• BIST 97.890
  • Altın 145,753
  • Dolar 3,5793
  • Euro 4,0024
  • Kocaeli 20 °C

Kartepe’ye teleferik olmalı

İsmet ÇİĞİT
Hafta sonunda bölgemizden bir soğuk ve kar havası daha geldi geçti.. Dönüp baktınız mı, bilmiyorum; Samanlı etekleri bembeyaz gelinliğini giymiş, mükemmel gözüküyordu.
Kartepe’de bir otel yapılsın, bölgenin turizm potansiyeli değerlendirilsin diye yıllarca uğraşmış, yazıp çizmiştik. Bu kentin eski, bence çok önemli politikacısı Osman Pepe’nin Orman bakanlığı döneminde, Kartepe’deki yatırım gerçekleşti. Hoş, biz İzmitliler pek gidip gelemiyoruz. Bunca yıldır, Kartepe zirvesine birkaç kez çıktım. Zaten kayaktan falan anlamam. Ama bu mevsimde, o Samanlı eteklerini bembeyaz görünce içim gidiyor. 
Bizim şehrimizin önemli eksiği teleferiktir. Aslında İzmit’te şehir içi ulaşım için de teleferik şart. Hatta, tramvaydan önce bu şehirde Kuzey-Güney ulaşımı için teleferik yapılması gerektiğini yıllardır yazarım. Bırakın İzmit içinde ulaşım için, Umuttepe ulaşımı için teleferik yapmayı, Kartepe gibi bir kış tatil merkezi için hala teleferik yapılmamış olmasını kabul edemeyiz.
Yıllar önce Katepe’nin teleferiği Arslanbey’den mi, Derbent’ten mi, Suadiye’den mi olsun diye tartışıp durmuştuk. Ne kavgalar çıkmıştı.  Ne teleferik ayağının yerini belirledik, ne teleferik yaptık.
Osman Pepe ile, dönemin valisi Erdal Ata’nın işbirliğinde zirve için çok güzel bir yol yapıldı. Ama Kartepe zirvesinin hali belli olmuyor. Bazen müthiş bir sis kaplıyor. Yol ne kadar güzel olursa olsun, kışın buz-kar risk yaratıyor. Bir teleferik şart. Kartepe zirvesine ulaşım için teleferik olsa, günü birlik ziyaretler artar. Bursa’da var. Dünyanın bütün diğer ülkelerindeki kış tatil merkezlerinde var. Teleferik sistemi yapmak atla deve değil. İrade gerekiyor. Büyükşehir yapamadı. Sözde Kartepe Belediyesi, Sapanca Gölü’nün karşı kıyısından Kartepe’ye teleferik yapacaktı. Ortada bir şey yok.. 
Bu şehrin turizm potansiyellerinde kış-yaz yılın 12 ayı Kartepe zirvesinin çok önemli bir yeri var. Ama önce bir teleferik hattı kurmamız lazım. Neden bunca yıldır bu kent bu sorunu çözemedi hala anlayamıyorum.


*Gölcük’teki okul hamlesi
İlimizde eleştiriye açık pekçok hatalı iş yapıldığı gibi, gerçekten önemli işler de yapılıyor. Bu yıl, devlet ilimizde eskimiş okul binalarının yerine yenilerini inşa etmek için büyük bir hamle başlattı. Özellikle Gölcük’te 8 yeni okul binası yapılıyor.
İhaleler tamamlandı. Eski yetersiz kalan okul binaları yıkılıyor, yerlerine yeni pırıl pırıl okul binaları yapılacak. Gölcük’te hedef, tamamen tekli eğitime geçebilmek.  Bakan Fikri Işık, eğitim yatırımlarını çok yakından takip ediyor. Hafta sonunda Gölcük’te incelemeler yaptı, bir bakıma 8 yeni okul binasının inşaatını başlattı. 
Yapılan iş, önemli ve büyük bir iştir. 17 Ağustos 1999 büyük felaketinin merkezi Gölcük’te eğitim tamamen yenilenen binalara taşınmak üzeredir. Ama burada asıl önemli olan, başlayan bu yatırımları zamanında bitirebilmektir. Gölcük’teki 8 okul binasının önümüzdeki eylül ayına kadar tamamlanması, yeni eğitim döneminde hizmete açılması lazım. Aksi halde, eski binalar da yıkılmış olduğu için, ilçede ciddi bir sıkıntı yaşanabilir. Eğitimde birkaç aylık kayıp bile, çocukların akranlarından çok geri kalmasına neden olabiliyor.
Benim kurkum, başlayan işlerin zamanında bitmiyor olmasındadır. Bakan Işık’ın bir sözü var, “Başlayan her iş biter. Türkiye eski Türkiye değil. Hiçbir iş yarım kalmaz” diyor. Doğru, başlayan işler bir gün mutlaka bitiyor. Ama bazıları çok geç bitiyor. Özellikle eğitimin böylesi gecikmelere tahammülü yok. Gölcük’teki 8 yeni okul binasının inşaatları çok yakından takip edilmeli ve mutlaka önümüzdeki eğitim yılına yetişmesi sağlanmalıdır. 

*Bir eksik kaldı: Danışma Meclisi 
CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay, 25 Aralık’ta aslında pek hoş olmayan bir il kongresi ile göreve başladı. Kimsenin geçerli mazereti yok. CHP İl Kongresinde en azından kurultay delegeliği seçimi  “Çarşaf liste” yöntemiyle yapılmalıydı. Buna cesaret edemediler, kongrenin önemini de, geçerliliğini de zedelediler.
Ancak, iki haftadır CHP Kocaeli örgütünde Cengiz Sarıbay tecrübesinin, Sarıbay ağabeyliğinin izlerini görebiliyoruz. CHP örgütü, önce ilçe yöneticilerini Otel Asya’da topladı. Geçtiğimiz pazar günü de CHP’li Belediye Meclisi üyeleri ile örgüt yöneticileri Teona Otel’de bir araya geldiler, bir bakıma yüzleştiler.
Uzun süredir CHP örgütlerinde böyle toplantılar yapılmıyordu. CHP’lilerin pazar günü evlerinden çıkıp, bir salonda bir araya gelmeleri bile önemlidir. Sarıbay, hiç değilse bunu sağladı. 
Ama ilimizde CHP örgütlerinin daha yapması gereken çok şey var. Hedef 2019’sa, önce parti içinde gerçekten birliği, kardeşliği yakalamak gerekiyor. Çok fazla kırgın, küskün insan var. Bu kentte CHP rozeti ile geçmişte çok önemli görevler üstlenmiş, şimdilerde kendilerini dışlanmış hisseden insanlar var. İl Başkanı Sarıbay, mutlaka bir genişletilmiş Danışma Meclisi toplantısı düzenlemelidir. Dileyen her partiliye açık, dileyen herkesin belli sürelerde söz alıp konuşabileceği bir büyük toplantıya ihtiyaç var. Kapansın bütün CHP’liler bir salona. Herkes eteklerindeki taşları döksün. Herkes birbirinin yüzüne  içinde birikenleri söylesin..
Böyle bir toplantı gerçekleşmeden, CHP’de işlerin yoluna girmesini beklemek bence biraz hayaldir. 

*Valilik köprüsü çok uzamadı mı?
Hep yazıyorum. Kızanlar oluyor. Umurumda değil. Bu şehirde başlayan işler, zamanında bitmiyor. 
D-100 karayolu üzerinde, yeni Valilik binası önünde Büyükşehir Belediyesi, yeni bir yaya üst geçidi yapıyor. Aslında bu yaya üst geçidinin, yeni Valilik binaları hizmete girmeden önce yapılması lazımdı. Zaten çok geç başladı. Geçen aralık ayında köprü inşaatını Büyükşehir Genel Sekreteri Büyükakın ile birlikte geçmiştik. Bana söylenen “Şubat ayı başında, yayalar bu köprüden geçmeye başlayacak”  vaadiydi.
Yürüyen merdivenler, asansörler yurt dışında yapılıyordu. Belki bunlar biraz gecikir, mart ayına sarkabilirdi ama, köprünün merdivenli geçişi şubat ayı başında başlayacaktı. 
Aslında bu yaya köprüsünün inşaatı, benim beklediğimden çok daha başarılı yürütüldü. D-100’de, yan yollarda çalışmalar gece yarısı ile sabah arasında yapıldı, trafik çok olumsuz etkilenmedi. Kısa sürede Köprünün ayakları dikildi, tabliyeleri döşendi, halatları çekildi. Ama sonra iş durdu. Uzun süredir bir şey yapılmıyor. Şubat ayı başladı, ilerliyor. Hala yaya köprüsünün merdivenleri yok.
Bu köprü yayalara açılacak, aynı yerdeki köhne, yıkılmak üzere olan eski köprü yıkılacak. Başladı bir iş, bitsin artık. Bu şehirde bir iş, başladığı zaman taahhüt edilen tarihte bitsin.. Valilik önündeki yaya üst geçidinin inşaatı da gerekenden fala uzadı. Yürüyen merdivenler gelene kadar yürümeyen merdivenleri yapın da şu köprüyü açın artık. Bir tarafta muhteşem valilik binaları, önünde eski, üfleseniz yıkılacak bir yaya köprüsü. Yakışıyor mu?

*Ben “Kurgu-senaryo” diyenlerdenim 
Cumartesi günü gecesi.. Maçlar bitmiş, ben yatmışım.. Hane halkı, gece yarısından sonra başlayan Okan Bayülgen’in “Dada” isimli programını izliyor.
Rahmetli Cenk Koray’dan buyana,  Türk televizyonlarında  bu tür  sözde “Talk Show” programlarını izlemiyorum. Yapmacık geliyor. Özellikle Okan Bayülgen’in programlarının baştan sona bir senaryo üzerinde kurgulandığını düşünüyorum. Oysa, “Talk Show” dediğiniz programlarda her şeyin spontone olarak gelişmesi gerekir.
Neyse, birkaç hafta önce, Beyazıt Öztürk’ün programında canlı yayın telefon krizi yaşanmıştı. Güneydoğu’dan aradığını, öğretmen olduğunu söyleyen genç bir kadın telefonda o bölgedeki savaşı anlatınca, Beyaz’ın ve programı yayınlayan televizyon kanalının başı derde girmişti.
Cumartesi gecesi, uykumun ilk 3-4 saatlik bölümünden sonra,  gecenin geç vakti uyanıp, bir sigara yakmaya kalktığımda, hane halkı  televizyon başında  Okan’ın Dada’sını konuşuyordu. Beni oturttular. Programı bir yandan kayda alıyorlarmış.  Kaydı izlettiler. Okan Bayülgen saçma sapan bir şeyler konuşurken, birden kadrajın içine genç bir kadın giriyor. Üstündeki kazağı sıyırıp, çıkartıyor. İç çamaşırı üzerinde. Zaten yeni bir hamle yapmadan, hiç ağzını açmadan Okan üstüne atlıyor. Hemen kenarda bir ceket hazır. Kadının üzerine giydiriliyor. Bir daha o genç kadının görüntüsü hiç ekrana gelmiyor. Derken Okan Bayülgen genç kadını giyinik şekilde karşısına alıyor, bol bol nasihat ediyor. Kendisinin aslında ne kadar demokrat olduğunu, ama bir eğlence programı yaptığını ve bu programda siyasi eyleme izin veremeyeceğini, aksi halde kanalın çok ağır cezalar alacağını anlatıyor.
Protestoya gelen genç kadın süt dökmüş kedi. Hiç ağzını açmıyor. Görüntüleri izler izlemez, “Bu bir kurgu, senaryo” dedim. Evdekiler bana çok kızdı, “Sen zaten Okan’ı kıskanıyorsun” oldum. Şimdi sosyal medya bu olayı tartışıyormuş. Benim gibi pekçok kişi kurgu olduğunu düşünürken, Okan Bayülgen hayranları, “Okan büyük adam. Nasıl durumu kurtardı” diye övgüler yağdırıyormuş. 
Bizim televizyon kanallarımızdaki programlara, hele Talk Showlara hiç inanmayın sevgili dostlar. Bu ülke öyle bir hale geldi ki, spontone hiçbir şey yapılmaz. Bütün hayatımız, bir senaryo kalıbı içine sokuldu ve herkesin bunu yediğini sanıyorlar.

*Yeraltı konteynerleri iyi bir başlangıç
İzmit Belediyesi, şehrin muhtelif yerlerinde 101 adet yer altı çöp konteynerini yerleştirdi. 
Günümüz dünyasında şehirlerde çöpleri toplamanın en vahşi yöntemi, bizdeki çöp konteyneri sistemidir. Aslında evsel çöplerin mutlaka geri dönüşüm için ayrıştırılması gerekir. İzmit’te bunu yapamadık.  Çöp konteyneri sistemi yerine, insanların evlerinin veya işyerlerinin önüne çöplerini belli saatlerde çıkartıp koyduğu, çöp kamyonlarının da her gün aynı saatte kaldırım üzerinden bu torbaları aldığ3ı sistem de konteyner sistemine göre çok daha çağdaş ve geçerli yöntemdir. Ne yazık ki, bu sistemi de denedik, ama yapamadık. İnsanlar,  günün her saatinde çöplerini getirip, kaldırım üzerine attı. Bu nedenle konteyner sistemi devam ediyor.
Kaldırım kenarlarına konan kırık dökük metal konteynerler, bu şehrin önemli ayıplarından biridir. Boşaltılması sırasında çıkan gürültüsünü bir kenara bırakın. Bu konteynerler sokaklarda yer işgal ediyor. Pislik nedeni oluyor. Şimdi İzmit’e yerleştirilen 101 yeraltı konteyneri bir başlangıç. Aslında çöp konusunda birkaç yıl içinde yapılması gereken çok iş var.  Mutlaka geri dönüşüm sistemini kurmayıyız.  Yeni depolama alanları, yeni çöp imha  tesisleri kurmak zorundayız. Aksi halde, birkaç yıl sonra bu şehir çöpler içinde yaşamak zorunda kalacaktır.
İzmit Belediyesi’nin koyduğu yeraltı konteynerleri bir başlangıç. Tabii, kent halkının da bunları koruması, kollaması gerekiyor. Belki de çok uzak olmayan bir gelecekte, çöp sistemi tamamen bu yeraltı konteynerlerine dönecek, buraya atılacak çöpler, imha edilip, kanalizasyon sistemine verilecek. Ama bundan önemlisi, biz bu şehirde mutlaka çöpten geri kazanım işini bir sisteme bağlamak zorundayız. Bunu yapamazsak, İzmit için modern bir kent, temiz bir kent deme şansımız hiçbir zaman olmayacaktır. 


*Ben anlamadım, siz anladınız mı?
CHP yeniden kendi içine döndü. Bir süredir, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın partiden ihraç edilip, edilmeyeceği konuşuluyor. 
Türkiye yanıyor. Türkiye cayır cayır yanıyor. CHP Parti Meclisi, “Aylin Nazlıaka ihraç edilsin mi, edilmesin mi?” diye toplanıyor. Bir “Atatürk portresi” meselesi var. Sözde, milletvekili Aylin Hanım, CHP’li bir milletvekilinin Meclis’teki odasına girmiş, Atatürk portresinin yerinden alındığını görmüş. Sonra bunu bazı milletvekili arkadaşları ile paylaşmış. Olay hangi CHP’li vekilin odasındadır, sonunda o Atatürk posteri yerine asılmış mı, asılmamış mı, bunlar bile belli değil.
Günlerdir devam eden  Aylin Nazlıaka tartışmalarından ben hiçbir şey anlamadım. Sonunda Parti Meclisi, Aylin Hanım’ın tedbirli olarak Disiplin Kurulu’na sevkine karar vermiş. Herhalde CHP’den istifa edilecek. Hani basit meseleler için “İncir çekirdeğini bile doldurmaz” derler ya, tam öyle bir mesele. Hala, “Atatürk fotoğrafı” üzerinden siyaset yapıyor olmak CHP’nin bir ayıbıdır. CHP’de ne ayıplar gerçekleşti. Ne ihanetler gördü bu parti. Hiç biri cezalandırılamadı. Şimdi duvardaki bir Atatürk fotoğrafı yüzünden, CHP’deki en düzgün, ne zarif milletvekillerinden biri partiden ihraç ediliyor. 
Ben bu işten hiçbir şey anlamadım. Anlayan varsa, bana anlattın. CHP de artık hala “Atatürk portresi” üzerinden siyaset yapmayı bıraksın.
Bu yazı toplam 659 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37