüne giriyor, içinde 5 kişinin bulunduğu otomobili altına alıp, hepsini parçalayarak öldürüyor.

AKP iktidarı döneminde gerçekten çok duble yol yapıldı. Ama hepimiz görüyoruz ki, kazalar azalmadı. Bu şekilde trafik yükü arttıkça,  Türkiye’de sürücüler kurulları hiçe saydıkça azalmayacağı da açıktır.

Son zamanlarda özel aracınızla İstanbul’a gittiniz mi bilmiyorum. Gittiyseniz, bu bunaltan sıcakta İstanbul yolculuğunun ne büyük çile olduğunu görmüşsünüzdür. Otoyolda onarım var. Uyanıklık yapayım,  D-100’e çıkayım derseniz, bu da işe yaramıyor.

Sıcak havada saatlerce arabanın içinde bekliyorsunuz.

Öğrenci olduğum yıllarda, 1980’lerin başında hergün otobüsle İstanbul’a gidip gelmek zorundaydım. Otoyolun yapılamayan tek yeri Hereke bölgesiydi. Hergün, sert kayadan oluşan, denize kadar inen tepecikleri dağıtmak için dinamit atılırdı. Saatlerce yolda beklerdik. Şimdi otoyolda daha çok bekleniliyor. D-100 hep tıkalı.

Türkiye’nin insan ve yük taşımada karayoluna mahkumiyetini artık sonlandırmak lazım. 1980’li yıllarda İstanbul-İzmit arasındaki otoyol tamamlandığında, tek tük araba geçerdi. Şimdi otoyol şehiriçi caddeleri gibi. Kuzey Marmara Otoyolu yapıldığında sorun azalmış gibi görünecek. 5-10 yıl sonra o yol da bitmeyecek. Karayolu ulaşımı pahalı. Üstelik çok zaman kaybediliyor. En önemlisi artık çok riskli ve tehlikeli.

AKP’nin demiryolu konusunda önemli çalışmaları, ileriye yönelik projeleri var. Ama demiryolu işi, uzun vadeli iş. Kısa vadede denizyolunu daha iyi kullanmamız gerekiyor.

Büyükşehir Belediyesi, büyük paralar harcadı. Gitti Norveç’ten deniz otobüsleri aldı. Ama aradan bunca yıl geçti, hala İzmit Körfezi’nde deniz ulaşımı yerli yerine oturmadı. Hafta sonları İstanbul Boğazı’na mehtap turları, İstanbul Adalar’a keyif turları var. Ama hala İzmit Körfezi’nde Halıdere’ye vapur uğramıyor. Hala, Deniz İşletmesinin bir gün uyguladığı program, ertesi gün aynen uygulanamıyor.

Körfez’in iki yakası arasında deniz ulaşımını mutlaka yerleştirmek lazım. İzmit-İstanbul arasında denizden yolculuğu mutlaka programlamak lazım. Hatta İzmit’ten İstanbul’a  özellikle kamyonları, TIR’ları taşıyacak feribotları çalıştırmayı düşünmek lazım.

Misal, Eski Gölcük Yolu kenarına-nasıl olsa Kuş Cenneti falan kalmadı- büyük bir feribot iskelesi yapılabilir. İstanbul’a yük götüren, Anadolu’dan gelen kamyonlar, buradan feribota konulup, Haydarpaşa’ya, Bostancı’ya, hatta Zeytinburnu’na indirilebilir. Kamyoncunun da işine gelir.

Bakan Ergün’ün söz verdiği gibi  28 Haziran’da açılamadı ama, herhalde artık bugün yarın  İzmit’in sivil havaalanı da açılmış olacak.

Yerel şirketler kurmak, Büyükşehir bünyesinde bir şirket kurmak düşünülebilir. Küçük, güvenli, pratik birkaç uçakla filolar kurulabilir. Mevcut şirketlerin hiç birinin İzmit-İstanbul arasında uçak seferi yapacağını sanmıyorum.

Cengiz Topel’den Sabiha Gökçen 15 dakika, Yeşilköy Atatürk Havaalanı taş patlasın yarım saat sürer.

Ama ihtiyaç haline geldi. İzmit-İstanbul arasında ulaşım durma noktasına geldi. Geçen gün, bir ahbabım, Atatürk Havaalanından saat 13. 00’de kalkan uçakla yurt dışına uçacaktı. “Ne olur, ne olmaz” dediler. Sabah saat 08. 00’de İzmit’ten kendi arabaları ile yola çıktılar. Yurt dışına gidecek uçağa binmek için, en az 2 saat öncesinden havaalanında olmak lazım. Saat 08. 00’de özel arabaları ile İzmit’ten çıkan ahbaplarım, Atatürk Havaalanına vardıklarında, az kalsın binecekleri uçağı kaçırıyorlardı.

İzmit’ten Atatürk Havaalanına uçak seferi olsa, “Taksi uçak” modeli kullanılsa, eminim uçaklar giderken de, dönerken de hep dolu olacaktır.

Bir de demiryoluna mutlaka ağırlık verilmeli. Hızlı Trenden umutluyum. Ama yetmez. Özellikle yük taşımasında, otomobil, tomruk taşımasında,  Anadolu’dan, İstanbul’a meyve, sebze taşımasında mutlaka demiryolunun ağırlıklı olarak kullanılması gerekiyor.

Önümüz Ramazan.. Karayollarında kazalar artacak. Şimdiden yazıyorum; bayram ertesi büyük tatil dönüşünde, ne D-130, ne D-100, ne TEM otoyolu kalacak. Araçlar kilitlenecek. Hareket edemeyecekler. İzmit perişan olacak. İzmitli İstanbul’a; İstanbullu İzmit’e ulaşamayacak. Hala arabası olmayanlara tavsiye ederim, hiç heveslenmeyin..

Arabası olanları da uyarıyorum.. Birkaç yıl sonra bu ülkede, özellikle bu bölgede arabanızla gidecek yol bulamayacaksınız..

Bu haber toplam 1338 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.