1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. KENDİ  VATANDAŞINI  ZEHİRLEMEK  EN  BÜYÜK   İHANETTİR..
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

KENDİ  VATANDAŞINI  ZEHİRLEMEK  EN  BÜYÜK   İHANETTİR..

A+A-

Geçen  akşam  haber  bülteninde  dinlediğim  ve  herkesin de  benim  kadar  rahatsız  olduğuna  emin  olduğum  konuya  kafam  takıldı.. Rahatsız  oldum..Huzurum  kaçtı  ve  gururuma  dokundu..  Anlattığımda bana “ Amann  Sevcan  hanım  bu  ilk mi.?  Senelerce  aynı  olumsuzluklar içindeyiz.. Şimdi  neden  rahatsız  oldunuz ki” diyebilirsiniz.. Tamam  belki  haklısınız  dostlarım ama  bu  sefer ki  biraz  daha  sarsıcı  geldi  bana..Veya  bu  kez  daha  bir  başka   dokundu  kanıma.. Yahu  insan  kendi  vatandaşını  nasıl  zehirler.? Nedeni mi.? Para..  Bütün  bunlar sadece  para  için.. Anlayacağınız, bizim  üreticimiz  bizi,  yani  kendi  toplumunu  üç  kuruş  adına  zehirliyor.. Bu  durum  uzun  yıllardır  yaşanıyor  biliyorum.. Ancak  üreticinin  mazeretleri  ve  bize  geçirdiği  algı,  fazlaca  üzerinde  durmamıza  engel  oldu  diye  düşünüyorum.. Dahası  ülkemizde  ani  ve  şok  edici  gündemlerle  yer  değiştiren  duygu  karmaşası  bu  duyarsızlığı  kamçılamışta  olabilir.. Ammaa  bu  defa  başka  dostlar.. Bu  defa  başka.. Adeta  gerçeğe  çok daha   yakın  hissediyorum  kendimi.. Hatta  aşağılanmış, önemsenmeyen  bir asalak  gibi   çaresiz.. Kaderimle  baş başa.. Uygarlığın  tek  dişi  kalmış  canavar  versiyonuyla  göz  göze,  karşı  karşıya..

  Türkiye’de  tarım  ve hayvancılık  her  ne  kadar  düşüş  yaşamış  olsa da,  gelirimizin  bir  kısmını  yaptığımız  yaş  meyve  ve  sebze  ihracatından  elde  ediyoruz.. Daha  doğrusu,  bizler  öyle  biliyoruz.. Sonra  yurt  dışına  giden  üründen   geri  kalanıyla bizler,  yani  bu  ülkenin  vatandaşı  yararlanıyor.. Çiftçi  ekip  biçme  mücadelesi  verirken  kazanacağı  parayı da  heyecanla  bekliyor  mutlaka.. Kendisinin  alın  teri  geri  dönsün,  kazansın  ve  yüzü  gülsün  istiyor  doğal  olarak.. Mahsulüneyse  zarar  gelmemesi,  böcek  yememesi  veya  başka  nedenlerle  çürümemesi  için  ilaçlama  yapıyor.. Buraya  kadar  her  şey gayet  normal.. Vee ne  yazık ki  problem  bu  arada   başlıyor.. Bilinçli mi,  bilinçsiz mi  bilmiyorum  ama  bu  zirai  ilaçlama, hem  maddi  hem de  manevi  yıkımlara  neden  oluyor.. Yıllardır  sebze  ve  meyvelerimiz  başka  ülkelerce  istenmiyor..Bakınız  yaptığım  küçük  bir  araştırmaya  göre bir  kaç  örnek  vermek  istiyorum.. ( 17/03/2009.. AB ülkeleri  yaş  meyve  ve  sebzedeki  ilaç  kalıntıları  nedeniyle  Türkiye’yi, Dominik  Cumhuriyeti  ve  Tayland  gibi aynı  risk  altında  değerlendiriyor..O günkü  UYMİB Başkanı  Dr. Salih  Çalı “ Halen  yasak  olan  tarım  ilaçlarının  Türkiye’de  kullanılıyor  olmasını  anlamak  mümkün  değil”  diyor..Çalı  şöyle  devam  etti.. “ Gelişmiş  ülkeler  bu  konuda  çok  hassas..Ancak  bizde  durum  değişmedi.. Ne  yazık ki  özellikle  tarım  ilaçları  konusunda  artık  bıçak  kemiğe  dayandı” dedi.. * ( 28/ Nisan / 2014.. Rusya2 ya  yapılan  yaş  meyve  sebze  ihracatında 40  ton  domates,  kabak  ve  patlıcan imha  edildi..Sebep  sebzelerde  ve  meyvelerde  görülen  zararlı  madde..Ve  18  Türk  şirketine  satış  yasağı  kondu..Dahası  Rusya  30  Türk  firmasına  da yasak  koyabileceği  öne  sürülüyor.. *Ziraat Mühendisleri  Odası  Başkanı  Özden  Güngör’se  tarımda  etkisini  yitirmiş  40  yıllık  ilaçların  kullanıldığını  belirterek “ Ne  yazık ki  bu  durumdan  netice  alamayan  çiftçi,  daha  çok  ilaç  kullanıyor  ve  sebze  ve  meyvede ki  kalıntı  oranı  artıyor.. Bu  konuda Tarım  Bakanlığının  denetim  ve  yaptırımları    konusunda  yetersiz  kalıyor”  dedi..İşin  düşündürücü  yanı  ihraç  edilen  sebze  ve  meyvelerin  yüzde  5’inin ihraç  edildiği,  kalan  yüzde  95’inin iç  piyasada  tüketildiğini  söyleyen  Özden  Güngör Antalya’da  hektar  başına  3,1  kilo  ilaç  kullanılıyor,  kalıntının  bu  kadar  yüksek  çıkmasının  nedeni  işte  bunlardır”  dedi..

  Şimdi  gelelim  bizi  yıkan ve  iyiden  iyiye  ihanete  uğradığımızı hissettiren  yanına.. Arkadaşlar, bu  son derece  sakıncalı  ve  kötü  hastalıklara  yol  açtığı  söylenen  ilaçların  bol  bol  sıkıldığı  o  sebze  ve  meyveleri  kimler  yiyormuş  biliyorsunuz  değil mi.?  Tabi ki  biliyorsunuz..  Bizler.. Yani  bu  ülkenin  kobaya  dönüşmüş  vatandaşı.. Para  kazanmak  için çiftçi,  üretici,  aracı  veya  daha sırada  kimler  varsa,  yurt  dışına  satamadığı  malını  bize,  hem de  çok  fahiş   fiyatlarla  satarak  para  kazanacak  ve  kazandığı  paralarla  huzur  içinde  yaşayacak..  Hadi  canım  sizde.. Bu  şahıslar  belki  para  kazanacaklar  ama  huzur  içinde  yaşayabileceklerine  inanmıyorum.. Onlar  hain.. Benim ve  bu  milletin gözümde  başka  bir  tanımları  yok.. Haa  bir  şey  sormak  istiyorum.. Sizler  o  ilaçlı sebze  ve  meyveleri  yiyor musunuz  acaba.?  Yiyor musunuz.?  Hiç  sanmıyorum.. Duyduğumuza  göre  kendilerine veya   özel  kişilere,  başka  usullerle  yetiştirdikleri  sebze  ve  meyveyi  yediriyorlarmış.. Hiç  şaşmam,  yapar  bunlar.. Vatandaş  yavaş  yavaş  zehirleniyormuş,  kanser  hastalığı  ayyuka  çıkmış, bebekler  engelli  doğuyormuş   muş   muş  muş.. Çok  ta  dertleriydi  onların.. Dilerim  bir  gün  gelir,  yok  saydığınız  ve  önemsemediğiniz  Türk  vatandaşının  eline  muhtaç  kalırsınız.. Zaten  gidişat ta  öyle  göstermiyor mu.?.

  Evet  sevgili  okurlarım..Yazılacak  o  kadar  çok  şey  ve  söylenecek  o  kadar  çok  söz  var ki.  Gel gelelim sayfa  dar.. Ben  size  en  son  bu  konuyla  ilgili  bir  kaç  tavsiyede  bulunarak  sözlerime  nokta  koymak  istiyorum..  Bakınız sizlere  Dr.  Mehmet  Öz’den  tarım  ilaçlarını  yok  etmeye  yönelik  bir  formül  buldum.. Elinizden  geldiğince  uygulamaya  çalışın  bu  formülü.. Çünkü  bize  kendimizden  başka  dost  yok  bilesiniz..

    “ Zirai  İlaçlardan  Korunma Formülü.. *Gerekli  malzeme.. 1  bardak  su.. 1  bardak  elma  sirkesi.. 1  yemek  kaşığı  kabartma  tozu.. Yarım  limon.. 

 Hazırlanışı..*Bütün  malzemeleri  bir  kapta  iyice  karıştırın..Daha  sonra  bunları  spreyli  bir  şişeye  alın..Sebze  ve  meyvelerin  üzerine  püskürtün..5 dakika  bekledikten  sonra güzelce   durulayın.. Ve  öyle  yiyin..  Her  şeye  rağmen  afiyet  olsun..”                                                     Bizlere  bu  şekilde  ihanet  eden  herkese de  yazıklar  olsun..             

Bu yazı toplam 2256 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum