1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kaynaklarımız
Kaynaklarımız

Kaynaklarımız

Son yıllarda neo-liberalist teorisyenler şunu SAVUNMAKTALAR: Ünlü meteorolog Edward Lorenz'in hava tahminlerine dayalı ''kelebek etkisi'' diye tarif edilen çarpıcı bir teorisi var. Buna göre '' kelebe

A+A-

Son yıllarda neo-liberalist teorisyenler şunu SAVUNMAKTALAR:

Ünlü meteorolog Edward Lorenz'in hava tahminlerine dayalı ''kelebek etkisi'' diye tarif edilen çarpıcı bir teorisi var.

Buna göre '' kelebek etkisi, bir sistemin girdilerindeki küçük değişikliklerin, çıktılarında büyük ve öngörülmez değişikliklere yol açtığına dair bir teori(faraziye) olarak düşünülmelidir.

Örneğin:

Anadolu coğrafyasında Toros Dağları'ında bir kelebeğin kanat çırpmasıyla havada oluşan dalgalar, Afganistan'da bardaktan boşanırcasına yağmur yağmasına sebep olabilir.

Bu basit, yalın, ama bir hayli önemli sayılması gereken fizik yasası, aynı zamanda küresel politika için de geçerli değil mi?

Çünkü, aynı ve ayrı dalga boylarında sosyo-politik, sosyo-ekonomik ve hatta sosyo-piskolojik düzlemdeki alt sistemler, büyük dünya sistemini

oluştururlarken, birbirleriyle iletişim ve etkileşim içindedirler.

Karşımızda son derecede ilginç bir örnek var:

Yirminci yüzyıl siyasal ve ekonomik bağımsızlık savaşlarının verildiği bir zaman dilimiydi.

Yirmi birinci yüzyıl ise, hem siyasal hem de bağımlılıkların yüzyılı olma rotasında şekilleniyor.

Dünyayı iyi tahlil edelim.

Ekonomik bağımsızlığa sahip ülkeler mi güçlü, bağımlılar mı?

Bir ülke ne kadar çok ticari aktiviteye, ihracat potansiyeline, alışveriş hacmine sahipse, üretim gücüne o kadar hakim.

O ülkede güven ve istikrar olduğunun kanıtı, ticaret hacmine evrensel ölçekte duyulan ve sağlanan kredibilitedir. İnsan haklarına ve

demokrasiye açılan bir Bir ülke ne kadar çok üretim, ne kadar çok ihracat ve ithalat yaparsa,

uluslar arası arenada saygınlığı da o kadardır. Pazar ararken Papua-Yeni Gine'yi bile keşfetmemizin gerekesi budur.

Beş kıtadaki farklı ülkelerin hem politik hem de ekonomik yönden bu denli birbirlerine bağımlı hale gelmelerine, aralarındaki etkileşimi ve iletişimi zorunlu kılmaktadır.

ABD ve AB'de başlayan ekonomik krizin, bir domino teorisine dönüşerek,tüm ülkelerin ekonomilerinde tahribat yaratması çağımızın iktisat anlayışının tipik bir göstergesidir.

Moskova-Tokyo-New York borsalarındaki Med-Cezir süreçleri gibi.

O nedenle, ekonomik bağımlılık süreçlerini ortaklaşa yaşayan ülkelerde açıkça gözlenen kelebek etkileri her ülkeyi ekonomik ve politik anlamda bağlamaktadır.

Çağımızın renlitesi-beğenelim, beğenmeyelim ülke ekonomilerinin karşılıklı bağımlılık içine girdiğidir.

Artık karşılıklı bağımlılık değiştirilemez küresel bir sosyo-ekonomik ilke haline gelmiştir.

SAKAT BİR MANTIKTIR BU!..

Bu konuya ekonomistlerin, politikacıların, diplomatların, medyanın bir neşter atması gerekmez mi?

Neden?

Dünya kaynaklarının beşte dördünü, dünya nüfuzunun beşte biri tüketirken, zenginler küreselleşmeden yararlanıp, sürecin sakıncalarını büyük oranda yoksullar paylaşırken;

"Devletçiliğin ekonomiden elini çekmesini dayatan" ABD'de, devletin batan finans devlerini kurtarmak için devreye girmesi, müdahale etmesi, batan şirketlere destek vermesi, kamu öncülüğünde fon oluşturması manidar değil mi? Bu örnekten ders alıyor muyuz?

Peki, bu figürler, aynı zamanda o çok meşhur "Serbest piyasa ekonomisini tanzim eden görünmez elin" sihrine ve ruhuna aykırı değil

mi?

Napolyon ; "Bir ülkenin coğrafyası, kaderidir" demişti.

Sorunu o prizmadan bakacak realist bir siyasete ihtiyacımız yok mu?

İktidar ve muhalefet, "Resepsiyon" tartışmaları yerine, bu konuları neden büyüteç altına almaz!

... Ve bu konu anlı- şanlı medyamızın ilgi ve kapsama alanına neden girmez?

Bu haber toplam 951 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.