1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. KAYBETTİĞİNDE DEĞİL, VAZGEÇTİĞİNDE YENİLİRSİN 
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

KAYBETTİĞİNDE DEĞİL, VAZGEÇTİĞİNDE YENİLİRSİN 

A+A-

Sevdiği kıza kavuşamadığı için bulunduğu kasabayı terk edip çekip gitmek isteyen gence bilge bir zat sorar ?
-Mecnun Leyla’sından vazgeçti mi ?
-Hayır
-Kerem ateşten kaçtı mı ?
-Hayır
-Ferhat dağları delmekten korktu mu ?
-Hayır
-Ya Kocadağlı Ahmet ?
-Delikanlı bir süre susup düşündükten sonra !
-Onun adını hiç duymadım efendim deyince ,
-Bilge zat
-Tabi duymazsın çünkü o vazgeçti demiş.
 -Şimdiki gençlere çok şaşıyorum .Hayatın her alanında önlerine çıkan ufacık bir engelde hemen hayata küsüp mücadeleden vazgeçiyorlar.Yanlız şunu hiç unutmayın ki hayat engelli bir koşu gibidir.Bu uzun maraton koşusunda bazen durup dinlenebilirsiniz ama  koşuyu terkedip vazgeçemezsiniz tamamlamak zorundasınız.Bakın şimdi size bir annenin kızına verdiği hayat dersinden bahsedeyim.
Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden; Her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu.
Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.
Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mutfakta iyi bir aşçı olan annesi, ona bir hayat dersi vermeye karar verdi. 
Bir gün  kızını  evin mutfağa çağırdı.
Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, Bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemesini  söyledi.
Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu.
Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.
Annesi onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi.
Yirmi dakika sonra, anne cezvelerin altındaki ateşi kapattı.
Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu.
İkincisinden yumurtayı çıkardı.
Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu: "Ne görüyorsun ?"
"Patates, yumurta ve kahve" diye alaylı bir cevap verdi kızı.
"Daha yakından bak bir de" dedi anne , "patatese dokun."
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
"Ayni şekilde, yumurtayı da incele". Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme  yayıldı.
Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı "Bütün bunlar ne anlama geliyor anne? "
Annesi, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de ayni sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı.
Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı farklı tepkiler vermişlerdi.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.
Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurta sertleşmiş  ve  katılaşmıştı.
Ancak kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya  tamamen yeni bir şey çıkmıştı.
"Sen hangisisin" diye sordu kızına.
"Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?"
"Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin?"
"Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracakcaksın? "
"Yoksa, Kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin " Ya siz hangisisiniz arkadaşlar.                                           
Herkese iyi pazarlar.
 

Bu yazı toplam 2237 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum