1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kazık atmanın yeni yöntemleri
Kazık atmanın yeni yöntemleri

Kazık atmanın yeni yöntemleri

Geçen gün arkadaşımla öğle yemeğini yedik gazeteye dönüyoruz. Hava da pek güzel. Belsa Plaza'daki çaycılardan birinin önündeki taburelere oturup çay içelim dedik. Oturduğumuz masada bizden başka

A+A-

Geçen gün arkadaşımla öğle yemeğini yedik gazeteye dönüyoruz. Hava da pek güzel. Belsa Plaza'daki çaycılardan birinin önündeki taburelere oturup çay içelim dedik. Oturduğumuz masada bizden başka dört kişi daha var. Birbirlerini tanımıyorlar, ayrı ayrı gelip oturmuşlar, çay ve sigara içiyorlar.

Masadaki 45-50 yaşlarındaki adam elinde tuttuğu digital platform broşürünü kenara bıraktı. Vakit geçsin diye ben alıp okumaya başladım. Az önce broşürü bırakan adam “Sakın inanma orada yazanlara. Beni de böyle 9,99 TL diyerek kandırdılar, şimdi her ay 45 TL ödüyorum” diye seslendi. “İptal ettirsene o zaman aboneliğini” dediğimde, “İptal ettirmek için 300 TL ödemem gerekiyormuş, bir yıl mecbur ödeyeceğiz” yanıtını verdi.

Çaycı, çayları dağıtırken bizim muhabbet epey koyulaşmıştı. Masadaki 20-25 yaşlarındaki genç, internet servis sağlayıcısının “İki ay ücretsiz” kampanyasına girdikten 10 gün sonra eve fatura geldiğini anlattı. Bir başkası ayda 49 TL'ye iki yıllık sözleşme yapmış olmasına rağmen, internet ücretine yılbaşından itibaren 5 TL zam geldiğinden dert yandı.

Çay bardaklarını toplayan çocuk evlerindeki sabit telefonu kapattırmak için çok uğraştığını, ama beceremediğini. Hiç kullanmadıkları telefon için her ay ücret ödediklerini anlattı.

İkinci tur görüşmelerde banka kredi kartlarının yıllık aidatı, alındığından beri bozuk olan cep telefonunu değiştirmeyen mağaza ele alındı.

Aslında ben de bu anlatılanlara hiç yabancı değilim. Çok inatçı, ısrarcı bir kişiliğim olmasına rağmen, yapılan haksızlığa boyun eğip benden fazladan istenen paraları ödediğim oldu.

Bazı şirketler bu düzeni resmen ticaretlerinin bir parçası gibi görüyorlar. Bu tip haksız taleplerle trilyonlar kazanıyorlar. Özel çalışma grupları kurup yeni kazıklama yöntemleri geliştiriyorlar.

Tüketici yasası çıktı. Tüketici Derneği, Tüketici Masası gibi kurumlar var. Yeni Ticaret ve Borçlar Kanunu da bu tür eylemlerden vatandaşı koruyucu maddeler içeriyor. Ama insanımız uğraşamıyor. 5 TL, 15 TL için koşturamam. Avukat tutup dava açsam daha çok para öderim diye düşünerek kendisinden istenen parayı ödüyor.

Önümüzde seçim var. Parti liderleri nutuklar atıyor. Kimi açılım vaat ediyor, kimi yeni anayasa ile özgürlüklerin gelişeceğinden dem vuruyor. Tabi çok önemli şeyler söylüyorlar. Ama vatandaş bu konularla çok ilgili değil. Bir parti lideri çıkıp; “Kimse vatandaşı kazıklayamayacak, haksız ödediğiniz parayı bir telefonla geriye alacaksınız” diye nutuk atsa oylarını ikiye katlar diye düşünüyorum. Çünkü bu ülkede herkes öyle ya da böyle bu “Kazık” düzeninden nasibini almış.

Küpçü'den daha fazlasını beklerdim

Siyaset Meydanı Türkiye'nin en ünlü, en uzun soluklu tartışma programı. Ali Kırca yönetiminde 20 yıla yakın zamandan beri Türkiye televizyon seyircisini ekran başına topluyor. Son yıllarda duralama sürecine girmişti. Ali Kırca formatta önemli değişiklikler yaptı. Programa Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden, değişik siyasi görüşlerde 24 devamlı katılımcı dahil oldu.

Yeni formata sahip ilk program geçtiğimiz aylarda yayınlanırken televizyon karşısındaydım. Ali Kırca 24 devamlı katılımcısını sunarken tanıdık bir yüzle karşılaşarak heyecanlandım. İzmit'ten yakinen tanıdığım ağabeyim Mustafa Küpçü bu 24 kişi arasındaydı.

Kendime kendime “Bu program için İzmit'ten bir isim seçmem gerekse benim de tercihim Mustafa Küpçü olurdu” diye düşündüm.

Mustafa Ağabey birikim sahibi, son derece kültürlü bir insan. Üstelik bu birikimini güzel diksiyonu, yerinde vurgulamalarıyla karşısındakine son derece başarıyla aktarma yeteneğine de sahip.

İlerleyen süreçte Mustafa Küpçü'nün Siyaset Meydanı'nın yıldızı haline geleceğini düşünmüştüm. Fakat yaklaşık 10 program geçti beklediğim gibi olmadı. Her şeyden önce Küpçü son derece az söz alıyor. Bazı katılımcılar mikrofonu eline geçirip uzun uzun görüşlerini dile getiriyor. Mustafa Ağabey bazı programlarda hiç söz alamıyor, söz aldığında da son derece az konuşuyor.

Çiftçisi, Dişçisi, İşçisi içinden geldiği toplulukların derdini ulusal kanal aracılığıyla gündeme getiriyor. Bitlislisi, Mersinlisi, Urfalısı uzun uzun şehrinin tanıtımını yapıyor, şehrindeki sorunlara dikkat çekiyor.

Mustafa Küpçü ise genel konulara dikkat çekmekle yetiniyor.

Özellikle geçtiğimiz Perşembe akşamı yayınlanan programda büyük hayal kırıklığına uğradım. Ali Kırca'nın konuğu AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'ti. Son günlerde çok tartışılan alkollü içki yönetmeliği ile ilgili olarak ilk sözü Mustafa Küpçü aldı. Değerli ağabeyimden, AKP'nin en etkili isimlerinden birisini karşısına almışken şehrimizde alkollü içki satan mekanlar üzerinde kurulan baskıdan söz açmasını beklerdim. Nüfusu 1,5 milyon olmuş Kocaeli'de ne denli az içkili mekan kaldığını, mevcutların nasıl baskılara maruz kaldığını dile getirmesini isterdim.

Ne yazık ki bu konulara girmedi, kentimiz özelindeki durumdan hiç bahsetmedi. Ustam olarak kabul ettiğim ağabeyimin gelecek programlarda İzmit'in sorunlarına biraz daha fazla eğilmesini bekliyorum…

Bu haber toplam 1286 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.